Anasayfa/ Makale/ Mukayeseli Hukukta ve TCK'da Çalışma Hayatına Karşı Suçlar

Mukayeseli Hukukta ve TCK'da Çalışma Hayatına Karşı Suçlar

Çalışma hayatındaki ihlaller, mukayeseli hukukta özel suç tipleriyle düzenlenirken; Türk Ceza Kanunu'nda çalışma hürriyeti aleyhindeki eylemler çeşitli diğer suç kipleriyle de koruma altına alınmıştır. Bu yazıda, mukayeseli hukuk uygulamaları ve TCK'daki ilgili diğer suçlar detaylı bir hukuki perspektifle ele alınmaktadır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Çalışma hayatında karşılaşılan hukuka aykırı fiillerin cezalandırılması, yalnızca temel iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarıyla sınırlı kalmamakta; Türk Ceza Kanunu (TCK) sistematiği içerisindeki diğer genel suç tipleriyle de sağlanmaktadır. Mukayeseli hukuk sistemlerine bakıldığında ise, bazı Avrupa ülkelerinin bu tarz eylemleri oldukça spesifik, bağımsız suç tipleri olarak düzenlediği görülmektedir. Uzman bir ceza avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, çalışma ilişkileri içerisinde ortaya çıkan ihlallerin salt iş hukuku normlarıyla değil, ceza hukukunun geniş koruma kalkanıyla da güvence altına alındığı açıktır. Özellikle uluslararası boyutta emeğin sömürülmesini engellemek ve insan onurunu korumak maksadıyla, hem bölgesel düzeyde hem de ulusal yargı kararları ışığında çeşitli hukuki enstrümanlar geliştirilmiştir. Bu makalede, iş ortamındaki ağır hak ihlallerinin mukayeseli hukuktaki yeri ve hukukumuzdaki diğer suç kipleri kapsamındaki hukuki nitelendirmesi ele alınmaktadır.

Mukayeseli Hukuk Sistemlerinde Bağımsız Suç Düzenlemeleri

Mukayeseli hukuk uygulamaları incelendiğinde, çalışma ortamında işçinin onurunu zedeleyen fiillerin çeşitli ülkelerde doğrudan özel ceza normları ile korunduğu görülmektedir. Örneğin, Fransız Ceza Kanunu (m. 222-33-2) kapsamında bir kişinin haklarına, onuruna zarar veren ve mesleki geleceğini tehlikeye atan eylemler doğrudan bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, Fransız hukukunda emeğin sömürüsüne yönelik fiiller (m. 225-13) özel yaptırımlara bağlanmıştır. Benzer şekilde, Belçika Sosyal Ceza Kanunu (m. 119) çalışanların refahını zedeleyen ve psikolojik şiddet içeren eylemleri doğrudan cezalandıran kapsayıcı hükümler içermektedir. İsviçre Ceza Kanunu uygulamasında ise (m. 157), daha çok ekonomik bir yaklaşım benimsenerek mağdurun çaresizliği ve deneyimsizliğinin sömürülmesi, malvarlığına karşı işlenen suçlar kategorisinde değerlendirilmiştir. Uluslararası mahkemelerin bu konudaki tutumu, iş ilişkilerindeki güç dengesizliğinin haksız bir menfaat temini aracı olarak kullanılamayacağı yönünde birleşmektedir.

Türk Ceza Kanunu'nda Çalışma Hayatına İlişkin Diğer Suçlar

Türk Ceza Kanunu kapsamında, iş ortamında gerçekleştirilen ağır ihlaller ve baskılar yalnızca spesifik çalışma suçlarıyla sınırlı değerlendirilmemekte; eylemin niteliğine göre farklı suç tiplerinin unsurları da oluşabilmektedir. Failin mağdura yönelik gerçekleştirdiği hukuka aykırı fiillerin ağırlığı ve sürekliliği, suçun vasfını doğrudan etkilemektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, mağdurun insan onuruyla bağdaşmayan koşullara tabi kılınarak sistematik bir şekilde acı çekmesine veya aşağılanmasına neden olunması durumunda, eziyet suçunun (TCK m. 96) oluştuğu kabul edilmektedir. Yine benzer bir bağlamda, mağdurun ırk, din, cinsiyet gibi farklılıkları sebebiyle işe alınmasının engellenmesi veya olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasının önüne geçilmesi, doğrudan nefret ve ayrımcılık suçunu (TCK m. 122) meydana getirmektedir.

  • İnsan Ticareti Suçu (TCK m. 80): Bireylerin çaresizliklerinden faydalanılarak zorla çalıştırılmaları, tüketen norm niteliği taşıyan bu suç kapsamında ağır ceza yaptırımlarına tabidir.
  • Tehdit ve Cebir Suçları (TCK m. 106 ve 108): Çalışma ortamındaki temel uyuşmazlıklarda bağımsız araç fiil olarak gerçekleştirildiklerinde ayrıca cezalandırılırlar.
  • Fiyatları Etkileme Suçu (TCK m. 237): İşçi ücretlerinin hileli yollarla artıp eksilmesine neden olunması, genel ekonomik düzeni koruyan bu suç tipini oluşturur.

İnsan Ticareti ve Eziyet Kapsamındaki İhlallerin Değerlendirilmesi

Çalışma ilişkilerinin en ağır ihlal biçimleri, genellikle kişilerin hürriyetlerinin tamamen ortadan kaldırıldığı ve insan onuruna aykırı ağır koşulların dayatıldığı durumlardır. Hukuk uygulamamızda, bir kimsenin çaresizliğinden veya bağlılığından faydalanılarak çalıştırılması hallerinde, eylemin salt bir iş uyuşmazlığı olmaktan çıkıp insan ticareti suçunun koruma alanına girdiği görülmektedir. Uluslararası sözleşmelere paralel olarak şekillenen bu hükümler uyarınca, mağdurun görünüşteki rızası dahi, hukuken geçersiz sayılmaktadır. Diğer taraftan, çalışana yönelik sistematik tahakküm, sürekli bir aşağılama ve bedensel veya ruhsal acı verme iradesi taşıyorsa, burada failin doğrudan eziyet suçu kapsamında yargılanması gerekecektir. Uzman bir ceza avukatının bakış açısıyla, somut olaydaki eylemlerin sürekliliği, failin kullandığı şiddetin boyutu ve mağdurun içinde bulunduğu psikolojik veya ekonomik zayıflık, uygulanacak ceza normunun belirlenmesinde en hayati ölçütlerdir.

Patronum beni sürekli aşağılıyor ve eziyet ediyor, hapse girer mi? expand_more
Türk Ceza Kanunu kapsamında, iş ortamında maruz kaldığınız eylemlerin niteliği ve sürekliliği suçun vasfını belirlemektedir. İşvereninizin sizi insan onuruyla bağdaşmayan koşullara tabi kılması ve sistematik bir şekilde aşağılayarak acı çekmenize neden olması durumunda, eziyet suçu oluştuğu kabul edilmektedir. Somut olaydaki eylemlerin sürekliliği ve yaratılan psikolojik veya bedensel yıkım, failin doğrudan TCK madde 96 kapsamında eziyet suçundan yargılanmasını ve cezalandırılmasını gerektirecektir.
Çaresizliğimden faydalanıp beni zorla çalıştırıyorlar, rızam var desem ne olur? expand_more
Hukuk sistemimizde bir kimsenin içinde bulunduğu çaresizlikten veya bağlılığından faydalanılarak zorla çalıştırılması, salt bir iş uyuşmazlığı olmaktan çıkıp insan ticareti suçunun kapsamına girmektedir. Uluslararası sözleşmelere paralel olarak şekillenen mevzuatımız uyarınca, bu tür sömürü durumlarında mağdurun görünüşteki rızası hukuken kesinlikle geçersiz sayılmaktadır. Dolayısıyla, zorla çalıştırılma sürecinde rıza göstermiş gibi görünmeniz, faillerin TCK madde 80 uyarınca ağır ceza yaptırımlarıyla yargılanmasını engellemeyecektir.
Kadın olduğum için beni işe almadılar, bu durumun bir cezası yok mu? expand_more
İş ilişkilerinde cinsiyet, ırk veya din gibi farklılıklar temel alınarak işe alımın engellenmesi ceza hukukumuzda açıkça yaptırıma bağlanmıştır. Bir kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasının bu tür ayrımcı gerekçelerle önüne geçilmesi, nefret ve ayrımcılık suçunu meydana getirmektedir. Bu nedenle, sırf cinsiyetinizden dolayı işe alınmamanız Türk Ceza Kanunu madde 122 kapsamında suç teşkil etmekte olup, sorumlular hakkında hukuki ve cezai süreç başlatılması mümkündür.
İşverenim hileyle maaşımı düşürdü, bu bir suç değil mi? expand_more
İşvereninizin hileli yollar kullanarak ücretinizi düşürmesi veya eksiltmesi sadece iş hukuku açısından değil, ceza hukuku açısından da yaptırıma bağlanmış bir eylemdir. İşçi ücretlerinin hileli yollarla artıp eksilmesine neden olunması, genel ekonomik düzeni korumayı amaçlayan fiyatları etkileme suçunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla, maaşınız üzerinde yapılan bu hileli müdahaleler TCK madde 237 kapsamında suç teşkil ettiğinden, işvereniniz hakkında cezai yollara başvurma hakkınız bulunmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir