Mobbing, çalışma hayatında bireylerin maruz kaldığı sorunlardan biri olup, yasal düzlemde işyerinde psikolojik taciz olarak tanımlanmaktadır. Hukuki bir çerçevede mobbing iddiasının değerlendirilebilmesi için, eylemin yalnızca bir rahatsızlık vermekten öte, belirli yasal unsurları barındırması gerekmektedir. İki bin on dört yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan rehberde ifade edildiği üzere mobbing; bir veya birden fazla kişinin diğer kişilere yönelik gerçekleştirdiği, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, kişiyi yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan eylemler bütünüdür. Bu bağlamda, mağdurun kişilik değerlerine, mesleki durumuna, sosyal ilişkilerine veya sağlığına zarar veren kötü niyetli ve kasıtlı tutumlar hukuki incelemenin temelini oluşturur. Bir avukat perspektifiyle bakıldığında, her işyeri çatışmasının mobbing olarak değerlendirilemeyeceği, bu yasal unsurların eksiksiz bir şekilde oluşması gerektiği son derece açıktır.
Mobbingin Hukuki Unsurları ve Süreklilik Şartı
Bir davranışın hukuken mobbing olarak nitelendirilebilmesi için birtakım temel kriterlerin varlığı şarttır. Öncelikle, gerçekleştirilen eylemlerin kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olması, anlık bir öfke veya çatışmadan ziyade sistematik bir yıldırma politikası barındırması gerekmektedir. Hukuk doktrininde ve uygulamalarında sıkça referans alınan Leymann'ın belirlemelerine göre, bir eylemin mobbing sayılabilmesi için uygulamaların sürekliliği ve sıklığı açısından; en az altı aydır devam eden ve en az haftada bir kez tekrarlayan özellikte olması aranmaktadır. Bu süreklilik şartı, mobbingi sıradan bir işyeri anlaşmazlığından ayıran en kritik yasal unsurdur. Yargı süreçlerinde de eylemlerin sürekliliği, mağdurun sosyal koşullarının, mesleki itibarının veya sağlığının manipülasyonu açısından belirleyici rol oynar. Dolayısıyla, hukuki bir süreç başlatılmadan önce, iddia edilen psikolojik tacizin anlık mı yoksa belirli bir süreklilik dahilinde mi yürütüldüğünün titizlikle analiz edilmesi elzemdir.
Hiyerarşik Yapısına Göre Mobbing: Yatay ve Dikey Ayrımlar
Hukuk uygulamasında mobbing, taraflar arasındaki iş ilişkisi ve hiyerarşik konuma göre yapısal olarak dikey ve yatay olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Bu ayrım, gerçekleştirilen psikolojik tacizin yönünü ve niteliğini belirlemek açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir.
- Dikey Mobbing: Hiyerarşik olarak üstlerden astlara veya astlardan üstlere doğru gerçekleştirilen psikolojik taciz türüdür. Bu mobbing türü bazen her iki yönlü de olabilmekte ve doğrudan hiyerarşik gücün yansımalarını barındırmaktadır.
- Yatay Mobbing: İşyerinde aynı hiyerarşik grupta olan kişilerin birbirlerine karşı uyguladıkları davranışlardan kaynaklanan mobbing türüdür.
Eşit güçler arasında yaşanan yatay mobbing durumunda fail; ima, alay, dedikodu ve aşağılama gibi kasıtlı uygulamalarla mağduru hiyerarşik olarak daha aşağı bir pozisyona düşürmeyi hedeflemektedir. Bir avukat olarak, her iki türde de eylemin yönünün ve hiyerarşik dinamiğinin somut verilerle ortaya konmasının önemini vurgulamak gerekir.
Patronum beni sürekli eziyor, istifa edip gitmemi istiyor. Bu mobbing midir? expand_more
İşyerinde patronla bir kez tartıştık diye hemen mobbing davası açabilir miyim? expand_more
Mesai arkadaşlarım sürekli arkamdan dedikodu yapıp alay ediyor. Ne yapabilirim? expand_more
Emrimdeki çalışanlar beni takmıyor ve yıldırmaya çalışıyor. Dava açabilir miyim? expand_more
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Bizi Değerlendirin
Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.
Google'da Değerlendir