Makale
Kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı işlenmesi ihlallere yol açar. Bu ihlaller neticesinde veri sorumlusuna karşı haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanılarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Mağdurlar, şahıs ve mal varlığındaki kayıpların giderilmesi için hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir.
Sağlık Verisi İhlalinde Sorumluluk ve Tazminat Hakları
Kişisel sağlık verileri, niteliği gereği son derece hassas olup, bu verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi veya işlenmesi bireylerin hayatında ciddi yıkımlara yol açabilmektedir. Bir sağlık kuruluşuna tedavi amacıyla başvuran hastanın tıbbi geçmişinin izinsiz paylaşılması veya bir işverenin çalışanına ait hastalık bilgilerini sızdırması gibi durumlar, açık bir kişilik hakkı ihlali oluşturmaktadır. Hukuk sistemimizde, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu ile Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde bu tür ihlallere karşı güçlü bir koruma mekanizması öngörülmüştür. Kişisel verisi ihlal edilen mağdurlar, veri sorumlusuna veya veri işleyene karşı hukuki yollara başvurarak haklarını arayabilirler. Uygulamada bu ihlaller genellikle haksız fiil veya taraflar arasında önceden kurulmuş bir sözleşmeye aykırılık temelinde gerçekleşmektedir. İhlalin niteliğine göre zarar gören kişi, meydana gelen eksilmenin telafisi amacıyla maddi ve manevi tazminat davası açabilme imkanına sahiptir.
Haksız Fiil ve Sözleşmeye Aykırılık Bağlamında Sorumluluk
Kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı işlenmesi durumunda sorumluluğun tespiti için öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğası incelenmelidir. Eğer mağdur ile ihlali gerçekleştiren arasında herhangi bir sözleşme bulunmuyorsa, uyuşmazlık haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. Haksız fiil hükümlerine göre davanın açılabilmesi için; hukuka aykırı davranış, failin kusuru, ortaya çıkan bir zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı unsurlarının kümülatif olarak bulunması gerekmektedir. Kişiliğe yapılan her saldırı, hukuka uygunluk sebepleri bulunmadığı sürece hukuka aykırı fiil olarak kabul edilir. Diğer yandan, taraflar arasında tedavi sözleşmesi, hastaneye kabul sözleşmesi veya iş sözleşmesi gibi bir bağ varsa uyuşmazlık sözleşmesel sorumluluk kurallarına göre çözümlenir. Sözleşmeye aykırılık genellikle sır saklama ve sadakat gibi yan yükümlülüklerin ihlali, spesifik olarak da koruma yükümlülüğünün ihlali şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bir olayın aynı anda hem haksız fiil hem de sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi durumunda sebeplerin yarışması kuralı devreye girer ve hâkim, mağdura en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.
| Sorumluluk Türü | Hukuki Dayanak | Uygulama Alanı | Gerekli Şartlar |
|---|---|---|---|
| Sözleşmesel Sorumluluk | TBK m. 112 vd. | Tedavi, İş ve Hastaneye Kabul Sözleşmeleri | Borca aykırılık, Kusur, Zarar, İlliyet Bağı |
| Haksız Fiil Sorumluluğu | TBK m. 49 vd. | Sözleşme dışı hukuka aykırı işlemler | Hukuka aykırı fiil, Kusur, Zarar, İlliyet Bağı |
Sağlık Verisi İhlalinde Maddi Tazminat Talebi
Kişisel sağlık verilerinin yetkisiz kişilerle paylaşılması, mağdurun mal varlığında ölçülebilir ekonomik kayıplara neden olabilir. Bu tür zararların giderilmesi için maddi tazminat talebi gündeme gelir. Hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesi ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 11. ile 14. maddelerinden alan maddi tazminat davasında, zarara uğrayan taraf ihlali ve kusuru ispatla yükümlüdür. Maddi zarar, kişinin verileri ihlal edilmeden önceki mal varlığı durumu ile ihlalden sonraki durumu arasındaki farkı ifade eder ve fiili zarar ya da yoksun kalınan kâr şeklinde ortaya çıkabilir. Örneğin, bir sanatçının hassas bir hastalığının özel bir hastane tarafından basına sızdırılması sonucunda mevcut sözleşmelerinin iptal edilmesi fiili zarar, yeni iş görüşmelerinin reddedilmesi ise yoksun kalınan kâr olarak değerlendirilir. Mağdurun, bozulan psikolojisini düzeltmek adına yaptığı tedavi masrafları da maddi zarar kalemleri arasında hesaplanarak tazmin edilebilir.
Manevi Tazminat Davası ve Zararın Belirlenmesi
Kişisel sağlık bilgilerinin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi genellikle bireyler üzerinde telafisi güç psikolojik etkiler bırakır. Bu durum, kişinin şahıs varlığını oluşturan değerlerde eksilmeye yol açtığından, mağdurun duyduğu elem, acı ve kederin hafifletilmesi amacıyla manevi tazminat davası açılabilir. Türk hukukunda manevi tazminatın asıl amacı cezalandırma değil, uğranılan zararın denkleştirilmesi ve tatmin sağlanmasıdır. Hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken olayın özelliklerini, tarafların durumunu ve özellikle kusurun ağırlığını dikkate alarak adalete uygun bir bedel takdir eder. Tazminat bir miktar para olarak ödenebileceği gibi, mahkeme kararıyla failin kınanması veya mağdurdan özür dilenmesi gibi farklı giderim şekillerine de karar verilebilir. Şunu da belirtmek gerekir ki, zarara uğrayan kişinin rızasının hukuka ve ahlaka aykırı olması veya ihlalin sonuçlarına katlanmada ortak kusurunun bulunması hallerinde mahkeme tazminattan indirim yapma yoluna gidebilir.
GDPR Kapsamında Tazminat Yaklaşımı
Avrupa Birliği veri koruma mevzuatı olan Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) da kişisel verilerin ihlali halinde tazminat sorumluluğunu özel olarak düzenlemektedir. İlgili tüzüğün 82. maddesi uyarınca, ihlal nedeniyle maddi veya manevi zarara uğrayan herkes, veri sorumlusu ya da veri işleyenden tazminat alma hakkına sahiptir. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın güncel kararları ışığında, sadece tüzük ihlalinin gerçekleşmiş olması otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz; mutlaka somut bir zararın meydana gelmesi ve bu zarar ile ihlal arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Ayrıca, mevzuat kapsamında hükmedilen manevi tazminatın cezalandırıcı tazminat niteliğinde olmadığı, asıl hedefin mağdurun zararını telafi etmek ve gelecekteki ihlalleri engellemek olduğu açıkça benimsenmiştir.