Makale
İşyerinde psikolojik taciz olarak bilinen mobbing, çalışma hayatının en karmaşık sorunlarından biridir. Bu makalede, mobbingin hukuki kapsamı, dikey ve yatay olmak üzere hiyerarşik türleri ile sürecin temel aktörleri olan mağdur, fail ve izleyiciler yasal bir perspektifle detaylıca incelenmektedir.
İş Hukukunda Mobbing: Kapsamı, Türleri ve Aktörleri
Günümüz çağdaş çalışma ilişkilerinde en sık karşılaşılan ve hukuki uyuşmazlıklara temel oluşturan meselelerin başında işyerinde psikolojik taciz, bir diğer deyişle mobbing olgusu gelmektedir. Kökeni Latince "mobile vulgus" kelimesine dayanan ve genel anlamıyla saldırmak veya rahatsız etmek manasına gelen bu kavram, işyerindeki bireylere yönelik uygulanan sistematik kötü muamele, sindirme ve aşağılama eylemlerini ifade etmektedir. Bir hukuki sorunun mobbing olarak nitelendirilebilmesi için eylemin kasıtlı, sürekli ve taraflar arasında belirli bir güç dengesizliğine dayalı olarak gerçekleşmesi zorunludur. İş hukuku uygulamalarında bu sınırların net bir biçimde çizilmesi, basit işyeri uyuşmazlıkları veya olağan mesleki stres faktörlerinin gerçek psikolojik şiddet vakalarından ayrılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu makalemizde, uzman bir hukuki perspektifle psikolojik taciz olgusunun temel kapsamını, örgüt hiyerarşisi içindeki yönüne göre ortaya çıkan türlerini ve bu karmaşık sürecin içinde yer alan tüm aktörlerin rollerini detaylıca ele alacağız.
İş Hukuku Bağlamında Mobbingin Kapsamı ve Temel Unsurları
Hukuki açıdan bir eylemin psikolojik taciz sayılabilmesi için birtakım kurucu unsurların bir araya gelmesi şarttır. Çalışma ortamında yaşanabilecek anlık öfke patlamaları, geçici stres durumları, sıradan tartışmalar veya olağan fikir ayrılıkları mobbing kapsamında değerlendirilemez. Psikolojik tacizden söz edilebilmesi için ilgili davranışların düzenli ve sistematik bir şekilde tekrarlanması, sürecin genellikle uzun bir zamana yayılması ve bu olumsuz tutumların süreklilik arz etmesi aranmaktadır. Bunun yanı sıra, fail ile mağdur arasında hiyerarşik veya fiili bir güç dengesizliği bulunmalı ve eylemler mutlaka kasıtlı saldırgan davranış niteliği taşımalıdır. İş hukuku pratiğinde ve doktrininde bu eylemler; çalışanın kendini ifade etmesinin engellenmesi, sosyal ilişkilerinin zedelenmesi, itibarına veya mesleki niteliğine yönelik asılsız saldırılar ve sağlığını tehlikeye atan zorlamalar şeklinde gruplar halinde incelenmektedir. Tüm bu kurucu unsurların varlığı, yaşanan sürecin hukuki bir temelde psikolojik şiddet olarak nitelendirilmesinin ana hatlarını oluşturmaktadır.
Hiyerarşik Yönüne Göre Mobbing Türleri
Mobbing vakaları, eylemi gerçekleştiren ile mağdur arasındaki hiyerarşik ilişkiye göre temel olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu yapısal ayrım, eylemin kaynağını ve niteliğini tespit etmekte büyük rol oynar.
Dikey Mobbing
Dikey mobbing, örgütsel hiyerarşide farklı kademelerde ve farklı statülerde yer alan çalışanlar arasında gerçekleşen psikolojik şiddet eylemleridir ve kendi içinde ikiye ayrılır. Yukarıdan aşağıya doğru mobbing, iş hayatında en sık karşılaşılan tür olup, üst düzey yöneticilerin veya işverenlerin örgüt içindeki makamlarından kaynaklanan gücü kötüye kullanarak, astlarına yönelik uyguladıkları sistematik sindirme eylemleridir. Diğer bir tür olan aşağıdan yukarıya doğru mobbing ise uygulamada daha nadir görülmekle birlikte, alt kademe çalışanların hiyerarşik olarak üstleri konumundaki kişiye karşı birleşerek psikolojik baskı kurmasıdır. Bu durum genellikle alt çalışanların amirlerinin talimatlarına kasıtlı olarak uymaması, görevleri bilerek aksatması ve nihayetinde yöneticiyi beceriksizmiş gibi göstererek üst yönetimin gözünde itibarsızlaştırmaya çalışması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Hukuki boyutta her iki durum da taraflar arasındaki statü farkının kötüye kullanımı olarak değerlendirilmektedir.
Yatay Mobbing
Yatay mobbing, örgüt hiyerarşisinde tamamen aynı kademede ve eşit statüde yer alan çalışma arkadaşları arasında meydana gelen psikolojik taciz türüdür. Çoğunlukla işyerindeki amansız rekabet, mesleki kıskançlık, çekememezlik veya kişisel çıkar çatışmaları gibi güdülerle tetiklenmektedir. Eşitler arasında gerçekleştiği için failler, mağdura karşı arzuladıkları üstünlüğü kurabilmek adına çoğunlukla gruplaşma ve sosyal dışlama yoluna giderler. Hukuki uygulamalar bağlamında incelendiğinde, üst yönetimin eşitler arasındaki bu tür sistematik çatışmalara kayıtsız kalması veya taraflardan birini koruyarak sürece göz yumması halinde, durum basit bir çalışanlar arası husumet olmaktan çıkar. Bu aşamada psikolojik şiddet zımni bir örgütsel politika haline gelir ve işverenin işçiyi gözetme borcuna aykırılık teşkil ederek kuruluşu doğrudan sorumlu hale getirir.
Mobbing Sürecinin Temel Aktörleri
İşyerinde psikolojik taciz süreci, kendi içinde farklı rollere bürünen üç temel aktör etrafında şekillenmektedir. Sürecin her bir tarafı, meydana gelen uyuşmazlığın hukuki karakterini doğrudan belirler. Bu aktörler şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
- Mobbing Uygulayanlar (Failler): Çoğunlukla sahip oldukları gücü orantısız kullanma eğiliminde olan, kendi içsel yetersizliklerini gizlemek veya hedef seçtikleri kişiyi sistemin dışına itmek amacıyla sistematik psikolojik saldırılar düzenleyen bireylerdir. Eylemleri tamamen kasıtlı ve yıkıcı bir motivasyona dayanır.
- Mobbing Mağdurları (Kurbanlar): Hukuki bağlamda her çalışan potansiyel bir mağdur adayıdır. Ancak saha incelemeleri; işine fazlasıyla sadık, yüksek başarı gösteren, dürüst veya çalışma ortamında azınlıkta kalan özelliklere sahip olan bireylerin daha sık hedef seçildiğini ortaya koymaktadır.
- Mobbing İzleyicileri: Olaylara doğrudan müdahil olmasalar dahi yaşananlara kayıtsız kalarak veya faili zımnen destekleyerek sürecin derinleşmesine zemin hazırlayan çalışanlar ve yöneticilerdir. İzleyicilerin sergilediği diplomatik, yardakçı veya sessiz kalma gibi tutumlar, işyerindeki psikolojik şiddetin yapısal bir soruna dönüşmesinde büyük rol oynar.