Istisnai Definler Ve Mezarın Açılması Rehberi
İslam hukuku ve Türk mer'i mevzuatı bağlamında, standart usullerin tatbik edilemediği istisnai defin yöntemleri, denize veya buzula defin halleri, tabut kullanım şartları ve hukuki mazeretlere binaen mezarın açılması ile cenaze nakli prosedürleri detaylı bir şekilde incelenmektedir.*
İnsan yaşamının sona ermesinin ardından, cenazenin dini kurallar ve sağlık koşulları çerçevesinde toprağa defnedilmesi hem hukuki bir yükümlülük hem de toplumsal bir görevdir. Temel kural, vefat eden her bireyin kefenlenerek doğrudan toprağa ve resmi olarak belirlenmiş mezarlık alanlarına tek başına defnedilmesidir. Ancak savaş, doğal afet, salgın hastalık, deniz yolculuğu veya adli süreçler gibi olağanüstü durumlarda bu standart kuralların dışına çıkılması gerekebilir. Gerek İslam hukuku gerekse Türk mevzuatı, bu tür zorunlu haller için istisnai defin kurallarını ve mezarın açılması şartlarını titizlikle belirlemiştir. Bu hukuki metin kapsamında, denize veya buzula defin, tabutlu gömülme, toplu definler, uzuvların defni ile geçerli adli ve dini mazeretler doğrultusunda mezarın açılması (feth-i kabir) ve cenaze nakli işlemleri, güncel mevzuat ve hukuki içtihatlar ışığında ele alınacaktır.
İstisnai Defin Türleri Ve Hukuki Düzenlemeler
Hukukumuzda ve İslam doktrininde asıl olan, cenazenin toprağa verilmesidir. Ancak gemi seyahatlerinde gerçekleşen ölümlerde, cesedin bozulmadan karaya ulaştırılma imkânı bulunmuyorsa, denize defin işlemi zarureten kabul edilmektedir. Günümüz hukuki düzenlemelerinde gemiler için tıbbi rehber kuralları gereği, cesedin özel soğutucularda muhafazası esastır; denize defin ancak son çare olarak, gerekli koordinat kayıtları tutularak icra edilebilir. Aynı şekilde, buzul veya karla kaplı bölgelerde toprağa ulaşılamaması halinde, vahşi hayvan tehlikesine karşı cesedin tabutla buzula defnedilmesine izin verilmektedir.
Normal şartlarda cenazelerin tabutsuz defnedilmesi tercih edilse de, toprağın aşırı nemli ve yumuşak olması, cesedin parçalanmış olması veya bulaşıcı hastalık riski taşıması gibi hallerde tabutla defin zorunlu hale gelir. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca, salgın hastalık taşıyan cenazelerin resmi yetkililer gözetiminde sızdırmaz tabutlarla defnedilmesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, cesedin uzun süre bozulmadan korunmasını amaçlayan tahnit (mumyalama) işlemi bedenin dokunulmazlığı ilkesi gereği kural olarak yasaklanmış olup, yalnızca cenazenin uluslararası nakli veya zorunlu adli tıp incelemeleri gibi istisnai hukuki gerekçelerle uygulanabilmektedir.
Toplu Definler, Uzuvlar Ve Mezarlık Dışı Uygulamalar
Kural olarak her mezara yalnızca bir cenaze defnedilmelidir. Ancak deprem, sel gibi doğal afetler veya salgın hastalıklar neticesinde ortaya çıkan toplu ölüm vakalarında, yeterli mezar yerinin bulunamaması gibi zaruri durumlarda toplu defin yapılması hukuken ve dinen mümkündür. Bu gibi hallerde cenazelerin arasına toprak engeller konularak aynı mezara birden fazla kişinin defnedilmesine ruhsat verilmektedir. Türk hukuku da belli bir süre (en az beş yıl) geçmedikçe aynı mezara yeni defin yapılmasına izin vermemekte, ancak aile mezarlıkları uygulamalarıyla bu duruma istisna getirmektedir.
Anne karnında gelişimini tamamlamadan düşen ceninlerin veya tıbbi operasyonlarla insandan ayrılan uzuvların da tıbbi atık olarak değerlendirilmeyip, insan onuruna yaraşır biçimde beze sarılarak toprağa gömülmesi gerekmektedir. Öte yandan, mezarlık olarak belirlenmiş alanların dışına cenaze defnetmek yasaktır. Türk Ceza Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, fevkalade kamusal zorunluluklar ve Cumhurbaşkanı kararı gibi özel izinler bulunmadıkça, tahsis edilen mezarlık alanları dışına ölü gömülmesini açıkça men etmiştir.
Hukuki Ve Dini Açıdan Mezarın Açılması (Feth-i Kabir)
Defin işlemi tamamlandıktan sonra bir mezarın keyfi olarak açılması, kişinin ölümden sonraki bedeni dokunulmazlığı ilkesine aykırıdır ve kanunlarımızca suç sayılmıştır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu hükümleri gereğince, yetkili makamların izni olmaksızın mezar açan kişiler cezai yaptırımla karşı karşıya kalır. Ancak üstün bir hukuki veya dini maslahatın varlığı halinde mezarın açılmasına (feth-i kabir) sınırlı olarak izin verilmektedir. mezarın açılmasını hukuka uygun kılan temel istisnai durumlar aşağıda sıralanmıştır:
- Cumhuriyet Savcısının izniyle, şüpheli ölümlerde Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında adli tıp incelemesi ve otopsi yapılması zarureti.
- Defin yapılan arazinin veya cenazeyi saran kefenin gasp edilmiş olması nedeniyle hak sahibinin rıza göstermemesi ve iade talebi.
- Mezar yerinin su altında kalma, heyelan tehlikesi yaşaması veya imar zorunlulukları nedeniyle bölgeden yol geçirilmesi gibi durumlar.
- Defin işlemleri esnasında mezarın içerisine değerli bir maddi eşyanın düşürülmesi sonucunda malın iadesinin gerekmesi.
Cenaze Naklinde Yasal Süreler Ve Prosedürler
Zaruri bir durum olmaksızın cesedin başka bir mezarlığa veya şehre nakledilmesi, cenazenin bozulma riski ve bedene gösterilmesi gereken hürmet sebebiyle tasvip edilmemektedir. Ancak su baskını tehlikesi, adli zorunluluklar veya kanuni şartları taşıyan talepler doğrultusunda, resmi izinler alınarak cenaze nakli gerçekleştirilebilir. Mevzuatımız bu noktada toplum sağlığını korumak amacıyla son derece sıkı kurallar öngörmüştür. Kolera, veba, çiçek gibi bulaşıcı ve tehlikeli hastalıklardan vefat eden kişilerin cenazelerinin, defin tarihinden itibaren en az bir tam yıl geçmedikçe mezardan çıkarılarak nakledilmesi kesinlikle yasaktır.
Uluslararası cenaze nakillerinde ise "cenaze nakline Mahsus Beynelmilel İtilafname" kuralları devrededir. Ülke dışına veya yurt içine yapılacak uzak mesafe nakillerde sızdırmaz, özel donanımlı nakil tabutlarının kullanılması ve yol izin belgelerinin eksiksiz düzenlenmesi mecburidir. Mezar yeri mülkiyetinin yerel yönetimlerde bulunması sebebiyle, mezarın açılması ve nakil sürecindeki tüm işlemler ilgili belediyelerin sağlık kurulları ve mülki amirlerin mutlak denetimi altında yürütülmek zorundadır.