Anasayfa/ Makale/ Mobbingde Cezasızlık Zırhı ve İdari Zafiyet

Mobbingde Cezasızlık Zırhı ve İdari Zafiyet

Çalışma hayatında karşılaşılan psikolojik şiddet (mobbing) vakaları, idari zafiyetler ve etkin işletilemeyen süreçler nedeniyle cezasız kalabilmektedir. Bu durum, failleri cesaretlendirirken mağdurların adalete olan inancını zedelemekte ve sistem içinde derin mesleki tahribatlara yol açan bir cezasızlık zırhı yaratmaktadır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Çalışma hayatında bireylerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü hedef alan en yıkıcı eylemlerden biri olan psikolojik şiddet, hukuk sisteminin ve idari mekanizmaların etkin çalışmadığı durumlarda kronik bir soruna dönüşmektedir. Özellikle kamu personeli ekseninde incelendiğinde, idarecilerin ve hiyerarşik üstlerin yetkilerini kötüye kullanarak çalışanlar üzerinde kurdukları ruhsal terör, sadece bireysel bir mağduriyet yaratmakla kalmamakta, kurumsal işleyişi de sarsmaktadır. Mağdurların, maruz kaldıkları duygusal saldırı ve yıldırma politikalarına karşı hukuki yollara başvurmaktan çekinmesi, kurum içindeki idari zafiyetlerin ve kayırmacılığın bir sonucudur. Faillerin, makamlarının verdiği güce dayanarak hukuki yaptırımlardan muaf kalacaklarına dair taşıdıkları inanç, çalışma barışını ortadan kaldırmaktadır. Hukuk devletinde normların herkes için eşit uygulanması esasken, uygulamada ortaya çıkan yasal boşluklar ve cezasızlık kültürü, mağdurların sesini duyuramamasına neden olmaktadır.

Mobbing Eylemlerinde İdari Zafiyetin Rolü

Kurum içindeki yöneticilerin liyakatten uzak bir şekilde yetkilendirilmesi ve amirlerin sahip oldukları gücü bir baskı aracına dönüştürmesi, mobbing olaylarının temelini oluşturmaktadır. Makamından güç alan idareciler, kendilerinden farklı düşünen ya da haklarını aramak isteyen çalışanları sindirme ve gözdağı verme amacıyla hedef alabilmektedir. Yönetim kademesindeki bu idari zafiyet, haksızlıkları örtbas etme ve kendi otoritesini sağlamlaştırma çabasıyla birleştiğinde mağdurlar için içinden çıkılmaz bir hukuki çıkmaz yaratır. Kurum içinde adaleti sağlamakla yükümlü olan yöneticilerin, etkili bir hukuki veya idari yaptırımla karşılaşmayacaklarından emin olmaları, hukuka aykırı eylemlerin pervasızca sürdürülmesine zemin hazırlamaktadır. İdarenin kendi personeline karşı tarafsızlık ve eşitlik ilkesini ihlal etmesi, mağdurların adalete erişim inancını sistematik olarak yok etmektedir.

Cezasızlık Zırhı ve Hukuki Süreçlerdeki Engeller

Bir hukuk devletinde mobbing ağır bir ihlal teşkil etse de, uygulamada karşılaşılan engeller failler için bir cezasızlık zırhını beraberinde getirmektedir. Şiddet ve mobbing eylemleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu gibi yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirilmektedir. Buna rağmen olayların ispatındaki zorluklar, delillerin karartılması ve kurumsal korumacılık mağduriyetleri derinleştirmektedir. Faillerin, nüfuz sahibi bağlantıları aracılığıyla soruşturmalardan aklanması veya uzun süren yargılama süreçlerinin sonuçsuz bırakılması, şikayet mekanizmalarını tamamen işlevsiz kılmaktadır. Olayların yargıya taşınmadan kurum içinde üstünün örtülmesi, amirlerdeki bana bir şey olmaz anlayışını pekiştirmektedir. Cezasız kalan her psikolojik taciz ve zorbalık eylemi, faili yeni ihlaller için cesaretlendirirken, emsal teşkil ederek hukuk güvenliğini sarsmaktadır.

Mobbing ve Cezasızlık Kültürünün Çalışanlar Üzerindeki Etkileri

Hukuki mekanizmaların yetersiz kaldığı veya bilinçli olarak işletilmediği idari ortamlarda, çalışanlar üzerinde telafisi imkansız zararlar doğmaktadır. Bu durumun yol açtığı sonuçları ve hukuki güvence eksikliğinin etkilerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

  • Uzun ve sonuçsuz kalan idari soruşturmalar ile adli davalar, mağdurların hakkını arama inancını zedelemektedir.
  • Şikayet etmenin durumu daha da kötüleştireceği ve sürgün gibi sonuçlar doğuracağı korkusu, mağdurları sessizlik sarmalına itmektedir.
  • Sürekli hale gelen ancak yaptırımsız kalan duygusal şiddet, çalışanlarda ağır psikosomatik rahatsızlıklara ve mesleki tükenmişliğe yol açmaktadır.
  • Faillerin ceza almadığı bir iklimde psikolojik baskı ve yıldırma, kurum içinde meşru bir yönetim ve otorite kurma aracı olarak kabul görmeye başlamaktadır.

Etkin Hukuki Mücadele ve Çözüm Yolları

Cezasızlık döngüsünün yasal zeminde kırılabilmesi, her şeyden önce idari yapıların şeffaf, denetlenebilir ve hukuka bağlı bir işleyişe kavuşturulmasıyla mümkündür. Mobbinge uğrayan personelin etkin şekilde korunması için, şikayet ve başvuru yollarının kurum içi hiyerarşiden tamamen bağımsız, tarafsız hukuki komisyonlarca değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yasal düzlemde, kamu çalışanlarını koruyan etkili düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve yargı kararlarının tavizsiz uygulanması şarttır. Yöneticilerin, haksız uygulamaları neticesinde şahsi olarak rücu mekanizmalarıyla sorumlu tutulacaklarını bilmeleri, keyfi cezalandırma politikalarının en büyük engelleyicisi olacaktır. Hukukun üstünlüğünün kayıtsız şartsız tesis edildiği ve caydırıcı cezai müeyyidelerin taviz verilmeden uygulandığı bir sistem, idari zafiyetleri ortadan kaldırarak psikolojik şiddetin önüne geçecektir.

Müdürüm bana taktı ama amir olduğu için ceza almaz diyorlar, şikayet etmeli miyim? expand_more
İşyerinde yöneticilerin makamlarından aldıkları güçle size psikolojik şiddet uygulaması ve hiyerarşik yapı nedeniyle cezasız kalacaklarına inanmaları yaygın bir idari zafiyettir. Ancak hukuki normların herkes için eşit uygulandığı bir hukuk devletinde, kimsenin böyle bir cezasızlık zırhı bulunmamaktadır. Şikayet mekanizmalarının ısrarla işletilmesi ve olayın yargıya taşınması, amirlerde oluşan "bana bir şey olmaz" anlayışını kırmak için atılması gereken en temel adımdır. Liyakatsiz yöneticilerin baskılarına boyun eğip sessiz kalmak yerine adli yollara başvurarak bu zorbalığı durdurabilirsiniz.
Şikayet edersem durumum daha kötü olur veya beni sürgün ederler diye korkuyorum, ne yapmalıyım? expand_more
Mağdurların şikayet mekanizmalarını kullandıklarında sürgün gibi sonuçlarla karşılaşacaklarına dair korkuları, onları ne yazık ki tehlikeli bir sessizlik sarmalına itmektedir. Fakat eylemsiz kalmak ve bu yaptırımsız sürecin devam etmesine izin vermek, ilerleyen süreçte ağır psikosomatik rahatsızlıklara ve derin mesleki tükenmişliğe yol açacaktır. Hukuki mücadeleden kaçınmak yerine, kurum içi hiyerarşiden tamamen bağımsız, tarafsız hukuki komisyonlar ve mahkemeler aracılığıyla haklarınızı aramanız en doğru adımdır. Yargı kararlarının tavizsiz uygulanması ile yöneticilerin hukuka aykırı sürgün ve keyfi cezalandırma politikalarının önüne geçilmesi mümkündür.
Kurum hep müdürü koruyor, doğrudan bana eziyet eden yöneticiye bedel ödetemez miyim? expand_more
Kurumların haksızlıkları örtbas etme çabası ve sahip oldukları idari zafiyetler, ne yazık ki delillerin karartılmasına ve mağduriyetlerin derinleşmesine yol açabilmektedir. Ancak açılacak davalarla yalnızca idarenin sorumluluğuna değil, hukuka aykırı davranan amirin şahsi sorumluluğuna da gidilmesi mümkündür. Yöneticilerin, yetkilerini kötüye kullanarak gerçekleştirdikleri haksız uygulamalar neticesinde rücu mekanizmaları aracılığıyla şahsen sorumlu tutulmaları yasal olarak sağlanabilir. Sorumluların şahsi malvarlıklarıyla bedel ödeyeceklerini bilmeleri, amirleri koruyan bu cezasızlık kültürünü ve korumacılık zırhını yıkacak en etkin yoldur.
Yöneticimin sürekli baskısı yüzünden ruh sağlığım bozuldu, bu durum hukuken suç mu? expand_more
İş hayatında fiziksel ve ruhsal bütünlüğünüzü hedef alarak yürütülen her türlü sistematik duygusal saldırı ve yıldırma politikası hukuka aykırıdır. Makamdan güç alınarak uygulanan bu ruhsal terör eylemleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında doğrudan yaptırıma tabidir. İşyerinde oluşan ve yasal yaptırımlardan muafmış gibi davranılan bu zorbalık eylemleri aslında hukuk sistemimizde ağır bir ihlal teşkil etmektedir. Hukuki sürecin etkin bir şekilde başlatılması ve yasal haklarınızın kullanılması ile amirinizin gerçekleştirdiği bu suç eylemlerinin cezalandırılmasını hukuken sağlayabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir