Makale
İşyerinde karşılaşılan her olumsuzluk mobbing değildir. Bir eylemin hukuken psikolojik taciz (mobbing) sayılabilmesi için sistematik, düşmanca ve etik dışı olması, ayrıca belirli bir süreklilik arz etmesi şarttır. Bu makalede mobbingin hukuki çerçevesi ve altı aylık süreklilik kriteri gibi temel unsurlar detaylıca incelenmektedir.
Mobbingin Hukuki Tanımı ve Süreklilik Şartı
İş hukukunda giderek daha fazla önem kazanan kavramlardan biri olan psikolojik taciz (mobbing), en temel ifadeyle işyerinde bir veya birkaç kişi tarafından başka bir kişiye yönelik gerçekleştirilen sistematik ve düşmanca davranışlar bütünüdür. Birçok kişi çalışma hayatında karşılaştığı olağan uyuşmazlıkları mobbing olarak nitelendirme eğiliminde olsa da hukuki açıdan bu kavramın sınırları net bir biçimde çizilmiştir. Mobbingin varlığından söz edebilmek için mağdurun çaresiz ve savunmasız hissetmesine yol açan etik dışı iletişimin varlığı aranmaktadır. İşyerinde meydana gelen her çatışma, her anlaşmazlık veya her olumsuz durum tek başına mobbing olarak adlandırılamaz. Hukuki incelemelerde iddia edilen fiillerin sıradan bir işyeri gerginliği mi yoksa kasten mağduru izole etmeye yönelik bir yıldırma politikası mı olduğu titizlikle ayırt edilmelidir.
Psikolog Heinz Leymann'a Göre Mobbing Kriterleri
Hukuki uyuşmazlıklarda mobbing iddialarının ispatı için belirli nesnel kriterlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu alanda öncü çalışmalara imza atan Psikolog Heinz Leymann'ın belirlediği kriterler, günümüz uygulamalarında da temel bir referans noktası kabul edilmektedir. Leymann’a göre bir davranışın mobbing niteliği taşıyabilmesi için öncelikle sistematik olarak gerçekleştirilen düşmanca ve etik olmayan bir iletişimin bulunması şarttır. Ancak bu eylemlerin varlığı tek başına yeterli değildir; asıl belirleyici unsur bu eylemlerin zaman içindeki sürekliliği ve sıklığıdır. Bir çalışanın maruz kaldığı olumsuz tutumların mobbing olarak değerlendirilebilmesi, olayın mağdur üzerinde yarattığı psikolojik tahribatın ve savunmasızlık hissinin de göz önünde bulundurulmasını gerektirir.
Süreklilik ve Sıklık Şartı
Psikolojik taciz iddialarında en çok tartışılan konu, eylemlerin hangi sıklıkla ve ne kadar süreyle devam etmesi gerektiğidir. Hukuki zeminde mobbing tek bir eylemle sınırlı tutulamaz; mutlaka sistematik ve devamlılığı olan bir süreç olmalıdır. Uzmanlar tarafından kabul gören genel kurala göre, hedeflenen kişiye yönelik etik dışı saldırıların en az haftada bir kez gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, bu sistematik saldırıların uzun dönemde en az altı ay boyunca devam etmesi, eylemin mobbing olarak tescillenebilmesi için aranan temel süreklilik şartını oluşturmaktadır. Gündelik çalışma ilişkileri içinde ara sıra yaşanan olağan çatışmalar ve anlaşmazlıklar, bu tür bir süreklilik ve kasıt taşımadıkça psikolojik taciz kapsamında değerlendirilmemektedir. Sürekli ve sistemli bir biçimde çalışanı yalnızlaştırmaya, cezalandırmaya ve kötü damgalamaya dönüşen eylemler ancak bu şartlar sağlandığında hukuken yaptırıma tabi tutulur.
Mobbingin Varlığını Gösteren Temel Unsurlar
İşyerlerinde yaşanan her türlü olumsuzluğun ötesinde, bir eylemin hukuken mobbing olarak tanımlanabilmesi ve yasal zeminde karşılık bulabilmesi için aşağıdaki temel unsurların bir arada bulunması büyük önem taşımaktadır:
- Sistematik Davranışlar: Eylemlerin tesadüfi olmaması, belirli bir plan ve strateji çerçevesinde yürütülmesi.
- Sıklık Derecesi: Mağdura yönelik düşmanca ve etik dışı iletişimin en az haftada bir kez tekrarlanması.
- Zaman Kriteri: Bu olumsuz eylemlerin geçici bir heves olmaktan çıkıp, uzun vadeli olarak en az altı ay sürmesi.
- Mağdur Üzerindeki Etkisi: Tüm bu sürecin sonucunda çalışanın kendisini çaresiz, yardıma muhtaç ve savunmasız hissetmesi.