İdare Hukukunda Sahipsiz Hayvanlar: Kurumların Görev Ve Yetkileri
Sahipsiz hayvanların korunması, rehabilitasyonu ve toplum sağlığının güvence altına alınması, idare hukukumuzda mahalli idareler ve merkezi yönetime devredilmiş temel bir kamu hizmetidir. Bu makalede, belediyelerin, Tarım ve Orman Bakanlığının ve diğer idari kurulların sahipsiz hayvanlara yönelik kanuni görev ve yetkileri incelenmektedir.*
Sahipsiz hayvanların barınma, beslenme, aşılanma ve kısırlaştırılma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanarak refahlarının güvence altına alınması, sosyal hukuk devleti ilkesinin en önemli yansımalarından biridir. Bir hayvan hukuku avukatı olarak sıklıkla karşılaştığımız idari uyuşmazlıklar, idarenin bu konudaki görev ve yetkilerinin hukuki sınırlarıyla ilgilidir. Günümüzde sahipsiz hayvanların kent yaşamındaki varlığı sadece bireysel merhamet veya sivil toplumun gönüllülük esasıyla çözebileceği bir mesele olmaktan çoktan çıkmıştır. Çevre sağlığının, kamu düzeninin ve hayvan refahının birlikte tesis edilebilmesi için idarenin aktif bir şekilde planlama yapması, önlemler alması ve denetim mekanizmalarını işletmesi yasal bir zorunluluktur. Türk idare sisteminde bu husustaki yetki ve sorumluluklar ağırlıklı olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ekseninde şekillenmektedir. mahalli idarelerden merkezi kurumlara kadar uzanan bu geniş yelpazede, her bir kamu biriminin üstlendiği rol toplum sağlığı ve hayvan hakları dengesinin kurulmasında kritik bir öneme sahiptir.
Belediyelerin Sahipsiz Hayvanlara İlişkin Görev Ve Yetkileri
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun on dördüncü maddesi uyarınca belediyeler; çevre ve çevre sağlığı, temizlik, zabıta, park ve yeşil alanların düzenlenmesi ile sağlıkla ilgili tesislerin açılması gibi mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçları karşılamakla yükümlüdür. Açıkça sahipsiz hayvan ifadesi geçmese de bu görevlerin kapsamına sahipsiz hayvanlara yönelik veterinerlik ve bakım hizmetlerinin dolaylı olarak dâhil olduğu idare hukuku prensiplerince kabul edilmektedir. Daha somut yetki ve görevler ise 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile çizilmiştir. İlgili kanunun ek birinci maddesiyle büyükşehir belediyelerine, il belediyelerine ve nüfusu yirmi beş bini aşan belediyelere sahipsiz veya tehlike arz eden hayvanları barındırmak ve rehabilite etmek üzere hayvan bakımevleri kurma görevi verilmiştir. Bakımevi kurma yükümlülüğü bulunmayan belediyeler ile il özel idareleri ise sınırları içindeki hayvanları en yakın bakımevine götürmekle mükelleftir. Geçici dördüncü madde kapsamında ise belediyelerin bu hizmetleri yerine getirebilmesi için kesinleşmiş bütçe gelirlerinden belirli oranlarda kaynak ayırmaları zorunlu kılınmış, bu kaynağın başka amaçlarla kullanılamayacağı kanunla güvence altına alınmıştır.
Aşılama, Kısırlaştırma Ve Dijital Kimliklendirme İşlemleri
Belediyelerin sahipsiz hayvanlara yönelik müdahalelerinin temelinde idari ve tıbbi rehabilitasyon hizmetleri yatmaktadır. 5199 sayılı Kanun uyarınca rehabilitasyon kavramı; sahipsiz hayvanların tedavi edilmesi, parazit mücadelesinin yapılması, aşılanması, kısırlaştırılması ve dijital kimliklendirilmesi işlemlerini kapsamaktadır. Kanunun yedinci maddesinde, kontrolsüz üremenin önlenmesi amacıyla hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahalelerinin yapılması idareye emredilmiştir. Bu kapsamda belediyeler tarafından toplanarak bakımevlerine getirilen sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanlar, öncelikle müşahede alanlarına alınır ve Bakanlık veri sistemine kaydedilir. Özellikle yeni yasal düzenlemeler ışığında, rehabilite edilen köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırılması esası getirilmiştir. Diğer taraftan, sahipsiz hayvan nüfusunun kontrolü ve takibi açısından dijital kimliklendirme kritik bir idari görevdir. Hayvanların mikroçip ile kayıt altına alınması, aşı ve hastalık takibinin yapılmasını kolaylaştırdığı gibi, hayvanlarını sokağa terk eden sorumluların tespit edilerek idari yaptırımların uygulanmasına da yasal bir zemin hazırlamaktadır. Bu işlemler sadece hayvan refahını değil, toplum sağlığını korumaya yönelik temel kamu hizmetleridir.
Hayvanların İtlafı (Ötanazi) Süreçlerinde İdarenin Sınırları
Hukuki terminolojide sıklıkla ötanazi olarak geçse de iradesi bulunmayan hayvanların yaşamına son verilmesi eylemi itlaf olarak değerlendirilmelidir. 5199 sayılı Kanunun on üçüncü maddesi, idareye sahipsiz hayvanların yaşamına son verme yetkisini ancak çok istisnai ve kesin şartlar altında tanımıştır. Bir hayvan hukuku uzmanı olarak altını çizmek gerekir ki, bakımevine alınan hayvanlardan yalnızca insan ve diğer hayvanların hayatı için tehlike teşkil eden, olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlar için itlaf tedbiri uygulanabilir. Kanuni istisnalar ile insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler barındıran acil durumlar dışında; gebelik, yavrulama ve süt anneliği dönemindeki hayvanların öldürülmesi kesin bir dille yasaklanmıştır. Uygulamanın yalnızca yetkili veteriner hekim gözetiminde, en az acı veren ilaçlarla ve anestezi dozu kullanılarak gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. İdarenin bu sınırları aşan ve hukuki gerekçeden yoksun olan eylemleri açıkça hukuka aykırılık teşkil edecek ve yaptırıma tabi olacaktır.
Tarım Ve Orman Bakanlığı Ile Diğer Kurumların Rolü
Sahipsiz hayvanlara yönelik kamu hizmetleri, yerel yönetimlerin yanı sıra merkezi idarenin eşgüdümlü çalışmasını gerektirir. 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Tarım ve Orman Bakanlığına yaban hayatının korunması, hayvan hastalıklarıyla mücadele edilmesi ve hayvan refahını sağlamaya yönelik politikaların geliştirilmesi görevleri verilmiştir. Bakanlık, hayvanat bahçeleri ve doğal yaşam parklarının çalışma usullerini belirlemenin yanı sıra hayvan sağlığında kullanılan koruyucu maddelerin denetimini de yapmaktadır. Ayrıca, idari yapının karar alma süreçlerini güçlendirmek maksadıyla her ilde valinin başkanlığında toplanan İl Hayvanları Koruma Kurulları oluşturulmuştur. Bu kurullar, ilgili kamu kurumları temsilcileri ile hayvan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren önemli bir idari organdır. Kurul; sahipsiz hayvanların korunmasına dair yıllık ve uzun vadeli stratejik planlar yapmak, belediyelerin hayvan bakımevlerini denetlemek ve yerel kurumlar arasında koordinasyonu sağlamakla yetkilendirilmiştir. Dolayısıyla sahipsiz hayvanlara ilişkin idari işleyiş; merkezi denetim, yerel icra ve sivil katılım üçgeninde profesyonel bir biçimde yürütülmektedir.
İdarenin Yaptırım Yetkisi Ve İdari Para Cezaları
5199 sayılı Kanun, hayvan refahının güvence altına alınması ve kamu düzeninin korunması amacıyla idareye geniş çaplı bir denetim ile idari yaptırım yetkisi de sunmaktadır. idari yaptırımlar, işlenen eylemin ağırlığına göre şekillenerek hukuka aykırılıkların önüne geçmekte caydırıcılığı sağlamayı hedefler. Kanunun ilgili maddeleri kapsamında idarenin doğrudan görev alanına giren ve ihlali halinde yetkili mercilerce idari para cezası kesilmesini gerektiren başlıca fiiller şunlardır:
- Hayvanların ticari kazanç ya da tanıtım amacıyla hayvan refahını zedeleyecek ve onlara acı verecek şekilde kullanılması.
- Sahiplenilmiş ve dijital kaydı yapılmış evcil hayvanların sokağa terk edilmesi veya yasaların gösterdiği sahiplendirme kurallarına aykırı hareket edilmesi.
- Cerrahi müdahalelerin tıbbi zorunluluk bulunmadan ve veteriner hekim olmayan yetkisiz kişilerce yapılması.
- Hayvanlara zarar verici, onların fizyolojik sınırlarını aşan veya onları tehlikeye atacak şekilde saldırganlık içeren eğitimlerin verilmesi.
- Kanunla tehlike arz ettiği belirlenen yasaklı hayvan türlerinin üretilmesi, sahiplenilmesi, barındırılması ve satışının yapılması.
Bu yaptırımların kararlılıkla uygulanması ve idari para cezalarının tahsili, kanunla yetkilendirilmiş denetim mercileri tarafından yürütülmektedir. İdarenin caydırıcı ceza verme yetkisi, sahipsiz ve sahipli hayvanların haklarının fiiliyata dökülerek korunmasını temin eden en güçlü idari hukuki araçlardan biri konumundadır.