Anasayfa/ Makale/ Siber Suç Kavramı ve Hukukumuzdaki Temelleri

Siber Suç Kavramı ve Hukukumuzdaki Temelleri

Bilişim teknolojilerinin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle ortaya çıkan siber suç kavramı, hukuk sistemlerinde yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Bu makalede, siber suçların ulusal ve uluslararası hukuk alanındaki tarihsel gelişimi ile yasal dayanakları bir bilişim avukatı perspektifiyle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde bilgisayar ağlarının ve internetin küresel çapta yaygınlaşması, toplumun tüm kesimlerinin etkileşimini artırırken, bilişim suçları olarak adlandırdığımız yeni ihlal tiplerini de hukuk dünyamıza sokmuştur. Başlangıçta sadece sınırlı bir teknik bilgiye sahip beyaz yakalılar tarafından işlenen bu suçlar, teknolojinin sınırları kaldırmasıyla birlikte her kesimden failin işleyebileceği, uluslararası boyutu olan sınır aşan suçlar niteliğine bürünmüştür. Hukuki açıdan değerlendirdiğimizde, bilişim suçu kavramı yalnızca doğrudan bilgisayarları hedef alan eylemleri değil, verilerin depolanması, işlenmesi ve ağlar üzerinden aktarılması süreçlerine yönelik her türlü yasa dışı müdahaleyi kapsamaktadır. Özellikle kavram kargaşalarının önüne geçmek adına hukuki metinlerde bilgisayar suçu veya internet suçu gibi dar tanımlar yerine, çok daha geniş ve kapsayıcı olan siber suç veya bilişim suçu terminolojisinin tercih edildiğini görüyoruz. Bir bilişim hukuku uzmanı olarak altını çizmeliyim ki, siber dünyanın getirdiği hukuki ihtilafları çözebilmek için bu kavramsal çerçevenin ve yasal otoritelerin ortaya koyduğu uluslararası tanımların doğru kavranması şarttır.

Siber Suç Teriminin Kapsamı ve Hukuki Gelişimi

Hukuk doktrininde ve yasal metinlerde suçun tanımlanması, faillerin tespiti ve ceza adaletinin sağlanması açısından terminoloji büyük önem taşır. Siber suç kavramı, bir bilişim sisteminin güvenliğini, bu sisteme bağlı verileri veya sistemin kullanıcısını hedef alan ve bilişim sistemleri kullanılarak işlenebilen yasa dışı eylemleri ifade etmektedir. Amerikan doktrininde bilgisayar suçları olarak ortaya çıkan bu terim, teknolojinin gelişimiyle yetersiz kalmış ve bilişim sistemleri terimi kanunlarımıza girmiştir. Zira bilgisayar yalnızca verileri işleyen bir araç iken, bilişim; bilginin saklanmasını, ağlar üzerinden iletilmesini ve organize edilmesini sağlayan daha üst ve hukuki koruma alanı daha geniş bir kavramdır. Bu nedenle, suçun yalnızca internet üzerinden işlenmesi zorunluluğu olmadığından, ihlallerin internet suçu olarak adlandırılması da kapsayıcılık yönünden hatalı bulunmaktadır. Yasal mevzuatımızda bu eylemler, teknik gelişmelere paralel olarak daha kapsayıcı bir tanımlama olan bilişim alanında suçlar başlığıyla anılmakta ve yargı organlarımız tarafından amaca uygun olarak geniş yorumlanmaktadır.

Ulusal Hukukumuzda Bilişim Suçlarının Tarihçesi

Türk Ceza Hukuku, bilişim teknolojilerindeki gelişmelere tepkisiz kalmamış ve mevzuatını güncelleyerek bu alandaki eylemleri yaptırım altına almıştır. Bilişim suçlarının tarihsel gelişimi incelendiğinde, mevzuatımızda ilk olarak bin dokuz yüz seksen dokuz tarihli kanun tasarısında bu suçlara yer verildiği görülmektedir. Pozitif hukukumuza ilk girişleri ise bin dokuz yüz doksan bir yılında yapılan değişiklik ile mülga yedi yüz altmış beş sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde olmuştur. Bu dönemde kanun koyucu, eylemleri tanımlarken bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş sistem ifadesini kullanmış, ancak bu ibare teknolojik ilerlemeler karşısında sadece mekanik veya otomatik çalışan cihazları kapsadığı, elektromanyetik gelişmeleri dışarıda bıraktığı yönünde yoğun doktrinel eleştirilere maruz kalmıştır. Yeni dönemde hazırlanan yasal düzenlemelerle birlikte, hukuki korumanın alanını genişletmek amacıyla bilişim sistemi kavramı benimsenmiştir. Bu sayede, sadece verileri işleyen makineler değil, genel amaçlı kullanıma müsait, verileri depolayan, ileten ve organize eden tüm ağlar yasal koruma şemsiyesi altına alınmış ve bilişim ceza hukuku bugünkü modern yapısına kavuşmaya başlamıştır.

Uluslararası Hukuk Temeli ve Avrupa Sözleşmesi

Siber suçların fail ve eylem bakımından herhangi bir coğrafi mekâna veya sınıra bağlı olmaksızın, internet ağları üzerinden kolaylıkla işlenebilmesi, devletler üstü düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Nitekim suçun işlendiği yer, sonucun doğduğu yer ve mağdurun bulunduğu ülkenin farklı olabilmesi, uluslararası adli yardımlaşmayı ve ortak bir ceza politikası oluşturulmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu alandaki en kapsamlı ve temel uluslararası belge, iki bin bir tarihinde imzalanan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin de iki bin on yılında imzaladığı ve iki bin on beş yılı itibarıyla iç hukukumuzda yürürlüğe giren bu sözleşme, siber suçlarla mücadelede uluslararası iş birliğini sağlamayı hedeflemektedir. Bu tür sınır aşan ihlallerin etkili bir şekilde soruşturulabilmesi için uluslararası düzeyde hukuki bir köprü vazifesi gören sözleşmenin temel amaçları şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Taraf ülkelerin maddi ceza hukuku düzenlemelerini uyumlu ve eşgüdümlü hale getirmek.
  • Siber suçların soruşturulması ve kovuşturulması aşamalarında gerekli olan ceza muhakemesi yetkilerini yerel düzeyde güvence altına almak.
  • Delillerin hızlıca toplanmasını ve faillerin iadesini kolaylaştıracak hızlı ve etkin bir uluslararası iş birliği rejimi kurmak.
  • Bilişim suçlarının tümünde eylemlerin kasten işlenmesi şartını evrensel bir ilke olarak ceza politikalarına yerleştirmek.
İnternet üzerinden işlenen her suç bilişim suçu mu sayılır? expand_more
Hayır, bilişim suçları yalnızca internet üzerinden işlenen eylemlerle sınırlı tutulamaz. Mevzuatımızda bu eylemler, teknik gelişmelere paralel olarak daha geniş bir kavram olan "bilişim alanında suçlar" başlığı altında değerlendirilmektedir. Bu ihlallerin sadece internet suçu olarak adlandırılması, suçun doğrudan internet aracılığıyla işlenmesi zorunluluğu bulunmadığından hukuken hatalı ve eksik bir yaklaşımdır. Bilişim sistemi terimi; bilginin saklanmasını, ağlar üzerinden iletilmesini ve organize edilmesini sağlayan çok daha geniş bir hukuki koruma alanını ifade etmektedir.
Sadece bilgisayara zarar verilirse mi siber suç işlenmiş olur? expand_more
Hukuki açıdan siber suç kavramı, yalnızca doğrudan bilgisayar donanımını hedef alan eylemleri kapsamaz. Verilerin depolanması, işlenmesi ve ağlar üzerinden aktarılması gibi süreçlere yönelik her türlü yasa dışı müdahale de siber suç teşkil etmektedir. Kanunlarımızda koruma alanını genişletmek amacıyla modern "bilişim sistemi" kavramı benimsenmiş olup, verileri depolayan ve ileten tüm ağlar yasal koruma şemsiyesi altına alınmıştır. Dolayısıyla, sistemin güvenliğini, sisteme bağlı verileri veya sistemin kullanıcısını hedef alan tüm yasa dışı müdahaleler bu suçu oluşturmaktadır.
Yurt dışından beni dolandıran bir hacker Türkiye'de ceza alır mı? expand_more
Siber suçlar coğrafi bir mekana veya sınıra bağlı olmaksızın işlenebildiği için uluslararası nitelikte sınır aşan suçlar olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda failin bulunduğu yer ile sonucun doğduğu veya mağdurun bulunduğu ülkenin farklı olması durumunda uluslararası adli yardımlaşma mekanizmaları devreye girmektedir. Türkiye'nin de iç hukukuna dahil ettiği Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi sayesinde, faillerin iadesini ve delillerin toplanmasını kolaylaştıran hızlı bir uluslararası iş birliği rejimi işletilmektedir. Bu yasal düzenlemeler sayesinde yabancı bir ülkeden size karşı işlenen bir siber suçun soruşturulması ve failin cezalandırılması hukuken mümkündür.
Yanlışlıkla birinin sistemine veya verilerine girersem suç olur mu? expand_more
Bilişim ceza hukuku prensipleri ve evrensel hukuk kuralları gereği, siber suçların oluşabilmesi için eylemlerin kasten işlenmesi gerekmektedir. Tarafı olduğumuz Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi'nin temel amaçlarından biri de eylemlerin kasten işlenmesi şartını bir ilke olarak üye ülkelerin ceza politikalarına yerleştirmektir. Bu nedenle, herhangi bir hukuka aykırı kastınız olmaksızın, tamamen taksirle veya teknik bir hata sonucu başkasına ait bir sisteme girmeniz halinde kural olarak siber suç kastı oluşmayacaktır. Ancak her somut olayın teknik bulguları, ihlalin niteliği ve dijital deliller, failin gerçek iradesini ve kastını tespit etmek amacıyla adli makamlarca titizlikle incelenmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir