Hayvanı Kurtarma Çabasının Illiyet Bağına Ve Kusur Oranına Etkisi
Tehlike sorumluluğu kapsamında, elektrik akımına kapılan bir hayvanı kurtarmak amacıyla ani bir kararla tehlikeye atılan kişinin eyleminin illiyet bağını kesip kesmeyeceği hukuki bir tartışma konusudur. Bu makalede, kurtarma çabasının müterafık kusur teşkil edip etmeyeceği hakkaniyet ve hukuk uygulamaları çerçevesinde incelenmektedir.*
Hayvan hakları ve hayvan hukuku perspektifinden ele alındığında, tehlike arz eden elektrik tesisatlarının yol açtığı kazalarda en sık karşılaşılan dramatik senaryolardan biri, akıma kapılan bir hayvanı kurtarmaya çalışan kişilerin yaşadığı bedensel zararlardır. Hukuk sistemimizde, elektrik tesisatı işletenlerin sorumluluğu kural olarak tehlike sorumluluğu esasına dayanır. Sorumluluğun doğması için tesisatın işletilmesi ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması şarttır. Ancak, zarar gören kişinin, tehlike altındaki bir hayvanı kurtarmak saikiyle olaya müdahale etmesi, bu illiyet bağının kesilip kesilmediği veya zarar görenin ağır kusuru sayılıp sayılmayacağı noktasında hassas bir hukuki incelemeyi gerektirir. Uzman bir hayvan hukuku avukatı olarak belirtmek gerekir ki, cankurtarma refleksiyle yapılan bu ani müdahalelerin salt bir hukuki ihmal veya kusurlu hareket olarak değerlendirilmesi, hem hukukun koruduğu üstün değerler hem de hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Hayvanı Kurtarma Saikiyle Yapılan Müdahale Ve Illiyet Bağı
Hukuk uygulamasında, illiyet bağını kesen sebepler arasında zarar görenin ağır kusuru önemli bir yer tutar. Elektrik iletim hattından koparak yere düşen veya tehlikeli bir şekilde sarkan yüksek gerilim kablosuna bilerek temas etmek, kural olarak illiyet bağını kesecek düzeyde bir ağır kusur olarak görülebilir. Ne var ki, bu kuralın katı bir şekilde uygulanması her somut olayda adaleti sağlamaz. Eğer zarar gören kişi, yere düşen ve elektrikle yüklü olan bir kabloya, daha önceden akıma kapılmış bir hayvanı tehlikeden kurtarmak maksadıyla müdahale etmişse, durumun hukuki niteliği değişir. Oluşabilecek yeni tehlikeleri yeterince değerlendirme fırsatı bulamadan, saniyeler içinde alınan ani bir kararla gerçekleştirilen bu kurtarma eylemi, illiyet bağını kesecek bir ağır kusur olarak nitelendirilmemelidir. Nitekim, tehlike altındaki bir canlının yaşamını korumaya yönelik bu fedakârca eylem, hayatın olağan akışı içinde anlaşılabilir bir refleks olup, tehlike sorumluluğunun katı sınırlarını esneten meşru bir insani davranış olarak hukuk düzenince korunmalıdır.
Yargı Uygulamalarında Kurtarma Çabası Ve Müterafık Kusur
Yargı uygulamalarında, hayvanını kurtarmak isterken akıma kapılan kişilerin eylemlerinin tazminat hukukuna etkisi konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Örneğin, kopan bir elektrik iletkenine temas ederek akıma kapılan hayvanını kurtarmak isteyen bir kişinin hayatını kaybetmesi durumunda, mahkemeler zaman zaman kurtaran kişiye belirli bir oranda müterafık (ortak) kusur yükleyebilmektedir. Uygulamada rastlanan bazı kararlarda, hayvanını kurtarmak için iletkene elle temas eden kişiye yüzde yirmi oranında kusur izafe edildiği görülmektedir. Ancak, bir hayvan hukuku uzmanı gözüyle bu tür kararların hakkaniyet boyutu eleştiriye açıktır. Yere düşen bir havaî hat kablosuna yaklaşarak zarar gören kişiye her ne kadar şeklen bir kusur atfetmek mümkün gözükse de, bu hareketin ani bir tehlikeyi bertaraf etmek ve bir canlının hayatını kurtarmak saikiyle yapıldığı unutulmamalıdır. Panik ve aciliyet anında yeni tehlikeleri tartma imkânından yoksun olan kurtarıcının davranışının, tazminatın hesabında bir indirim sebebi olarak dikkate alınmaması adalete daha uygun düşecektir.
Kurtarma Eylemlerinde Hukuki Değerlendirme Kriterleri
Hayvanı kurtarma çabası sonucunda meydana gelen zararlarda, eylemin illiyet bağını kesip kesmediğini veya tazminattan indirim gerektirip gerektirmediğini belirlerken mahkemelerin ve hukukçuların dikkate alması gereken başlıca kriterler şunlardır:
- Müdahalenin Ani Niteliği: kurtarma eyleminin, tehlikeyi tartmaya vakit bırakmayacak kadar ani ve acil bir kararla yapılmış olması.
- Saikin Meşruiyeti: Eylemin, salt bir ihmal veya dikkatsizlikten değil, bir canlının hayatını kurtarma gibi üstün bir ahlaki saikten kaynaklanması.
- Tehlikenin Önceden Öngörülebilirliği: Kurtarıcının, elektrik akımının oluşturabileceği yeni ve ölümcül sonuçları o anın stresi altında objektif olarak öngörme imkânının bulunup bulunmadığı.
- Orantılılık: Hayvanın maruz kaldığı tehlike ile kurtarıcının aldığı risk arasındaki denge.
Bu kriterler ışığında yapılacak bir hukuki analiz, işletenin tehlike sorumluluğunu daraltan katı yorumların önüne geçerek, yaşam hakkını merkeze alan hayvan hukuku prensipleriyle uyumlu, adil ve çağdaş bir tazminat hukuku pratiğinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.