Makale
Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini ciddi şekilde zedelemektedir. 6698 sayılı Kanun kapsamında, drone kullanımı gibi yollarla verileri ihlal edilen mağdurlar, uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini genel hükümler çerçevesinde talep etme hakkına sahiptir.
KVKK İhlallerinde Tazminat Sorumluluğu
Sivil havacılık ve teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte görüntü ve ses kayıt cihazlarının yaygınlaşması, kişisel verilerin korunması alanında yeni hukuki uyuşmazlıkları beraberinde getirmiştir. Özellikle özel hayatın gizliliğinin ihlali, bu araçların ileri düzey kayıt yetenekleri nedeniyle sıkça karşılaşılan bir durumdur. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi neticesinde doğan ihlallere karşı mağdurlara hukuki koruma yolları sunmaktadır. Bu koruma yollarının en önemlilerinden biri, veri sahiplerinin uğradıkları zararların giderilmesini talep edebilecekleri tazminat sorumluluğu kurumudur. Kanun koyucu, veri ihlallerinde haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde genel hükümlere atıf yaparak, ihlale neden olan tarafların doğan zararları tazmin etmekle yükümlü olacağını açıkça belirtmiştir. Zarar gören kişilerin, kanunun kendilerine tanıdığı bu hakkı etkin bir şekilde kullanabilmeleri için tazminat şartlarının, kusur ilkesinin ve zarar kalemlerinin kapsamlı bir şekilde hukuki bir zeminde incelenmesi büyük önem taşımaktadır.
KVKK Kapsamında Tazminat Hakkının Yasal Dayanağı
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca, kişisel verileri hukuka aykırı olarak işlenen kişiler, bu sebeple zarara uğramaları hâlinde zararın giderilmesini talep etme hakkına sahiptir. Aynı kanunun 14. maddesinde ise kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ışığında, kişisel verilerin korunması hukukunda tazminat davalarının yasal dayanağını Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil sorumluluğu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, kanunda tazminat sorumluluğuna ilişkin özel bir kusursuz sorumluluk hâli öngörülmediğinden, uyuşmazlıkların çözümünde haksız fiil hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Mağdurun, verilerinin hukuka aykırı şekilde işlendiğini ve bu eylemden dolayı zarara uğradığını ispat etmesi, tazminat talebinin kabulü için bir ön koşuldur.
Sorumluluğun Doğması İçin Gereken Şartlar
Haksız fiil hükümlerine göre tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması şarttır. Öncelikle hukuka aykırı bir veri işleme eylemi gerçekleşmeli, failin bu eylemde kusurlu olması, mağdurun bir zarara uğraması ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Kusur, kasten bir davranışla gerçekleşebileceği gibi, gerekli özenin gösterilmemesi sonucu ihmali bir eylemle de ortaya çıkabilir. Örneğin, izinsiz çekim yapılıp bu görüntülerin yayınlanması suretiyle kişisel verilerin ifşa edilmesi eyleminde, eylemi gerçekleştirenlerin kusuru açıkça ortadadır. Sorumluluktan kurtulmak isteyen failin illiyet bağını kesen mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusurunu kanıtlaması gerekmektedir. İlliyet bağı kesilmediği müddetçe, zarar ile hukuka aykırı eylem arasındaki bağ hukuken geçerli kabul edilir ve tazminat yükümlülüğü devam eder.
Maddi ve Manevi Zararların Tazmini
Kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi ve işlenmesi, mağdurlar üzerinde telafisi zor hem maddi hem de manevi zararlara yol açabilmektedir. Bu zararların hukuki yollarla giderilmesi esastır. Maddi ve manevi zararların kapsamı genel hükümler çerçevesinde aşağıdaki gibi değerlendirilebilir:
- Maddi Zarar: Hukuka aykırı veri işleme eylemi neticesinde kişinin malvarlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmalardır. Örneğin, izinsiz paylaşılan görüntüler nedeniyle kişinin ticari itibarının sarsılması ve buna bağlı oluşan kazanç kayıpları maddi tazminat davalarına konu olabilir.
- Manevi Zarar: Özel hayatın gizliliğinin ve kişilik haklarının ihlal edilmesi sonucu kişinin yaşadığı elem, üzüntü, utanç ve ızdıraptır. Mahrem alanların kaydedilmesi veya izinsiz görüntülerin ifşa edilmesi, kişilerin onurunu zedeleyerek manevi tazminat taleplerine zemin hazırlar.
Zararların tazmini için açılacak davalarda, hesaplamalar ve yöntemler yine Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre hâkim tarafından tayin edilmektedir. Her somut olayın özelliği dikkate alınarak, ihlalin ağırlığına göre adil bir tazminat miktarı belirlenmelidir.