Makale
İşyerinde karşılaşılan her çatışma hukuken mobbing olarak nitelendirilemez. Bu makalede, bir eylemin hukuki anlamda mobbing (psikolojik taciz) sayılabilmesi için taşıması gereken temel unsurlar, mobbingin sınırları ve çalışma hayatında karşılaşılan mobbing tipolojileri uzman bir hukuki perspektifle detaylıca ele alınmaktadır.
İş Hukukunda Mobbingin Sınırları ve Tipolojisi
İş hukuku pratiğinde en sık karşılaşılan ancak ispatı ve sınırlarının tespiti en zor olan konulardan biri işyerinde psikolojik taciz yani mobbingdir. Birçok çalışan, iş ortamında yaşadığı sıradan uyuşmazlıkları veya yönetimsel kararları mobbing olarak nitelendirme eğilimindedir. Ancak hukuki bir perspektifle değerlendirildiğinde, bir eylemin mobbing sayılabilmesi için belirli yasal sınırlara ve karakteristik özelliklere sahip olması gerekmektedir. Mobbing, basit bir işyeri anlaşmazlığından ziyade, mağduru kasıtlı olarak iş ortamından dışlamayı, yıldırmayı ve psikolojik olarak yıpratmayı hedefleyen sistematik bir süreçtir. Bu bağlamda, mobbingin hukuki sınırlarının çizilmesi ve karşılaşılan eylemlerin hangi mobbing tipolojisi içerisinde yer aldığının doğru tespit edilmesi, hem işçi hem de işveren vekilleri açısından uyuşmazlığın çözümünde kritik bir rol oynamaktadır.
Mobbingin Hukuki Sınırları ve Temel Unsurları
Hukuk uygulamasında her olumsuz davranış mobbing kabul edilmez. Bir eylemin hukuken psikolojik taciz olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle sistematik ve sürekli olması gerekmektedir. Doktrinde ve bilimsel çalışmalarda genellikle kabul gören kritere göre, eylemlerin haftada en az bir kez tekrarlanması ve sürecin en az altı ay gibi uzun bir süreye yayılması aranır. Ayrıca, yapılan eylemlerin kasıtlı ve düşmanca bir tavırla gerçekleştirilmesi, mağdurun özgüvenini, savunma mekanizmalarını ve psikolojik direncini yıkmayı hedeflemesi şarttır. Mağdurun düzenli olarak aşağılanması, bilgiye erişiminin engellenmesi veya hakkında asılsız dedikodular çıkarılması gibi durumlar, sınırları aşan ve hukuki koruma gerektiren tipik yıldırma eylemi göstergeleridir. Bu sınırların doğru belirlenmesi, uyuşmazlıklarda iddiaların hukuki temele oturtulmasını sağlamaktadır.
Mobbing Tipolojisi ve Davranış Modelleri
Hukuk uyuşmazlıklarına yansıyan mobbing vakaları incelendiğinde, mağdura yöneltilen saldırıların belirli bir mobbing tipolojisi altında sınıflandırılabildiği görülmektedir. İlgili eylemler, doğrudan çalışanın çalışma koşullarını veya itibarını zedelemeye yönelik olarak gruplandırılır. Mağdurun kendisini ifade etmesinin engellenmesi veya sözünün sürekli kesilmesi iletişimi engellemeye yönelik saldırılar kapsamında değerlendirilir. Çalışanın izole edilmesi, yokmuş gibi davranılması ise sosyal ilişkilere yapılan saldırılar olarak karşımıza çıkar. Dava dosyalarında sıklıkla rastlanan asılsız dedikodu yayma, inançlarla veya özel yaşamla alay etme eylemleri çalışanın itibarına yönelik saldırılar grubundadır. Çalışana uzmanlık dışı anlamsız işler verilmesi mesleki duruma saldırı teşkil ederken; fiziksel şiddet tehdidi ve ağır bedensel işler yüklenmesi doğrudan sağlığa yönelik saldırılar sınıfına girmektedir.
Hiyerarşik Yönden Mobbing Türleri
İş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, mobbing eylemlerinin nitelendirilmesinde sadece davranışın ne olduğu değil, saldırının hangi kademeden geldiği de hiyerarşik mobbing türleri bağlamında büyük bir önem taşımaktadır. İşletme içindeki konumlara göre uygulanan psikolojik taciz, temel olarak üç ana başlıkta incelenir. İlki, işyerindeki üstlerin veya yöneticilerin, yetkilerini kötüye kullanarak astlarına uyguladıkları, yetenekleri dışı görevler verme veya mevkilerini kullanarak baskı kurma eylemleriyle kendini gösteren düşey mobbing türüdür. İkincisi, aynı hiyerarşik seviyede bulunan çalışma arkadaşları arasında görülen, çekememezlik nedeniyle ortaya çıkan asparagas haber yayma ve iftira atma eylemlerini içeren yatay mobbing durumudur. Üçüncüsü ise görece daha nadir rastlanan, astların birleşerek veya bireysel olarak amirlerini sabote ettikleri dikey mobbing eylemidir.
Derecelendirme ve Gelişim Aşamaları
İş hukuku incelemelerinde eylemlerin sınırları belirlenirken, maruz kalınan durumun şiddetini ifade eden aşamalar önemli bir yer tutar. Psikolojik taciz aniden ortaya çıkmaktan ziyade, kademe kademe oluşan sinsi bir plan olarak tezahür eder. İlk aşamada olağan bir çatışma gibi başlayan süreç, giderek saldırganlaşan eylemler halini alır. Eylemlerin şiddetine göre yapılan mobbingin derecelendirmesi şu şekildedir:
- Birinci derece mobbing: Hedefteki çalışanın durumu fark edip mücadele etmeye çalıştığı, baskı ve dışlanmaların nedenini öğrenmeye çabaladığı başlangıç safhasıdır.
- İkinci derece mobbing: Mağdurun direnme gösteremediği, süreçten kaçmasının imkânsızlaştığı ve psikolojik tahribatın iş yaşamını derinden sarsacak şekilde kronikleşmeye başladığı ileri seviye durumdur.
- Üçüncü derece mobbing: Çalışanın ruhen ve bedenen işlevselliğini yitirdiği, işine geri dönmesinin imkânsız hale geldiği ve sürecin nihai aşamasına ulaştığı en ağır evredir.