Anasayfa Makale Hayvanların Neden Olduğu Zararlarda Hukuki...

Makale

İlk Çağ hukuk sistemlerinden günümüze, hayvanların eylemleri neticesinde oluşan zararlardan doğan hukuki sorumluluklar, kusur ve kusursuz sorumluluk ekseninde şekillenmiştir. Babil, Hitit ve Roma hukuklarındaki düzenlemeler, tarım ve toplumsal düzenin korunması amacıyla hayvan malikinin tazmin yükümlülüğünün tarihsel kökenlerini oluşturur.

Hayvanların Neden Olduğu Zararlarda Hukuki Sorumluluk

Hayvanların üçüncü kişilere veya mallara verdiği zararlardan dolayı hayvan malikinin sorumlu tutulması, hukuk tarihinin en eski ve köklü tartışma alanlarından biridir. Günümüz borçlar hukuku sistemlerindeki kusursuz sorumluluk hallerinin temelini oluşturan bu ilke, Babil, Hitit ve özellikle Roma hukukunda oldukça detaylı bir biçimde düzenlenmiştir. Tarım ve hayvancılığın temel geçim kaynağı olduğu İlk Çağ toplumlarında, bir hayvanın başkasının arazisine, şahsına veya malına zarar vermesi doğrudan ekonomik ve sosyal düzeni tehdit eden bir unsur olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda, hayvanın eyleminin hukuki niteliği ve sahibinin bu eylemden doğan zararı tazmin yükümlülüğü, dönemin sosyo-ekonomik dinamikleriyle uyumlu bir biçimde yasalara derç edilmiştir. Bu makalede, hayvan idare edenin sorumluluğu kavramının antik kökenleri ve bu sorumluluğun doğasına ilişkin hukuki argümanlar, Babil, Hitit ve Roma kanunnameleri ışığında bir hayvan hukuku perspektifiyle incelenmektedir.

Babil Hukukunda İlliyet Bağı Ve Kusur Sorumluluğu

Hammurabi Kanunları, hayvanların verdiği zararlarda modern hukuktaki kusur sorumluluğuna benzer bir yaklaşım benimsemiştir. Eğer bir hayvan, sahibinin kontrolü dışında aniden bir zarara neden olursa, kural olarak hayvanın sahibine doğrudan bir sorumluluk yüklenmemektedir. Örneğin, sokakta yürüyen bir öküzün aniden yoldan geçen birine çarpıp ölümüne neden olması durumunda, kanun herhangi bir şikâyet hakkı tanımaz ve sahibini sorumlu tutmaz. Ancak, hayvanın saldırgan bir doğası olduğu biliniyor ve yetkililerce uyarılmasına rağmen sahibi gerekli önlemleri almamışsa durum değişir. Boynuzları köreltilmeyen ve başıboş bırakılan süskün bir öküzün bir insana zarar vermesi halinde, hayvan malikinin ihmali açık olduğundan, malik zararı belirli bir gümüş miktarıyla tazmin etmekle yükümlü kılınmıştır. Bu durum, Babil hukukunda öngörülebilirlik ve ihmal kavramlarının sorumluluğun sınırlarını çizdiğini açıkça göstermektedir.

Hitit Hukukunda Tarımsal Zararlar Ve Tazmin İlkesi

Hitit hukuk sistemi, ekonomik hayatın merkezinde yer alan tarım arazilerinin korunması amacıyla, hayvanların neden olduğu zararlara karşı çok daha katı ve spesifik düzenlemeler getirmiştir. Hitit yasaları, hayvanların eylemlerinden doğrudan doğruya sahiplerini sorumlu tutmuş ve özellikle tarımsal üretimi korumayı hedeflemiştir. Bir hayvanın başkasına ait tarım arazisine veya ekin alanına girmesi halinde, zarar gören kişiye kendi zararını telafi etme hakkı tanınmıştır. Hatta bir ekin alanında başkasına ait bir öküzün ölmesi durumunda, arazi sahibinin kusuru olmaksızın, salt kendi alanında gerçekleştiği için iki öküz vererek sorumluluğu üstlenmesi gibi oldukça ağır yaptırımlar öngörülmüştür. Benzer şekilde, başkasının bağına veya buğday yığınına girerek zarar veren domuz veya koyunların sahiplerine, zarara uğratılan ürünün cinsine ve arazinin durumuna göre değişen oranlarda gümüş veya ayni tazminat ödeme yükümlülüğü getirilmiştir.

Roma Hukukunda Actio De Pauperie Ve Actio De Pastu Davaları

Roma Hukuku, hayvanların neden olduğu zararlardan doğan sorumluluğu sistematik bir biçimde ele alarak, günümüz kusursuz sorumluluk rejiminin dogmatik temellerini atmıştır. Bu alandaki en temel dava yolu olan Actio de Pauperie, evcil hayvanların kendi içgüdüsel hareketleri neticesinde verdikleri zararlar için düzenlenmiştir. Hayvanların hukuka aykırı hareket etme kastı bulunmadığından, zarardan doğrudan hayvan maliki sorumlu tutulmuştur. Bu davada malike, ya zararı nakden tazmin etme ya da zarar veren hayvanı mağdura teslim etme şeklinde seçimlik bir hak tanınmıştır. Diğer taraftan Actio de Pastu davası ise, hayvan sahibinin kendi sürüsünü bilerek ve isteyerek başkasının arazisinde otlatması durumunda açılan bir davadır. Burada hayvanın içgüdüsel eyleminden ziyade, hayvan sahibinin bizzat hukuka aykırı davranışı cezalandırılmakta olup, bu davalar kusur ve kusursuz sorumluluk ayrımlarının Roma hukukundaki en zarif örnekleridir.

Roma Hukukuna Göre Hayvan Sınıflandırması Ve Sorumluluğun Kapsamı

Hayvanların verdiği zararlarda uygulanacak yaptırım ve davalar, hayvanın hukuki statüsüne ve doğasına göre kategorize edilmiştir. Roma hukukçuları bu bağlamda zarara yol açan canlıları belirli sınıflara ayırarak sorumluluğun sınırlarını belirlemişlerdir. Aşağıda bu sınıflandırmaya dair temel ölçütler yer almaktadır:

  • Evcil Hayvanlar: Koyun, keçi, öküz, at, katır ve eşek gibi sürü hayvanlarının eylemleri Actio de Pauperie davasının konusunu oluşturur.
  • İki Ayaklı Kümes Hayvanları: Tavuk, ördek ve kaz gibi hayvanların verdiği zararlar sonradan kıyas yoluyla sorumluluk kapsamına alınmıştır.
  • Vahşi Hayvanlar: Aslan, ayı veya panter gibi hayvanlar kamu alanlarında tutulduklarında verdikleri zararlar Edictum de feris adlı ayrı bir davaya tabidir.
  • Karma Statülü Hayvanlar: Fil ve deve gibi aslında vahşi olup evcilleştirilen binek hayvanları, işlevleri gereği evcil hayvan statüsünde değerlendirilerek ana tazminat davalarının kapsamına dâhil edilmiştir.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: