Makale
Kişisel Verilere Erişim Hakkı:, Amacı ve Yasal Dayanakları
Teknolojik gelişmelerin ivme kazanması ve dijitalleşmenin hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, bireylerin kişisel verileri üzerindeki hakimiyetlerini korumaları hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir. Kişisel verilerin korunması hakkı, ancak kişilerin kendi verilerinin nasıl işlendiğini denetleyebilmesi ve bu sürece müdahale edebilmesi ile etkin bir şekilde kullanılabilir. İşte bu noktada erişim hakkı, ilgili kişinin kendi kişisel verileri üzerinde kontrol sahibi olmasını sağlayan temel bir hukuki enstrüman olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü kapsamında hem de ulusal mevzuatımızda teminat altına alınan bu hak, bireylerin şeffaflık beklentilerini karşılamakta ve hukuka aykırı işlemelerin önüne geçilmesinde kalkan görevi görmektedir. Bireyin kendi geleceğini belirleyebilmesi ve anayasal güvence altındaki haklarını aktif bir şekilde kullanabilmesi, öncelikle kendi verilerine ne olduğunu ve ne olacağını bilmesine bağlıdır.
Erişim Hakkının Hukuki Tanımı ve Kapsamı
Avrupa Birliği hukukunda erişim hakkı, Genel Veri Koruma Tüzüğü madde 15 kapsamında son derece detaylı bir biçimde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre bireyler, kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini teyit etme, işleniyorsa bu verilere erişme ve işleme faaliyetinin şeffaflığına yönelik bilgi alma yetkisine sahiptir. Türk hukukunda ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 11'de açıkça bu spesifik terim kullanılmamış olsa da, hakkın unsurları tek tek sayılmıştır. Bireylerin kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, işlenme amacını ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme gibi yetkileri, hukuken bu hakkın bizzat kendisini oluşturmaktadır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarında da bu durum vurgulanmış ve bilgi talep etme hakkının özünde veriye ulaşmayı da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, 1982 Anayasası'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan özel hayatın gizliliği kapsamında, herkesin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme hakkı en üst normla korunmaktadır.
Erişim Hakkının Temel Amacı
Bu hakkın merkezinde yatan birincil amaç, bireylerin kendi verileri üzerinde hakimiyet kurması ve bu verilerin akıbetini sağlayabilmesidir. Hukuki perspektiften değerlendirildiğinde söz konusu yetki, kişilere verilerinin nasıl işlendiği konusunda yeterli bilgi sunarak, işlemenin yasallığını ve içeriklerin doğruluğunu teyit etme imkânı tanır. İlgili düzenlemelerin gerekçelerinde de vurgulandığı üzere, her birey hukuka uygunluğu bilmek ve doğrulamak amacıyla bu mekanizmayı makul aralıklarla kullanabilmelidir. İşlemenin hukuka aykırı olması ihtimalinde dahi elde edilen bilgilerin değiştirilmeden ilgiliye sunulması şarttır; zira birey ancak bu sayede düzeltme veya silme gibi yollara etkin bir biçimde başvurabilir. Avrupa Birliği Adalet Divanı içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, bireylerin talepte bulunmak için herhangi bir gerekçe göstermek zorunda olmamaları, bunun salt şeffaflık ve denetim amacına hizmet eden temel bir yetki olduğunu kanıtlamaktadır.
Erişim Hakkının Tarihsel ve Uluslararası Yasal Dayanakları
Kişisel verilere yönelik şeffaflık ihtiyacının tarihsel gelişimi, veri işleme teknolojilerinin ilerlemesiyle paralel bir seyir izlemiştir. İlk olarak Almanya ve Fransa'daki veri koruma kanunlarında şekillenen bu yapı, uluslararası arenada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla geliştirilmiştir. Yüksek mahkeme, bireylerin kendi geçmiş kayıtlarına ulaşımını, devletin pozitif bir yükümlülüğü olarak değerlendirmiştir. Bununla birlikte, 1981 yılında imzalanan 108 No'lu Sözleşme, otomatik veri işlemeye karşı bireylerin korunmasında bu şeffaflık ilkesine yer veren ilk bağlayıcı uluslararası sözleşmedir. Ardından Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nın 8. maddesinde "kişisel verilerin korunması" ayrı bir temel kavram olarak düzenlenmiş ve herkese kendi verilerini öğrenme yetkisi açıkça tanınmıştır. Günümüzde ise bu alanın en kapsamlı metni olan Genel Veri Koruma Tüzüğü, şeffaflık ve denetim yetkisini modern ve küresel düzeyde bağlayıcı standartlara kavuşturmuştur.
Türk Hukukunda Erişim Hakkının Temelleri
Türk hukuk sisteminde bu hakkın hukuki çerçevesi, çok katmanlı bir yasal koruma kalkanı ile güvence altına alınmıştır. Bu yetki, normlar hiyerarşisinin en üstünden başlayarak özel kanunlara kadar uzanan sağlam bir temele oturmaktadır. Mevzuatımızdaki başlıca yasal dayanaklar ve getirdikleri güvenceler şu şekilde sıralanabilir:
- 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası: Madde 20 fıkra 3 uyarınca herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve bu kapsamda verilerini öğrenme yetkisi temel bir anayasal hak olarak düzenlenerek en üst düzeyde güvenceye kavuşturulmuştur.
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu: Kanun'un 11. maddesi, bireylerin doğrudan başvuru yaparak kişisel verilerinin akıbetini, işlenip işlenmediğini, işlenme amacını ve aktarıldığı tarafları öğrenme hakkını somutlaştıran yegane ve temel yasal dayanaktır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: İlgili yasanın 135 ve devamındaki hükümlerle, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verilmesi veya ele geçirilmesi suç sayılarak bu tür ihlaller cezai yaptırımlarla engellenmiş ve veri koruma sistemi ceza hukuku ile desteklenmiştir.
Bu yasal zemin sayesinde, bireylerin kendi verileri üzerindeki şeffaflık ve kontrol talepleri, hukuki birer alacak niteliği kazanarak uygulamada bağlayıcılık elde etmiştir.