Makale
İş yaşamında kadın çalışanların, kadın yöneticileri veya hemcinsleri tarafından maruz kaldığı Kraliçe Arı Sendromu ve Pembe Taciz, çalışma barışını bozan çok ciddi birer mobbing türüdür. Bu durum, anayasal eşitlik ilkesine açık bir aykırılık teşkil ederek doğrudan hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
İş Hukukunda Kraliçe Arı Sendromu ve Pembe Taciz
İş hukukunda psikolojik taciz (mobbing), işyerinde çalışanlara yönelik sistematik olarak uygulanan duygusal bir baskı sürecini ifade eder. Mobbingin temelinde genellikle hiyerarşik bir güç eşitsizliği yatmaktadır. Son yıllarda çalışma hayatında kadınların daha fazla yer almasıyla birlikte, mobbingin farklı bir boyutu olan Kraliçe Arı Sendromu ve buna bağlı olarak gelişen pembe taciz kavramları dikkat çekmektedir. Çalışma yaşamında kadınların hemcinslerinden gördüğü bu psikolojik şiddet türü, yöneticilik pozisyonundaki kadınların mevcut güçlerini koruma içgüdüsüyle astlarına uyguladıkları dışlayıcı ve engelleyici davranışlar bütününü tanımlar. Hukuki bir perspektiften yaklaşıldığında, bu durum Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir. Kadınların iş hayatındaki gelişimini engelleyen bu eylemler, 2003 yılında yürürlüğe giren Yeni İş Kanunu kapsamındaki ayrımcılık yasağı bağlamında değerlendirilmeli ve yasal zeminlerde özenle ele alınmalıdır.
Hukuki Açıdan Kraliçe Arı Sendromu Kavramı
Kraliçe Arı Sendromu, literatüre ilk olarak 1974 yılında Carol Tavris, Toby Epstein Jayaratne ve Graham Staines tarafından yürütülen araştırmalar sonucunda kazandırılmıştır. Bu metafor, arı kovanındaki hiyerarşide tek bir kraliçe arının bulunması ve kendi konumunu korumak için diğer adaylarla rekabet etmesi olgusundan türetilmiştir. İş hukuku bağlamında bu sendrom, kariyer basamaklarını tırmanarak yönetici konumuna gelen kadınların, astları olan diğer kadın çalışanları birer tehdit unsuru olarak algılaması ve onların mesleki gelişimlerini engelleyecek haksız eylemlerde bulunmasıdır. Bu kişiler, güçlerini koruma içgüdüsüyle sıklıkla eril kişilik özellikleri sergileyerek tarafsız davranma yetilerini kaybetmektedirler. Astlarının gelişmesini istememe, nahoş hitap biçimleriyle küçük düşürme ve korkutarak düzen sağlama gibi eylemler, Anayasa'nın 50. maddesiyle korunan çalışma alanı güvencelerine aykırı bir psikolojik şiddet vakası olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşyerinde Pembe Taciz ve İhlal Boyutu
Kadınların, doğrudan hemcinslerinden gördüğü bu sistematik mobbing uygulamaları iş hukukunda pembe taciz olarak adlandırılmaktadır. Pembe taciz, geleneksel eril şiddet dilinin kadınlar tarafından benimsenip, yine kadınlara karşı kullanılması durumunu ifade eder. Bu eylemler yalnızca tecrübesiz veya zayıf görülen kadın çalışanlara değil, aksine mesleğinde kendini kanıtlamış ve başarılı olma potansiyeli yüksek kadınlara da uygulanmaktadır. Kaynağında somut olaylardan ziyade kıskançlık ve çekememezlik gibi duyguların yattığı bu süreçte, sendromu yaşayan yönetici, kendi korkuları sebebiyle hemcinsini hedef almaktadır. Hedef alınan çalışanın mesleki itibarının zedelenmesi ve performansının düşürülmesi, CEDAW sözleşmesi ile uluslararası güvenceye alınan fırsat eşitliği ilkesinin açık bir ihlalidir. Bu durum, Türk hukuk sisteminde çalışanların onur ve haysiyetini zedeleyen ciddi bir yasal ihlal olarak değerlendirilmektedir.
Kraliçe Arı Sendromunun Belirgin İşaretleri
İş ortamında kadın çalışanların maruz kaldığı bu özgül psikolojik baskı sürecinin somutlaştırılarak ispatlanması, iş davalarındaki hukuki süreçlerin en önemli aşamalarından biridir. Bir mobbing avukatı gözünden değerlendirildiğinde, psikolojik şiddet iddialarının ispatı sürecinde, failin ortaya koyduğu haksız ve sistematik davranışların doğru tespit edilmesi gerekmektedir. Zira bu tür davranışlar, mağdurun çalışma özgürlüğünü kısıtlayarak kanunlarda teminat altına alınan temel insan haklarını doğrudan zedelemektedir. İş hukukunda kadın çalışanlara yönelik gerçekleştirilen ve yasal dayanaktan yoksun olan bu eylemlerin varlığını saptayabilmek için belirli davranış kalıplarına dikkat edilmelidir. Kraliçe arı sendromunun ve pembe tacizin varlığını gösteren temel ihlal unsurları şunlardır:
- Ast konumundaki kadın çalışanların mesleki gelişimlerini doğrudan veya dolaylı yollarla engellemek.
- Yönetim yetkisini kötüye kullanarak diğer kadınları bir tehdit unsuru olarak görüp dışlamak.
- Astlarına yönelik nahoş ve onur kırıcı hitap biçimleri kullanarak işyerinde korku kültürü yaratmak.
- Eril yönetim tarzını ve dilini benimseyerek, hemcinslerine yönelik objektiflik ve tarafsızlık ilkesini ihlal etmek.