Anasayfa Makale Kişisel Verilerin Korunmasında İdari ve...

Makale

Kişisel verilerin korunması hukukunda idarenin faaliyetleri, Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından idari denetime ve idari yargı mercileri tarafından yargısal denetime tabi tutulmaktadır. Veri ihlallerine karşı veri sorumlusuna başvuru, Kurula şikayet, iptal davası ve tam yargı davası yollarıyla etkin bir hukuki koruma sağlanmaktadır.

Kişisel Verilerin Korunmasında İdari ve Yargısal Denetim

Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, kamu idarelerinin veri işleme süreçleri bağımsız denetimden muaf tutulamaz. İdarenin kişisel veri işleme faaliyetleri, gerek idari gerekse yargısal yollarla oldukça sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır. İdari denetim, temelde idari ve mali özerkliğe sahip olan Kişisel Verileri Koruma Kurumu eliyle gerçekleştirilirken; yargısal denetim Anayasa'nın 125. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu çerçevesinde idari yargı mercilerince yerine getirilmektedir. İdare, kamu gücü ayrıcalığını kullanarak tesis ettiği tüm eylem ve işlemlerinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uymak zorundadır. Bu yasal kurallara aykırı hareket edilmesi halinde, ilgili kişilerin idari mercilere başvuru yapma ve sonrasında uyuşmazlığı idari yargıya taşıma hakları doğmaktadır. Hukuka aykırı idari işlemlerin ortadan kaldırılması amacıyla iptal davası, ihlaller neticesinde ortaya çıkan zararların giderilmesi amacıyla ise tam yargı davası ikame edilerek idarenin hukuka bağlılığı güvence altına alınmaktadır.

Kişisel Verilerin Korunmasında İdari Denetim Yolları

İdarenin gerçekleştirdiği veri işleme faaliyetlerine karşı öngörülen idari denetim mekanizmasının ilk aşaması, veri sorumlusu kamu idaresine başvuru yoludur. 6698 sayılı Kanun uyarınca, kişisel verisi işlenen ilgili kişi öncelikle veri sorumlusuna yazılı olarak başvurarak verilerinin akıbetini öğrenme, düzeltilmesini veya silinmesini talep etme hakkına sahiptir. Veri sorumlusu idare, kendisine yöneltilen bu idari başvuruyu en geç otuz gün içinde ve talebin niteliğine göre en kısa sürede sonuçlandırmakla yükümlüdür. Talebin gerekçeli olarak reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresi içinde cevap verilmemesi hallerinde, ilgili kişinin cevabı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün ve herhalde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikayet hakkı bulunmaktadır. İdareye başvuru adımı, uyuşmazlığı yargı yoluna taşımak için hukuken zorunlu olmamakla birlikte Kurula şikayet mekanizmasını işletmek için zorunlu bir ön şarttır.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun İnceleme Yetkisi

İlgili kişinin usulüne uygun şikayeti üzerine veya olası ihlal iddialarının herhangi bir şekilde öğrenilmesi halinde re'sen harekete geçen Kişisel Verileri Koruma Kurulu, idarenin tüm eylem ve işlemlerini inceleme yetkisini haizdir. Şikayet başvurusunun 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun şartlarını taşıması durumunda, Kurul ihlal iddiasına münhasır olarak incelemesini yapar ve ilgililere nihai kararını tebliğ eder. İdari başvurunun zımnen reddi anlamına gelen altmış günlük cevap vermeme süresinin dolmasıyla birlikte, ilgili kişi idari yargıda süresi içerisinde dava açma hakkını elde etmektedir. Kurul, telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık koşullarının bir arada gerçekleştiğini tespit ettiği durumlarda, kamu idaresinin veri işleme veya aktarma faaliyetini durdurma kararı verebileceği gibi, saptadığı hukuka aykırılıkların giderilmesini de idareden kesin olarak talep edebilir.

İdarenin Eylem ve İşlemlerine Karşı Yargısal Denetim

İdarenin veri sorumlusu sıfatıyla yürüttüğü eylem ve işlemlerine karşı, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince yargı yolu tamamen açıktır. Ancak İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca, bu yargısal denetim yalnızca idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır; mahkemelerce yerindelik denetimi yapılması hukuken mümkün değildir. Bireyler, kişisel verilerinin ihlal edildiği iddiasıyla, idarenin ülke çapındaki düzenleyici işlemlerine veya bireysel işlemlerine karşı idari yargıda iptal davası ve idari eylemlerden doğan zararlar için tam yargı davası açabilirler. İlgili kişinin temel hak arama özgürlüğü kapsamında, uyuşmazlığın çözümü için idari merci olan Kurula şikayet yolunu tüketmeden doğrudan doğruya idari yargı yoluna başvurma imkanı da mevcuttur. Dava süreçlerinde, idarenin hukuk devleti ilkesine uygun hareket edip etmediği, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargı mercilerince denetlenmektedir.

İptal ve Tam Yargı Davalarının Şartları

İdari yargıda açılacak bir iptal davasında asli amaç, idari işlemin hukuka aykırılığının kesin tespiti ile hukuk aleminden ortadan kaldırılmasıdır. İptal davası açılabilmesi için davacının doğrudan bir hak ihlaline uğraması şartı aranmaz; idare hukuku prensipleri gereği meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ihlali bulunması dava ehliyeti için yeterli kabul edilmektedir. Buna karşın, idarenin kişisel veri işleme faaliyeti sırasında kusurlu davranışı sebebiyle sebep olduğu maddi veya manevi zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davası bakımından ise mutlak surette kişisel bir hak ihlali aranmaktadır. İptal ve tam yargı davaları birlikte açılabileceği gibi, iptal davasının sonuçlanmasından sonra ayrı olarak da tam yargı davası ikame edilebilir. Tesis edilen idari işleme karşı açılacak davalar, işlemin niteliğine göre mahalli idare mahkemelerinde veya ülke çapında uygulanacak idari bir düzenleyici işlem söz konusuysa ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay nezdinde görülerek karara bağlanmaktadır.

İdari Yargıda Başvurulabilecek Kanun Yolları

İlk derece idare mahkemeleri veya görev alanına giren konularda Danıştay tarafından verilen kararların hukuki ve maddi yönden denetiminin yapılması amacıyla idari yargılama usulünde çeşitli kanun yolları öngörülmüştür. Kişisel veri ihlallerine ilişkin uyuşmazlıklarda aşağıdaki kanun yollarına başvurulması mümkündür:

  • İstinaf: İlk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş kararlarının hukuki ve maddi yönden bölge idare mahkemelerince yargılamanın sınırları dahilinde yeniden incelendiği bir olağan kanun yoludur.
  • Temyiz: Bölge idare mahkemesi kararlarının yalnızca esasa ve usule ilişkin hukuka uygunluk yönünden incelenerek Danıştay tarafından denetlendiği en üst olağan kanun yoludur.
  • Yargılamanın Yenilenmesi: Kanunda sınırlı ve açık olarak sayılan ağır ihlal veya yeni durum sebepleriyle, kesinleşmiş hükmün kaldırılarak davanın yeniden görülmesini sağlayan olağanüstü bir başvuru yoludur.
  • Kanun Yararına Temyiz: Kesinleşmiş ancak hukuka aykırı sonuçlar doğuran ilk derece kararlarının Danıştay Başsavcısının başvurusuyla kanun yararına bozulmasını sağlayan olağanüstü mekanizmadır.
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: