Makale
Eğitim sektöründe öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik şiddet (mobbing), sistematik ve uzun süreli eylemler bütünüdür. Bu makalede, bir mobbing avukatı perspektifiyle, okul idarecileri veya meslektaşlar tarafından gerçekleştirilen yıldırma eylemlerinin unsurları ve bu eylemlerin hukuki tespit kriterleri analiz edilmektedir.
Eğitim Sektöründe Mobbing Eylemlerinin Hukuki Tespiti
Eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çalışma hayatında karşılaştıkları en büyük hukuki problemlerden biri psikolojik şiddet, yani mobbing eylemleridir. Hukuki bir kavram olarak işyerinde psikolojik taciz (mobbing), çalışma ortamında bireylere üstleri, eşitleri veya astları tarafından sistematik olarak uygulanan; dışlama, aşağılama, yıldırma ve haksız muamele eylemlerinin tümünü kapsar. Uluslararası Çalışma Örgütü raporlarına göre öğretmenlik, duygusal şiddete uğrama açısından en riskli meslek gruplarının başında gelmektedir. Hukuk uygulamaları bağlamında bir eylemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi ve hukuki tespite konu olabilmesi için belirli şartların olgunlaşması aranmaktadır. Zira her türlü geçici çatışma veya tek seferlik tartışma hukuki anlamda mobbing teşkil etmez. Bu yazımızda, uzman bir mobbing hukuku avukatı perspektifiyle, eğitim sektöründe gerçekleşen yıldırma eylemlerinin hukuki niteliği, hangi davranışların bu kapsama girdiği ve bu ihlallerin tespit süreçleri detaylı bir şekilde incelenecektir.
Mobbing Kavramı ve Hukuki Tespit Kriterleri
Hukuki uyuşmazlıklarda bir davranışın psikolojik şiddet olarak tespit edilebilmesi için eylemlerin süreklilik ve kasıt unsurlarını taşıması gerekmektedir. Uzmanların ve hukuk uygulayıcılarının sıklıkla referans aldığı Heinz Leymann'ın tespitlerine göre, bir davranışın hukuken mobbing sayılabilmesi için bu olumsuz tutumların sık sık, örneğin haftada en az bir defa tekrarlanması ve yaklaşık altı ay gibi uzun bir süre boyunca devam etmesi şarttır. İş yerinde anlık olarak gelişen kısa süreli uyuşmazlıklar, olağan tartışmalar veya geçici çatışma durumları mobbing kapsamında değerlendirilmez. Eğitim sektöründe idareciler veya diğer öğretmenler tarafından gerçekleştirilen sistematik ve kasıtlı düşmanca davranışlar, mağdurun çalışma ortamından dışlanması ve usandırılması amacını taşıdığında hukuki tespiti yapılabilir hale gelir. Hukuki incelemelerde mağdurun maruz kaldığı bu sürecin somut delillerle ortaya konulması, sürecin tesadüfi olmadığını ve sistemli bir yıldırma politikası olduğunu kanıtlamak açısından büyük önem taşır.
Öğretmenlere Yönelik Psikolojik Şiddet Türleri
Eğitim sektöründe öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik taciz eylemleri, hukuki inceleme aşamasında genellikle mağdurun hangi yönüne saldırıldığının tespiti ile sınıflandırılır. Hukuk büromuzun pratiğinde de sıklıkla karşılaşılan ve mobbingi oluşturan başlıca eylem türleri ve hukuki ihlal alanları şunlardır:
- İletişim Kurulmasını Engelleyen Saldırılar: Öğretmenin fikirlerini ifade etmesinin engellenmesi, sürekli sözünün kesilmesi, bağırılarak anlık öfkenin hedefi haline getirilmesi ve yersiz eleştirilere maruz kalması.
- Sosyal İlişkileri Hedef Alan Saldırılar: Öğretmenin diğer meslektaşlarından izole edilmesi, onunla konuşulmaması ve okul ortamında yokmuş gibi davranılması.
- Saygınlığa Yönelik Saldırılar: Asılsız dedikoduların yayılması, öğretmenin arkasından imalı konuşmalar yapılması, mesleki performansıyla ilgili haksız ve gerçeğe aykırı değerlendirmeler düzenlenmesi.
- Yaşam Kalitesi ve Mesleğe Yönelik Saldırılar: Öğretmene kapasitesinin altında veya mesleki onurunu zedeleyici anlamsız görevler verilmesi, mevcut görevlerinin sürekli değiştirilmesi veya yetkilerinin haksız yere elinden alınması.
Eğitim Kurumlarında Mobbingin Tespiti ve Baş Etme Yolları
Eğitim kurumlarında mobbing ile hukuki mücadelenin temelini, yaşanan sürecin ispatlanabilir hale getirilmesi oluşturur. Bireysel baş etme yöntemleri hukuki sürecin de altyapısını hazırlar. Mağdur öğretmenlerin öncelikle hukuka aykırı eylemleri gerçekleştiren kişileri uyararak bu davranışlara son verilmesini talep etmesi önemlidir. Bunun akabinde hukuki tespit için atılacak en kritik adım delillendirmedir. Eğitimcilerin, idare tarafından kendilerine verilen mantıksız ve yetki sınırlarını aşan görevleri mutlaka yazılı olarak talep etmeleri ve yaşanan tüm olumsuz olayları tarih ve zaman belirterek yazılı şekilde kaydetmeleri gerekmektedir. İlgili durumun yetkili makamlara bildirilmesi ve sürecin takip edilmesi, haksız eylemlerin resmiyet kazanmasını sağlar. Eğer ortamda aynı ihlallerden mağdur olan başka meslektaşlar varsa, şikayetlerin toplu olarak yapılması iddiaların ispatlanabilirliğini hukuken oldukça güçlendirecektir. Bu süreçte bir mobbing hukuku uzmanından destek alınması, yaşanılan psikolojik şiddetin yargı mercileri önünde etkili bir şekilde tespitini kolaylaştırır.