Anasayfa Makale İbranamenin İkale, Feragat ve Diğer Kurumlarla...

Makale

İş hukukunda sıklıkla kullanılan ibraname sözleşmesinin; feragat, ikale, makbuz, sulh sözleşmesi ve menfi borç ikrarı gibi benzer hukuki kurumlarla arasındaki temel farklar Yargıtay içtihatları ışığında incelenmektedir. Hukuki kurumların doğru nitelendirilmesi, borçların tasfiyesi sürecinde hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşımaktadır.

İbranamenin İkale, Feragat ve Diğer Kurumlarla Hukuki Farkları

Borçlar hukuku ve iş hukuku uygulamalarında, taraflar arasındaki borç ilişkisini veya münferit bir alacağı sona erdiren çeşitli hukuki işlemler bulunmaktadır. Bu işlemlerin başında gelen ibraname, alacaklının borçlusunu ifa olmaksızın borçtan kurtarmasını sağlayan iki taraflı bir hukuki işlemdir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde şekillenen bu kurum, borçluya rahat bir nefes aldırırken alacaklının kendi isteğiyle alacak hakkından vazgeçtiği önemli bir tasarruf işlemidir. Ancak doktrinde ve uygulamada ibraname belgesi; feragat, ikale (bozma sözleşmesi), makbuz, sulh sözleşmesi, arabuluculuk anlaşma belgesi, konkordato ve menfi borç ikrarı gibi birbirinden tamamen farklı hukuki niteliklere sahip kurumlarla sıklıkla karıştırılmaktadır. Her bir kurumun kendine has kuruluş şekil şartları, ispat kuralları, doğurduğu hukuki sonuçlar ve tarafların irade beyanlarının hukuki mahiyeti birbirinden oldukça farklıdır. Özellikle iş hukuku alanında zayıf konumda olan işçinin korunması ilkesi gereği, işçi ve işveren arasında imzalanan tasfiye veya ödeme belgelerinin hukuki niteliğinin titizlikle ve doğru biçimde tespit edilmesi uyuşmazlıkların adil bir şekilde çözümünde son derece kilit bir rol oynamaktadır. Bir işlemin türüne göre borcun tamamen ortadan kalkması, yalnızca talep edilebilirliğinin yitirilmesi veya sözleşme ilişkisinin bütünüyle sona ermesi gibi birbirine zıt hukuki sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

İbraname ve Feragat Arasındaki Temel Hukuki Farklar

Feragat, mevcut bir haktan veya açılmış bir davadan vazgeçmeyi içeren tek taraflı hukuki işlem niteliğindedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Alacaklı, hakkından tek taraflı bir irade beyanıyla vazgeçebilir ve bu işlemin hukuki sonuç doğurması için karşı tarafın yani borçlunun veya mahkeme hakiminin kabulüne ihtiyaç duyulmaz. Buna karşılık ibraname, alacaklı ve borçlunun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan iki taraflı tasarruf işlemi yani bir sözleşmedir. Alacaklı, tek başına bir ibraname belgesi düzenleyerek mevcut borcu sona erdiremez; borçlunun kendisine yöneltilen bu ibra önerisini kabul etmesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca feragat, maddi hukuk anlamında borcu bütünüyle sona erdirmez, yalnızca alacağın mahkemelerde talep ve dava edilme hakkını ortadan kaldırır. İbraname ise doğrudan doğruya asıl borcu ve ona bağlı faiz, kefalet, rehin gibi fer'i (yan) hakları kesin olarak söndürüp ortadan kaldırmaktadır.

Feragat kurumu ile ibra arasındaki bir diğer önemli fark, işlemlerin konusunun kesinlik derecesinde ortaya çıkar. Feragat, taraflar arasında varlığı henüz kesinleşmemiş, tartışmalı haklar için de rahatlıkla yapılabilirken, ibraname mutlaka varlığı tartışmasız olan ve doğmuş haklar üzerinden yapılır. Henüz doğmamış veya çekişmeli bir alacak ibraname konusu olamaz. Dava açılmadan önce dava hakkından kural olarak feragat edilemezken, dava dışı var olan bir haktan tek taraflı feragat mümkündür. İbranamede ise taraflar her zaman için mevcut ve muaccel bir alacağın tasfiyesi konusunda sözleşebilirler. Ayrıca feragat iradesi kayıtsız ve şartsız yapılmak zorundadır, şarta bağlı feragat hukuken geçerli kabul edilmez. Oysa ibra sözleşmesi, tarafların serbest iradesiyle belirli şartlara veya bir şarta bağlı olarak tesis edilebilir. İş hukukunda işçinin yasal haklarından önceden feragat ettiğine dair sözleşme maddeleri Yargıtay tarafından kesin hükümsüz sayılmaktadır.

İbranamenin İkale (Bozma Sözleşmesi) Kurumu İle Karşılaştırılması

İkale veya diğer adıyla bozma sözleşmesi, tarafların daha önce ortak iradeleriyle geçerli bir biçimde kurdukları sözleşme ilişkisini yine karşılıklı anlaşma yoluyla tamamen ortadan kaldırmalarıdır. İkale, doğrudan iş sözleşmesini bütünüyle sona erdirirken, ibraname sadece taraflar arasında var olan münferit bir borcu ortadan kaldırır. Bir başka deyişle, ikale geniş anlamdaki borç ilişkisini ve sözleşme bağını sona erdirirken, ibraname bu geniş ilişkiden doğan tekil alacak haklarını tasfiye etmek için kullanılır. İkale, kural olarak sürekli borç ilişkilerinde ileri etkili sonuçlar doğurur; tarafların sözleşme ilişkisini geleceğe dönük olarak bir daha hak ve borç üretmeyecek şekilde sonlandırmasını ifade eder. İbraname ise geçmişte doğmuş, tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş borçları hedef alır ve bu borçları fiilen ifa edilmeksizin bitirip tüketir. Bu yönüyle her iki kurum da şekil serbestisi çerçevesinde kurulan anlaşmalar olsalar da, hedefleri ayrışır.

Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de önemle vurgulandığı üzere, ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin hukuken ortadan kaldırılması durumunda iş ilişkisi yeni haklar ve borçlar üretmez bir hale gelir. Ancak ikale işlemi yapılmadan önce geçmiş çalışma döneminde çoktan doğmuş olan, örneğin ödenmemiş ücret veya kullandırılmamış yıllık izin ücreti gibi muaccel alacaklar, ikale sözleşmesinin doğal bir sonucu olarak kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bu muaccel ve ödenmemiş alacakların yasal olarak ortadan kalkması için tarafların ayrıca geçerli bir ibra sözleşmesi düzenlemeleri veya işverenin borcu bütünüyle ifa etmesi gerekir. Yani ikale doğrudan sözleşme bağının feshini ikame ederken, ibraname sadece bu ilişkiden süzülüp gelen parasal borçların ortadan kaldırılmasını sağlar. Bu nedenle, işverenin işçiye sunduğu bir ikale sözleşmesinin içine çeşitli ibra kayıtları eklendiğinde, bu kayıtların ibranameyi düzenleyen katı hukuk kurallarına ayrıca uygun olup olmadığı özenle değerlendirilmek zorundadır.

İbraname, Makbuz ve Alacağı Talep Etmeme Taahhüdü Farkları

Makbuz, borçlu tarafından ifanın gerçekleştirilmesinin ardından alacaklı tarafından imzalanarak borçluya verilen ve borçlanılan edimin fiilen tam veya kısmen yerine getirildiğini gösteren yazılı bir belgedir. Makbuz, maddi hukuka göre borcun ödendiğine dair yalnızca bir bilgi açıklaması veya ispat aracı iken, ibraname borcu herhangi bir fiili ifa (ödeme) olmaksızın tarafların sözleşmesiyle sona erdiren kurucu bir irade açıklamasıdır. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre borcunu ödeyen borçlunun her zaman alacaklıdan makbuz isteme hakkı vardır ve makbuz verilmesi borcun ödendiğine dair güçlü bir karine teşkil eder. İş hukuku uygulamasında, kısmi bir ödeme ihtiva eden ve işçinin gerçek hak tutarının tamamını karşılamayan ibra belgeleri makbuz hükmünde kabul edilmektedir. Başlığı ne olursa olsun, bir belgede sadece belirli bir miktar ödeme yer alıyorsa, borç ibra kurumu yoluyla değil, ifa edilen miktar kadar ifa yoluyla sona ermiş sayılır.

Alacağı talep etmeme taahhüdü ise alacaklı ve borçlunun, mevcut ve çekişmesiz bir alacağın belirli bir süre zarfında veya hiçbir zaman mahkeme önünde dava ve talep edilmeyeceği yönünde aralarında anlaştıkları bir sözleşmedir. Bu sözleşmede mevcut borç özü itibarıyla asla sona ermez, yalnızca alacaklının o borcu talep etme hakkı askıya alınır veya alacaklı bu haktan tamamen vazgeçer. İbranamede borç bütünüyle ortadan kalktığı için, asıl borca sıkı sıkıya bağlı olan rehin, kefalet, gecikme faizi, cezai şart gibi fer'i (yan) haklar da derhal sona erer. Oysa pactum de non petendo niteliğindeki alacağı talep etmeme taahhüdünde asıl borç maddi dünyada varlığını sürdürdüğünden yan haklar da yaşamaya devam eder. Alacaklı söz konusu alacağını rahatlıkla üçüncü bir kişiye temlik edebilir veya takas hakkını kullanabilir. Ancak borçluya karşı icra takibi veya dava açtığında borçlu, bu taahhüdü bir defi (savunma) olarak mahkemeye sunabilir.

Sulh Sözleşmesi, Menfi Borç İkrarı ve Diğer Kurumlar

Menfi borç ikrarı, taraflardan birinin diğerinden aslında hiçbir alacağı olmadığını kabul ettiği ve aralarındaki bu şüpheli durumu kesin olarak ortadan kaldırmayı amaçlayan özel bir sözleşmedir. Menfi borç ikrarında alacaklı sıfatını taşıyan taraf, varlığı gerçekten tartışmalı veya şüpheli olan bir alacağın mevcut olmadığını teyit eder. İbraname sözleşmesi ise hukuken mutlaka önceden doğmuş, varlığı kesin, hukuki çerçevesi belli ve tartışmasız olan alacaklar için yapılır. Eğer taraflar arasında alacağın doğup doğmadığına dair derin bir uyuşmazlık mevcutsa, bu durum ibranamenin değil, menfi borç ikrarının veya sulh sözleşmesinin doğrudan konusunu oluşturur. Türk hukukunda olmayan veya henüz doğmamış, farazi bir borç ibra edilemez. Bu itibarla, örneğin işverenin işçiye hiçbir somut borcu yokken veya borcun varlığı son derece belirsizken ondan matbu olarak alınan tasfiye belgeleri gerçek bir ibra iradesini asla yansıtmaz.

Sulh sözleşmesi, taraflar arasında süregelen hukuki ilişkiden doğan mevcut bir uyuşmazlığı veya hukuki şüpheyi, tarafların karşılıklı olarak fedakarlıklarda (tavizlerde) bulunarak kesin surette sona erdirdikleri karmaşık bir sözleşmedir. İbranamede kural olarak sadece alacaklı taraf alacağından kısmen veya tamamen vazgeçerek tek taraflı bir ödünde (fedakarlıkta) bulunurken, sulh sözleşmesinde ihtilafı bitirmek adına her iki tarafın da iddia ve taleplerinden karşılıklı olarak taviz vermesi zaruridir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu bağlamında sulh sözleşmesi, devam eden bir yargılama süreci içinde yapılırsa mahkeme içi sulh, dava açılmadan önce veya tamamen mahkeme dışında yapılırsa mahkeme dışı sulh ismini alır. İbraname ile sulh sözleşmesi dış görünüş itibarıyla birbirine çok benzese de, ibranamenin kesinleşmiş ve tartışmasız alacaklar üzerinde, sulh sözleşmesinin ise çekişmeli ve ihtilaflı alacaklar üzerinde kurulması en ayırt edici temel farktır.

Konkordato ve arabuluculuk anlaşma belgesi de ibra ile temas eden yönlere sahiptir. Konkordato, ödeme güçlüğü çeken borçlunun iflastan kurtulmak için alacaklılarıyla anlaştığı ve mahkemenin onayıyla bağlayıcılık kazanan yapılandırma sürecidir. Konkordato sonucunda borcun vade ve ifa koşulları değişirken, ibranamede borç bütünüyle biter. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesi ise tarafların iradi olarak uyuşmazlıklarını sonlandırdıkları bir maddi hukuk sözleşmesidir. Eğer bir arabuluculuk anlaşma belgesinin içeriğinde alacağın ibrasına ilişkin sarih bir hüküm bulunuyorsa, bu belgenin salt bir ibra gibi mi yoksa sulh müessesesi olarak mı değerlendirileceği Yargıtay kararlarında güncel bir tartışma konusudur. Ancak arabuluculuk anlaşma belgesi ibra içerse bile temelde tarafların aralarındaki uyuşmazlığı karşılıklı iradeyle sona erdirdikleri nevi şahsına münhasır, atipik bir alternatif uyuşmazlık çözüm kurumu olarak değerlendirilmelidir.

Hukuki Kurumların Karşılaştırmalı Tablosu

İbraname ve onunla uygulamada çok sık karıştırılan diğer hukuki tasfiye yöntemlerinin temel özelliklerini, doğurdukları hukuki sonuçları ve hukuki işlem niteliklerini birbirlerinden net bir şekilde ayırmak yasal analizler için büyük gerekliliktir. Hukuk pratiğinde, tarafların iradelerinin gerçekte hangi hukuki işleme yönelik olduğunun uzmanlarca saptanması, ileride mahkemelerde doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünde oldukça büyük bir öneme sahiptir. Sözleşmelerin yargı mercilerince yorumlanmasında, tarafların evrak üzerinde kullandıkları yanlış isimlendirmelere veya matbu başlıklara değil, her zaman gerçek ve ortak iradelerine bakılmaktadır. Bu nedenle bir belgenin başlığında büyük harflerle ibraname yazması, o belgenin hukuken kusursuz ve kesin bir ibra sözleşmesi olduğu anlamına asla gelmez. Taraflar o evrakla aslında sadece bir ifayı belgeliyor (makbuz), şüpheli bir durumu çözerek uyuşmazlığı noktalıyor (sulh) veya sadece mahkemedeki dava hakkından vazgeçiyor (feragat) olabilir. Tüm bu hukuki kurumların genel hatlarıyla yapısal ayrımını daha net bir perspektiften görebilmek adına aşağıda yer alan temel karşılaştırmalı tablo özenle hazırlanmıştır.

Hukuki Kurum İşlem Türü İlgili Olduğu Borç Sağladığı Hukuki Sonuç
İbraname İki Taraflı (Sözleşme) Kesin ve Doğmuş Borç Borcu ve fer'i hakları doğrudan ortadan kaldırır.
Feragat Tek Taraflı İşlem Dava veya Talep Hakkı Talep hakkını bitirir, maddi asıl borç kalır.
İkale İki Taraflı (Sözleşme) Tüm Sözleşme İlişkisi Geleceğe etkili olarak sözleşme bağını bitirir.
Makbuz Bilgi Açıklaması İfa Edilen Borç Miktarı İfayı (ödemeyi) belgeler, borcu ifa ile söndürür.
Sulh Sözleşmesi İki Taraflı (Sözleşme) Çekişmeli/Şüpheli Borç Karşılıklı taviz ve fedakarlıkla uyuşmazlığı çözer.

Sonuç olarak, borçlar hukuku ve iş hukuku sistematiği içinde borcu ifa dışında sona erdiren en temel hallerden biri olan ibra sözleşmesi, kendine has teknik özellikleri ve katı sınırlarıyla diğer benzer kurumlardan belirgin şekilde ayrılmaktadır. Bir tasfiye veya ödeme belgesinin sadece başlığında ibraname yazması, mahkemeler ve Yargıtay önünde o belgenin hukuken geçerli bir ibra sözleşmesi sayılması için asla yeterli bir kriter değildir. Hukuki incelemelerde belgenin tüm içeriği, tarafların karşılıklı irade beyanları, alacağın tartışmalı olup olmaması ve yerine getirilen maddi edimler yargı tarafından bir bütün olarak değerlendirilir. İbranamenin feragat gibi tamamen tek taraflı bir hukuki işlem sanılması, ikale gibi tüm sözleşme ilişkisini kökünden bitirdiği yanılgısına düşülmesi veya salt bir tahsilat makbuzu olarak hafife alınarak nitelendirilmesi, uygulamada geri dönülemez ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Tarafların, özellikle zayıfın korunduğu iş ilişkisinin sona ermesi aşamasında doğmuş borçları hukuka uygun tasfiye ederken, hangi hukuki kurumun sınırları içinde işlem yaptıklarını tam olarak bilmeleri şarttır. Tasfiye belgelerinin bu hukuki uzmanlık çerçevesinde profesyonelce düzenlenmesi hukuki güvenliğin tesisinde zorunluluktur.

10 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: