Anasayfa/ Makale/ Genetik Veri İhlallerinde Özel Hukuk Sorumluluğu

Genetik Veri İhlallerinde Özel Hukuk Sorumluluğu

Kişisel verilerin, özellikle genetik verilerin hukuka aykırı işlenmesi durumunda veri sorumluları ve işleyenlerin özel hukuk kapsamındaki sözleşmesel ve sözleşme dışı sorumlulukları doğmaktadır. Bu makalede, veri ihlallerinde Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde ortaya çıkan maddi ve manevi tazminat süreçleri incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Kişisel verilerin korunması hukuku, bireylerin mahremiyetini güvence altına alırken, özellikle genetik veriler gibi hassas nitelikli bilgilerin ihlali durumunda ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Dijital çağda veri bankaları tarafından tutulan bu verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, paylaşılması veya sızdırılması, veri sorumluları açısından özel hukuk sorumluluğu mekanizmalarını harekete geçirir. Her ne kadar kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat ihlaller konusunda temel bir çerçeve çizse de, zararın tam anlamıyla giderilmesi ve sorumluluğun belirlenmesi aşamasında Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri devreye girmektedir. Bu noktada, veri ihlaline maruz kalan ilgili kişi, uğradığı zararın niteliğine göre sözleşme sorumluluğu, haksız fiil sorumluluğu veya sözleşme öncesi görüşmelerden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo) gibi çeşitli hukuki yollara başvurarak hakkını arayabilmektedir.

Sözleşme Sorumluluğu Çerçevesinde Veri İhlalleri

Genetik veri ihlallerinde sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri, taraflar arasında geçerli bir kişisel veri işleme sözleşmesi bulunmasına rağmen veri sorumlusunun veya veri işleyenin yükümlülüklerine aykırı davranmasıdır. Veri sorumlusu ile veri sahibi arasında kurulan bu ilişki, temelde sıkı bir güven ilişkisine ve vekalet hükümlerine dayanmaktadır. Sözleşmenin ihlali halinde, kişisel verileri işleme, sır saklama, aydınlatma ve özen gösterme gibi asli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmeye aykırılık gündeme gelir. İhlalin varlığı için, veri sorumlusunun kusurlu davranışı neticesinde bir zararın ortaya çıkması ve bu zararla eylem arasında uygun bir illiyet bağının bulunması şarttır. Benzer şekilde, asıl veri sorumlusu ile alt veri işleyen veya ortak veri sorumluları arasındaki sözleşmelerin ihlali durumunda da tarafların birbirlerine karşı tazminat ve rücu hakları söz konusu olabilmektedir.

Sözleşme Dışı Sorumluluk ve Haksız Fiil Hükümleri

Kişilik hakları ihlal edilen veri sahibi ile ihlali gerçekleştiren kişi arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, sorumluluğun tespiti için haksız fiil hükümleri uygulanır. Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir haksız fiilin varlığından söz edilebilmesi için; hukuka aykırı eylem, kusur, zarar ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Örneğin, kişinin rızası dışında genetik bir örneğinin alınarak analiz edilmesi ve bu son derece mahrem bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması açık bir haksız fiil teşkil eder. Bu eylem sonucunda kişinin işini kaybetmesi gibi malvarlığında eksilme yaşanması maddi zarar doğururken, toplum içinde damgalanma ve dışlanma gibi durumlar ise manevi zarar kapsamına girmektedir. Hukuka aykırı eylemle zarar veren taraf, bu zararları gidermekle mükelleftir.

Kişilik Haklarının Korunmasına Yönelik Özel Davalar

Genetik verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, doğrudan kişilik hakkına saldırı niteliğindedir. Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddeleri uyarınca, rızası dışında verileri işlenen kişiler özel koruma davaları açma hakkına sahiptir. Veri sahibi, henüz başlamamış ancak kuvvetle muhtemel bir tehlikenin varlığında saldırının önlenmesi davası, hukuka aykırı veri işlemenin sürmesi halinde saldırıya son verilmesi davası ve ihlal sona ermiş olsa bile etkileri devam ediyorsa saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası açabilir. Ayrıca, haksız fiil nedeniyle bir kazanç elde edilmişse, örneğin genetik verilerin rıza dışı reklam amacıyla ticari bir gelire dönüştürülmesi durumunda, mağdur kişi vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak bu haksız kazancın iadesini talep edebilmektedir.

Tazminat Türleri ve Zararın Giderilmesi

Veri ihlalleri neticesinde ortaya çıkan sorumluluk bağlamında, zarar gören kişinin başvurabileceği temel hukuki yollar tazminat taleplerinde şekillenir. Mevzuat, ihlal mağdurlarının genel hükümlere göre tazminat haklarının her zaman saklı olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu kapsamda talep edilebilecek tazminat ve giderim yöntemleri şunlardır:

  • Maddi Tazminat: Veri sızıntısı sebebiyle kişinin malvarlığında, mevcut durum ile ihlal olmasaydı bulunulacak durum arasındaki farktan doğan eksilmelerin (örneğin iş veya müşteri kaybı) karşılanmasıdır.
  • Manevi Tazminat: İhlal neticesinde kişinin yaşadığı elem, keder ve psikolojik sarsıntının, objektif veya sübjektif manevi zarar teorileri ışığında uygun bir miktar para veya kınama kararı ile telafi edilmesidir.
  • Vekaletsiz İş Görmeden Doğan Talep: İhlali gerçekleştiren tarafın, bu eylemden elde ettiği hukuka aykırı menfaatin ve ekonomik kazancın, asıl veri sahibine devredilmesidir.
Rızam olmadan DNA ve genetik bilgilerimi alıp paylaşmışlar, dava açabilir miyim? expand_more
Genetik verileriniz gibi son derece hassas ve mahrem bilgilerin rızanız dışında alınması ve üçüncü kişilerle paylaşılması, hukuka aykırı bir eylem olup açıkça haksız fiil teşkil etmektedir. İhlali gerçekleştiren kişiyle aranızda önceden yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmasa dahi, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri kapsamında dava açma hakkınız mevcuttur. Bu haksız eylem neticesinde örneğin işinizi kaybetmeniz gibi maddi zararlarınız doğduysa malvarlığınızdaki eksilmelerin karşılanmasını talep edebilirsiniz. Ayrıca bu durum yüzünden yaşadığınız toplum içinde dışlanma, psikolojik sarsıntı ve keder gibi olumsuzluklar için de manevi tazminat davası açarak hakkınızı arayabilirsiniz.
Hastaneyle sözleşmemiz vardı ama genetik test sonuçlarımı sızdırmışlar, ne yapmalıyım? expand_more
Aranızda geçerli bir kişisel veri işleme sözleşmesi bulunmasına rağmen verilerinizin sızdırılması, veri sorumlusunun sır saklama ve özen gösterme gibi asli yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmektedir. Bu ilişkiler temelinde sıkı bir güven ilişkisine ve vekalet hükümlerine dayandığından, sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle yasal süreç başlatmanız mümkündür. Karşı tarafın bu kusurlu davranışı neticesinde ortaya çıkan bir zararınız varsa ve bu zarar ile ihlal arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa, uğradığınız mağduriyetin tazminini talep edebilirsiniz. Hatta sözleşmeye aykırılık durumu asıl veri sorumlusu ile alt veri işleyenler arasında yaşanmış olsa bile, tarafların tazminat sorumlulukları doğmaktadır.
Genetik verilerimi benden izinsiz reklamlarda kullanıp para kazanmışlar, hakkımı nasıl alırım? expand_more
Rızanız dışında işlenen genetik verilerinizin reklam amacıyla ticari bir gelire dönüştürülmesi, kişilik haklarınıza yapılmış doğrudan bir saldırı niteliğindedir. Hukuk sistemimiz, bu tür ihlallere karşı mağdur kişilere vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak dava açma imkanı tanımaktadır. Bu hukuki yola başvurarak, ihlali gerçekleştiren tarafın sizin mahrem bilgilerinizi kullanarak elde ettiği hukuka aykırı menfaatin ve tüm ekonomik kazancın asıl veri sahibi olarak tarafınıza devredilmesini talep edebilirsiniz. Eylem hala devam ediyorsa, bunun yanı sıra saldırıya son verilmesi davası açarak haksız kullanımın derhal durdurulmasını da sağlayabilirsiniz.
Genetik bilgilerimin sızdırılacağından şüpheleniyorum, önceden engelleyebilir miyim? expand_more
Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddeleri, verileri tehlike altında olan kişilere yönelik çok net özel koruma davaları öngörmektedir. Eğer genetik verilerinizin hukuka aykırı bir şekilde işleneceğine veya sızdırılacağına dair henüz başlamamış ancak kuvvetle muhtemel bir tehlike söz konusuysa, "saldırının önlenmesi davası" açarak bu durumu hukuken başlamadan engelleyebilirsiniz. Şayet ihlal halihazırda başlamış ve devam ediyorsa "saldırıya son verilmesi davası", ihlal eylemi bitmiş ancak olumsuz etkileri hala sürmeye devam ediyorsa da "saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası" açarak hukuki güvence sağlayabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir