Anasayfa/ Makale/ Hukuki Açıdan Çalışan Kişiliğinin Mobbinge Etkisi

Hukuki Açıdan Çalışan Kişiliğinin Mobbinge Etkisi

İş yerinde psikolojik taciz (mobbing) vakalarında, hem mağdurun hem de failin kişilik özellikleri sürecin temel dinamiklerini oluşturur. Hukuki uyuşmazlıklarda mobbingin ispatı ve değerlendirilmesi aşamasında, çalışanın nevrotiklik, içedönüklük veya narsisizm gibi kişilik özelliklerinin mobbing algısı ve hedef seçilme üzerindeki etkisi büyüktür.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüz iş hukukunda ve çalışma yaşamında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olan psikolojik taciz, yalnızca hiyerarşik veya örgütsel yapıdan değil, aynı zamanda çalışan kişiliği ve bireysel farklılıklardan da doğrudan beslenmektedir. Mobbing davalarında olayların başlangıç ve gelişim süreçleri incelendiğinde, kişilik özelliklerinin hem failin eylemlerini şekillendirmesinde hem de mağdurun bu süreci algılama biçiminde belirleyici bir faktör olduğu görülmektedir. Uygulamada uyuşmazlıklar değerlendirilirken eylemlerin sistematikliği ve kasıt unsuru aranır. Bu noktada, mobbing mağduru veya uygulayıcısı olan kişilerin psikolojik profilleri, ihlallerin temelini anlamak için kritik bir veri sunar. Bilimsel araştırmalar, belirli kişilik tiplerinin mobbinge daha yatkın olduğunu veya çevresel uyarıcıları tehdit olarak algılama eğiliminde bulunduğunu kanıtlamaktadır. Bu nedenle, mobbing süreçlerini hukuki bir zeminde analiz ederken bireylerin çatışma yönetimi tarzlarını, duygusal kırılganlıklarını ve iletişim becerilerini göz ardı etmek mümkün değildir.

Mobbing Failinin Kişilik Özellikleri ve Hukuki Yansımaları

Hukuk pratiğinde mobbing faili, genellikle gücü elinde bulundurma arzusu taşıyan, aşırı kontrolcü ve empati yoksunu bireylerden oluşmaktadır. Failin kişilik yapısı incelendiğinde, narsistik kişilik bozukluğu, antisosyal eğilimler veya obsesif-kompulsif özellikler sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu bireyler, kendilerinden daha yetenekli veya başarılı gördükleri çalışma arkadaşlarını potansiyel bir tehdit olarak algılar ve onları sistemli bir şekilde pasifize etmeyi amaçlar. İş hukuku kapsamında mobbingin ispatı sürecinde, failin mağdura yönelik eylemlerinin kasıtlı ve sürekli olup olmadığı incelenir. Saldırganın düşük duygusal zekâ veya nevrotik korkularıyla hareket ederek mağdura yönelttiği eylemler, işverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında değerlendirilmeli ve hukuki yaptırımlara konu edilmelidir. Failin kıskançlık ve güvensizlik gibi kişisel zaafları, sistematik psikolojik şiddetin en temel motivasyon kaynağıdır.

Mobbing Mağdurunun Kişilik Yapısı ve Etkileşimi

Mobbing süreçlerinde mağdurun kişilik yapısı, saldırıların hedefi olma ve süreci algılama biçimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bilimsel veriler ışığında, nevrotiklik düzeyi yüksek, duygusal olarak kırılgan veya düşük özsaygıya sahip çalışanların çevresel stres faktörlerine daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu bireyler, iş yerindeki olumsuzlukları daha yoğun bir şekilde psikolojik tehdit olarak algılayabilirler. Öte yandan, sadece zayıf veya içedönük karakterler değil; işine aşırı adanmış, yüksek sorumluluk bilincine sahip, parlak kariyerli çalışanlar da faillerin rekabetçi duygularını tetikleyerek mobbingin hedefi olabilmektedir. Hukuki süreçlerde, mağdurun sübjektif mobbing algısı ile somut delillere dayanan objektif mobbing ayrımının yapılması şarttır. Mağdurun kişiliğinden kaynaklanan alınganlıklar veya tekil çatışmalar mobbing sayılmazken, kişinin özgüvenini yıkmaya yönelik devamlı eylemler kanun önünde açık bir ihlal olarak kabul edilmektedir.

Beş Faktör Kişilik Modeli ve MBTI Çerçevesinde Mobbing Algısı

Psikoloji literatüründe sıkça başvurulan Beş Faktör Kişilik Modeli ve MBTI testleri, mobbing davalarındaki uyuşmazlıkların kök nedenlerini anlamada hukukçulara rehberlik edebilir. Örneğin, uyumluluk ve sorumluluk düzeyi yüksek olan kişiler, işbirliğine daha açık olduklarından genellikle çatışmalardan kaçınırlar. Ancak bu uyumlu yapı, otoriter failler tarafından suistimal edilebilir. Araştırmalara göre, karar verme süreçlerinde hissetme ve duyumsama-sezgi odaklı bireyler, iş ortamındaki psikososyal risklere karşı oldukça hassastır. Sezgisel yönelimi baskın çalışanlar, iş yerindeki dışlayıcı davranışları ve adaletsizlikleri daha çabuk fark edip, bu durumları kendilerine yönelik bir tehdit olarak kodlayabilirler. Hukuki uyuşmazlıklarda bu durum, eylemlerin mağdur üzerindeki yıkıcı etkisinin tespitinde önemli bir unsurdur. Bir çalışanın sahip olduğu kişisel değerler, çatışma durumlarında göstereceği tahammül sınırını belirlediği için, iş hukuku davalarında manevi tazminat taleplerinin psikolojik dayanağını oluşturur.

Mobbing Hedefi Olmayı Etkileyen Başlıca Kişisel Faktörler

İş yerinde psikolojik yıldırma eylemlerinin kimlere yöneldiğini belirleyen bazı temel kişisel faktörler bulunmaktadır. Mahkemelere yansıyan uyuşmazlıkların temelinde çoğu zaman aşağıdaki bireysel özellikler yatmaktadır:

  • Yüksek Başarı ve Beklentiler: Hiyerarşik düzende hızlı yükselen, üstün niteliklere sahip çalışanların, yöneticiler tarafından tehdit görülmesi.
  • Nevrotiklik ve Kırılganlık: Eleştiriye karşı aşırı hassas, kaygı düzeyi yüksek bireylerin kolay hedef olarak seçilmesi.
  • Uyum Sağlama ve İtaatkârlık: Çatışmadan kaçınan, sessiz ve içedönük çalışanların, gücü kötüye kullanan faillerce sindirilmeye çalışılması.
  • Görünür Bireysel Farklılıklar: Sosyal statü bakımından gruptan ayrışan çalışanların, dışlama ve ayrımcılıkla mobbinge uğraması.

Bu durumlar, eylemlerin eşit işlem borcuna aykırılık ve ayrımcılık yasağı ihlali boyutunu da hukuki açıdan gündeme taşımaktadır.

İşyerinde çok başarılıyım diye müdürüm beni sürekli eziyor, bu mobbing sayılır mı? expand_more
Evet, uygulamada son derece başarılı ve parlak kariyere sahip çalışanların, yöneticilerin rekabetçi duygularını tetikleyerek sıklıkla mobbing hedefi olduğu görülmektedir. Hukuk pratiğimizde, narsistik veya aşırı kontrolcü kişilik özelliklerine sahip faillerin, kendilerinden daha yetenekli gördükleri çalışanları potansiyel bir tehdit olarak algılayıp onları sistemli bir şekilde pasifize etmeye çalıştıklarını biliyoruz. Eylemlerin şahsınızın özgüvenini yıkmaya yönelik ve devamlı olması halinde, bu durum kanun önünde açık bir psikolojik taciz ihlali olarak kabul edilmektedir. Bu tür eylemler hukuki açıdan eşit işlem borcuna aykırılık ve ayrımcılık yasağı ihlali olarak da değerlendirilir.
Patronumun sözlerine çok alınıyorum, ufak tartışmalarımız da oldu. Dava açabilir miyim? expand_more
Hukuki uyuşmazlıklarda eylemlerin mobbing sayılabilmesi için belirli bir sistematiklik ve kasıt barındırması şartı aranmaktadır. Sizin kendi kişilik yapınızdan kaynaklanan aşırı alınganlıklar veya iş yerinde yaşanan tekil çatışmalar hukuken mobbing olarak nitelendirilmez. Mahkemelerimiz, mağdurun sübjektif mobbing algısı ile somut delillere dayanan ve çalışanın özgüvenini yıkmayı hedefleyen objektif mobbing eylemleri arasında net bir ayrım yapmaktadır. Bu nedenle, devamlılık arz etmeyen tek seferlik bir tartışmaya veya kişisel hassasiyetinize dayanarak açılacak bir davanın ispatı hukuken oldukça zordur.
Müdürüm sırf çatışmadan kaçan sessiz biriyim diye sürekli beni eziyor. Şirket sorumlu mu? expand_more
Kesinlikle, şirketinizin yani işvereninizin işçiyi gözetme borcu kapsamında bu tür psikolojik saldırıları engelleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sessiz, içedönük ve uyum sağlayan itaatkâr çalışanların, gücü kötüye kullanan otoriter failler tarafından suistimal edilip daha kolay hedef seçildiği hukuki analizlerde sabit bir durumdur. Yöneticinizin kendi nevrotik korkularıyla veya düşük duygusal zekâsıyla hareket ederek size yönelttiği bu eylemler karşısında, doğrudan işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Maruz kaldığınız bu sistemli adaletsizliklere karşı şirketinize karşı hukuki yollara başvurma hakkınız mevcuttur.
İş yerindeki baskılar ve dışlanma yüzünden psikolojim bozuldu, tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, iş yerindeki bu psikososyal risklerin ve haksız eylemlerin üzerinizde yarattığı yıkıcı etkileri ispatlayarak manevi tazminat talebinde bulunma hakkınız vardır. Görünür bireysel farklılıkları nedeniyle gruptan ayrışan çalışanların, dışlama ve ayrımcılık yoluyla mobbinge uğraması kanun önünde açık bir ihlaldir. Çalışanın sahip olduğu kişisel değerler ve duyarlılıklar bu adaletsizliklere karşı tahammül sınırını belirlediğinden, uğradığınız duygusal çöküntü ve psikolojik tahribat iş hukuku davalarında manevi tazminatınızın temel dayanağını oluşturur. Sürekli hale gelen ve eşit işlem borcunu ihlal eden bu eylemlere karşı yasal haklarınızı yasanın öngördüğü şekilde kullanabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir