Anasayfa Makale Hayvan Hakları Açısından Meraların Hukuki Statüsü

Makale

Hayvanların doğal beslenme alanları olan meralar, Türk hukukunda kamu malı statüsündedir. Mülkiyeti devlete ait olan bu alanlar, hayvanların otlatılması amacıyla kamu kullanımına özgülenmiştir. özel mülkiyete konu edilememesi ve devir yasağı, meraların hayvan hakları bağlamında güvence altına alınmasını sağlayan temel hukuki zeminlerdir.

Hayvan Hakları Açısından Meraların Hukuki Statüsü

Bir hayvan hukuku avukatı olarak belirtmek gerekir ki, hayvanların doğal yaşam alanlarının ve beslenme kaynaklarının yasal güvence altına alınması, hayvan hakları mücadelesinin en temel taşlarından biridir. Ülkemiz mevzuatında, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olan meralar, bu açıdan hayati bir öneme sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 45. maddesi ve 4342 sayılı Mera Kanunu ile koruma altına alınan meralar, hukuki nitelikleri itibarıyla kamu malları sınıfında yer almaktadır. Kamu malları içerisinde "orta malları" kategorisine giren bu alanlar, doğrudan kamunun, bir başka deyişle belli köy veya belediye halkının hayvanlarını otlatması amacıyla kullanıma sunulmuştur. Meraların sıradan bir taşınmaz olmanın ötesinde, idare hukukunun sıkı koruma kalkanı altında bulunması, hayvanların refahı ve doğal beslenme haklarının tesadüflere veya özel kişilerin inisiyatifine bırakılmadığını gösteren çok önemli bir hukuki statüdür.

Meraların Kamu Malı Olma Vasfı Ve Mülkiyet Durumu

Türk hukuk sisteminde meralar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler olarak kabul edilmektedir. İdarenin kamu hizmetlerini sunmak amacıyla sahip olduğu mallardan olan kamu malları içerisinde, doğrudan toplumun kullanımına sunulmuş "orta malları" sınıfında yer alırlar. Meraların kuru mülkiyeti Hazineye ait olup, kullanım hakkı bir veya birden fazla köye yahut belediyeye verilmiştir. hayvan hakları perspektifinden bakıldığında, meraların devletin hüküm ve tasarrufunda bulunması, bu alanların rant ve kar odaklı özel mülkiyetin konusu olmasını engellemektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, meralar temelde özel mülkiyet konusu yapılamayacak nitelikteki kamu mallarıdır. İdare, mülkiyet hakkının kamu hukuku kuralları ile sınırlandırılmış halini kullanmakta olup, bu alanları yalnızca tahsis amacına, yani hayvanların otlatılmasına uygun bir şekilde kullandırmakla yükümlüdür.

Meraların Alınıp Satılamaması Ve Devir Yasağı

Meraların özel mülkiyete konu olamamasının en büyük ve doğal hukuki sonucu, bu alanların kesinlikle alınıp satılamaması, bağışlanamaması ve trampa edilememesidir. Bir malın kamu malı niteliğini taşıması, o mal üzerinde devir ve ferağ yasağının bulunmasını zorunlu kılar. Köy tüzel kişileri ya da belediyeler, yalnızca bu meralardan intifa, yani yararlanma hakkına sahiptir; kamu orta malı niteliğindeki bu alanları satma yetkileri hukuken bulunmamaktadır. Yapılacak olası bir satış işlemi mutlak butlanla batıl olup, bu yolla oluşturulan tesciller yolsuz tescil hükmündedir. Bu devir ve ferağ yasağı, hayvanların doğal alanlarının ticari bir meta haline gelmesini engelleyen son derece kritik bir güvencedir. Hayvanların otlatılacağı alanların, kişisel çıkarlar doğrultusunda el değiştirmesinin yasaklanmış olması, hayvanların yaşam alanlarının özel kişilerin tasarruf yetkisinden tamamen arındırılması anlamına gelmektedir.

Meralar Üzerinde Sınırlı Ayni Hak Tesisi Ve Haciz Yasağı

Meraların hukuki statüsünün getirdiği bir diğer önemli güvence, bu alanlar üzerinde sınırlı ayni hak kurulamaması ve haciz yasağının bulunmasıdır. kamu malı olan meraların, kişilerin özel yararlanmasına bırakılması yahut bu alanlarda özel hukuk sözleşmeleriyle irtifak gibi ayni haklar tesis edilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, kamu hizmetinin kesintiye uğramaması ilkesi gereğince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca meraların haczedilmesi kesin bir dille yasaklanmıştır. Devlet mallarına uygulanan bu koruma kalkanı, mera alanları için de tam anlamıyla geçerlidir. Hayvanların otlama ve barınma alanlarının alacaklıların takibinden ve haciz baskısından muaf tutulması, bu ekosistemlerin kesintisiz bir biçimde tahsis amacına hizmet etmesini güvence altına alır. Bu hukuki durum, hayvanların besin kaynaklarına erişim hakkının, borç-alacak ilişkilerinden üstün tutulduğunun somut bir göstergesidir.

Zamanaşımı Ile Iktisap Edilememe Kuralı

Özel hukukta sıklıkla karşılaşılan ve mülkiyet kazandıran olağanüstü zamanaşımı kurumu, meralar söz konusu olduğunda kesinlikle işletilemez. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesine göre, meralar tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemezler. Bir kişi ne kadar uzun süre bir merayı fiilen kullanırsa kullansın, bu alan üzerinde zilyetlik yoluyla mülkiyet hakkı kazanamaz. Bu kural, meraların zaman içinde yavaş yavaş işgal edilerek şahısların mülkiyetine geçmesini engelleyen ve hayvanların otlaklarının daraltılmasının önüne geçen en sert emredici normlardan biridir. Hatta, meraların tescili dahi yapılamaz; yanlışlıkla tapu siciline kaydedilmiş olsalar bile bu kayıtlar hukuki sonuç doğurmaz ve "kamu orta malı siciline" aktarılmaları zorunludur.

Meraların Hukuki Statüsü hayvan hakları Açısından Hukuki Sonuçları
Kamu Orta Malı Olması hayvanların otlatılması için tahsis edilen bu alanların toplumun ortak güvencesinde olmasını sağlar.
Mülkiyetin Devlete Ait Olması Meraların özel mülkiyete geçmesini, ticari amaçla şahıslarca rant aracı olarak kullanılmasını engeller.
Alım-Satım ve Devir Yasağı Hayvanların doğal beslenme ekosistemlerinin ticari sözleşmelere konu edilerek yok edilmesini yasaklar.
Haczedilemezlik Kuralı Borç-alacak tahsili nedeniyle hayvanların otlak alanlarının icra takibi ile ellerinden alınmasını önler.
zamanaşımı ile iktisap Yasağı** Kişilerin uzun süreli işgaller yoluyla meraları sahiplenmesini, hayvanların alanlarının daralmasını durdurur.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: