Makale
Ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla elde edilen genetik verilerin ve vücut örneklerinin hukuki niteliği, toplanma şartları ve hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamadaki akıbeti incelenmektedir. Hukuka aykırı delillerin değerlendirilme yasağı ve bu verilerin imha süreçleri hukuki bir perspektifle ele alınmıştır.
Genetik Veriler ve Hukuka Aykırı Delillerin Akıbeti
Ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sürecinde, gelişen teknolojinin sunduğu en önemli imkanlardan biri şüphesiz ki genetik incelemeler ve DNA analizleridir. Bir suç işlenip işlenmediği, işlenmişse kim tarafından ne şekilde işlendiği hususlarının aydınlatılmasında biyolojik materyallerin incelenmesi büyük bir rol oynamaktadır. Ancak bu sürecin, kişilerin beden bütünlüğü ve vücut dokunulmazlığı gibi en temel insan haklarına müdahale niteliği taşıdığı unutulmamalıdır. Modern ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, bu ilke sınırsız değildir. Hukuk devleti ilkesi gereğince maddi gerçeğe ulaşmak için her yola başvurulamaz ve bireylerin temel hakları ihlal edilerek delil toplanamaz. Bu kapsamda, kişilerin vücudundan hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen biyolojik örneklerin ve bu örneklerden üretilen genetik verilerin akıbeti, yargılamanın adilliği açısından kritik bir öneme sahiptir. İnsan onuru ve kişisel verilerin korunması hakkı gözetilerek, genetik verilerin elde ediliş biçimleri ve hukuka aykırılık durumunda bu delillerin muhakeme sürecindeki konumu titizlikle değerlendirilmelidir.
Genetik Verilerin Hukuki Boyutu ve Elde Edilme Şartları
Ceza muhakemesi hukukunda moleküler genetik incelemeler ve DNA analizi, bağımsız bir tedbir olmaktan ziyade bedenin muayenesi ve olay yeri incelemesinin bir uzantısı olarak kabul edilmektedir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, şüpheli, sanık veya mağdurların vücudundan alınan kan, saç, tükürük ve tırnak gibi biyolojik örnekler üzerinde yalnızca soybağının veya olay yerinden elde edilen bulguların kime ait olduğunun tespiti amacıyla genetik inceleme yapılabilir. Bu tür incelemeler, kişiyi diğer kişilerden ayıran genetik şifreleri barındırdığından, kişinin özel hayatının gizliliği ve genel kişilik haklarına doğrudan müdahale oluşturur. Dolayısıyla bu işlemlerin ancak ve ancak hâkim kararı ile yapılması zorunludur. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde dahi Cumhuriyet savcısı veya kolluk amirinin moleküler genetik inceleme yapılmasına karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Yalnızca zorunlu hâllerde ve alanında uzman bilirkişiler eliyle yürütülebilecek bu süreç, genetik kodların kişisel veri niteliği taşıması sebebiyle son derece sıkı kurallara bağlanmıştır.
Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Genetik Verilerin Delil Değeri
Ceza yargılamasında delil yasakları, insan hak ve özgürlüklerinin korunması ile soruşturma makamlarının disipline edilmesi hedeflerini taşımaktadır. Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrası ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak değerlendirilemez ve yüklenen suç ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Bu mutlak değerlendirme yasağı, bedenden örnek alınması ve genetik veri elde edilmesi süreçleri için de harfiyen geçerlidir. Örneğin, usulüne uygun bir hâkim kararı bulunmadan veya kişinin sağlığını tehlikeye atacak şekilde zorla alınan biyolojik materyaller hukuka aykırı delil niteliğine bürünür. Ayrıca, hukuka aykırı olarak toplanan biyolojik örnekler üzerinden yapılan DNA analizi sonuçları da zehirli ağacın meyvesi zehirlidir doktrini gereğince hukuka aykırı sayılacak ve mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacaktır. Soruşturma organları, delil toplarken kanunların çizdiği sınırların dışına çıktıklarında, ulaştıkları genetik veriler ne kadar kesin sonuç verirse versin mahkeme tarafından ikamesi reddedilecektir.
Biyolojik Materyallerin ve Verilerin İmha Süreci
Ceza soruşturması kapsamında adli amaçlarla elde edilen biyolojik materyallerin ve genetik sonuçların imhası, kişisel verilerin korunması hukuku açısından büyük önem taşır. Toplanan genetik kayıtların, ileride başka suçların soruşturulması için kolluk tarafından sınırsız bir şekilde depolanması ve kullanılması, bireylerin temel hak ve özgürlükleri ile bağdaşmaz. Yasal mevzuatımız gereği, biyolojik örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları kesinlikle başka bir amaçla kullanılamaz ve dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip kişilerce başkalarına devredilemez. Soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya yargılama sonucunda beraat kararı alınarak hükmün kesinleşmesi durumlarında, elde edilen tüm genetik bilgiler Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilmeli ve bu işlem tutanağa bağlanmalıdır. Aksi bir uygulama, kişilerin fişlenmesi anlamına gelecek ve insan onuru ile özel hayatın gizliliği ilkelerinin açık bir ihlalini oluşturacaktır.
Genetik Örnek Alınmasında Hukuka Uygunluk Şartları
Şüpheli veya sanıktan moleküler inceleme için biyolojik örnek alınmasının hukuka uygun kabul edilebilmesi ve elde edilen verilerin geçerli bir delil sayılabilmesi için birtakım katı yasal şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. İnsan bedenine saygı hakkının ihlal edilmemesi adına şu temel kurallara riayet edilmelidir:
- Bir suça ilişkin delil elde etme zorunluluğunun bulunması,
- Müdahalenin kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin olmaması,
- Sadece tabip veya sağlık mesleği mensubu kişiler tarafından gerçekleştirilmesi,
- Şüpheli veya sanığa isnat edilen suçun üst sınırının iki yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesi.
Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, yapılan işlemi usulsüz kılacak ve elde edilen genetik verilerin hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmesine yol açarak yargılamada kullanılmasını kesin olarak engelleyecektir.