Anasayfa Makale Siber Suçlarda Ceza Muhakemesi ve 5651 Sayılı...

Makale

Bilişim suçlarının soruşturma ve kovuşturma evreleri ile 5651 sayılı Kanun'un getirdiği yükümlülükler, erişim engelleme ve içerik çıkarma kararları gibi güncel hukuki uygulamalar, uzman bir avukat perspektifiyle detaylıca incelenmektedir.

Siber Suçlarda Ceza Muhakemesi ve 5651 Sayılı Kanun Uygulamaları

Hızla gelişen teknolojiyle birlikte hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen internet, hukuki uyuşmazlıkların ve suç tiplerinin de dijital ortama taşınmasına neden olmuştur. Siber suçlar, geleneksel suçlardan farklı olarak mekân ve zaman sınırlarını aşan yapısı sebebiyle ceza adaleti sisteminde özel usul kurallarının uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Soruşturma aşamasından kovuşturmaya kadar uzanan süreçte maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, büyük ölçüde dijital delillerin toplanması ve yetkili yargı mercilerinin bilişim teknolojileri konusundaki teknik uzmanlığına bağlıdır. Bu bağlamda, Türk Ceza Muhakemesi Hukuku çerçevesinde yürütülen işlemlerin yanı sıra, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, çevrimiçi dünyadaki hukuki ve cezai sorumlulukların sınırlarını çizen en temel yasal dayanaktır. Kanun ile tanımlanan süjelerin sorumlulukları ve sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yeni yükümlülükler, bilişim hukuku uygulamalarında yeni bir dönem başlatmıştır.

Siber Suçların Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Bilişim alanındaki suçların takibi, genel kural olarak şikâyete tabi tutulmamıştır; savcılık makamı, basit bir suç şüphesini dahi öğrendiği andan itibaren re’sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür. Soruşturma aşamasında savcılık, şüphelilere ait IP adreslerini, log kayıtlarını ve bağlantı zamanı ayrıntılarını tespit ederek dijital delillerin analizini gerçekleştirir. Ancak yüksek mahkeme kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, yalnızca IP adresinin tespiti tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilmemekte; şahsın ilgili saatte sistemi gerçekten kullanıp kullanmadığı veya ağın üçüncü kişilerce ele geçirilip geçirilmediği gibi hususların uzman bilirkişi raporları ile aydınlatılması gerekmektedir. Etkili bir soruşturmanın yürütülebilmesi, delil bütünlüğünün korunması ve IP manipülasyonu ihtimallerinin elenmesi, doğrudan bu alanda eğitim almış kolluk personeline ve bilişim suçlarında uzmanlaşmış yargı mercilerine bağlıdır.

Yetki ve Görevli Mahkeme Sorunu

Bilişim suçlarının sınır aşan ve sanal karakteri, ceza yargılamalarında sıklıkla yetkisizlik kararları verilmesine ve süreçlerin uzamasına sebebiyet vermektedir. Suçun işlendiği yer ile neticenin gerçekleştiği yerin farklı olması durumunda mesafe suçları teorisi gündeme gelir. Uygulamada ve yargı içtihatlarında, genellikle mağdurun veya bilişim sisteminin bulunduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilmekle birlikte, şüphelinin fiziken eylemi gerçekleştirdiği yer mahkemeleri de yetkili olabilmektedir. Davaların görülmesinde görevli mahkeme ise yasal mevzuatımız gereğince kural olarak Asliye Ceza Mahkemeleridir. Kesintisiz suç teşkil eden fiillerde, örneğin yetkisiz erişilen bir sistemde kalmaya devam etme durumunda, hukuki kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetki kazanmaktadır. Soruşturma ve kovuşturmanın sekteye uğramaması adına yetki uyuşmazlıklarının hızlıca çözümlenmesi, maddi gerçeğe ulaşılmasında kritik bir rol oynar.

5651 Sayılı Kanun Kapsamında Sorumluluklar

İnternet ortamında gerçekleştirilen yayınların düzenli ve denetlenebilir bir zemine oturtulması amacıyla yürürlüğe giren 5651 sayılı Kanun, siber suçlarla mücadelenin temelini oluşturur. Kanun, internet ekosistemindeki aktörleri belirli kategorilere ayırarak, olası bir suç durumunda kime müracaat edileceğini ve hukuki ile cezai sorumluluğun aidiyetini netleştirmiştir. Bu düzenleme sayesinde, hukuka aykırı içeriklerle mücadelede hem idari kurumlar hem de adli merciler, yasada çerçevesi çizilen aktörler üzerinden erişim engelleme ve içerik kaldırma süreçlerini çok daha hızlı ve aktif bir biçimde yönetebilmektedir. İlgili kanun uyarınca sorumluluk rejimine tabi olan temel aktörler aşağıda maddeler halinde açıklanmıştır:

  • İçerik Sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi ve veriyi üreten, değiştiren veya sağlayan gerçek ya da tüzel kişileri ifade eder; sundukları içerikten doğrudan sorumludurlar.
  • Yer Sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri kendi sistemlerinde barındıran aktörlerdir; kural olarak barındırdıkları içeriği kontrol etmekle yükümlü olmasalar da, hukuka aykırı içerikten usulünce haberdar edildiklerinde yayından kaldırmakla mükelleftirler.
  • Erişim Sağlayıcı: İnternet kullanıcılarına ağa bağlantı imkanı sunan firmalardır ve yargı mercilerince verilen hukuka aykırı içeriklere yönelik erişim engelleme kararlarını uygulamakla görevlidirler.

Erişim Engelleme, İçerik Çıkarma ve Sosyal Ağ Sağlayıcıları

5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi, kamu düzenini sarsan belli başlı katalog suçlara (çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, intihara yönlendirme, kumar oynanması için yer sağlama vb.) dair içeriklere yönelik derhal erişim engelleme kararı alınabilmesine imkân tanımaktadır. İlerleyen yıllarda yasamıza entegre edilen 7352 sayılı yasa değişiklikleri ile yaptırımların kapsamı genişletilerek, yalnızca erişimin engellenmesi değil, aynı zamanda içeriğin yayından çıkarılması kararı verilebilmesinin de önü açılmıştır. Benzer şekilde, kişilik hakları ihlal edilen bireyler, arama motorlarındaki sonuçların isimleriyle ilişkilendirilmemesini talep ederek hukuki bir güvence olan unutulma hakkını kullanabilirler. Bu yenilikler doğrultusunda hayatımıza sosyal ağ sağlayıcı kavramı dahil edilmiştir. Sosyal ağ sağlayıcılarına; Türkiye'de temsilci bulundurma, içerik şikâyetlerine yasal sürede cevap verme ve kullanıcı verilerini yerelleştirme yükümlülükleri getirilmiş, bu emredici düzenlemelere riayet etmeyen platformlara yönelik ağır idari para cezaları yürürlüğe konulmuştur.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: