Anasayfa/ Makale/ Eğitim Kurumlarında Yatay Mobbing: Öğretmenler Arası Psikolojik Şiddet

Eğitim Kurumlarında Yatay Mobbing: Öğretmenler Arası Psikolojik Şiddet

Eğitim kurumlarında meslektaşlar arası yatay mobbing, öğretmenlerin onurunu zedeleyen ciddi bir hukuki sorundur. Kıdem farkına dayalı tahakküm, dışlama ve mesleki gelişimi engelleme eylemleri, çalışma barışını bozan ve hukuki yaptırım gerektiren psikolojik şiddet halleri olarak değerlendirilmelidir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hukukunda mobbing, genellikle hiyerarşik bir yapıda üstten asta doğru gerçekleşen bir eylem olarak algılansa da, aynı hiyerarşik seviyedeki çalışanlar arasında meydana gelen yatay mobbing de oldukça yaygın ve yıkıcı bir psikolojik şiddet türüdür. Özellikle eğitim kurumlarında, sınıf öğretmenleri ve branş öğretmenleri arasında gözlemlenen bu durum, çalışma barışını temelden sarsan bir nitelik taşımaktadır. Öğretmenler arası ilişkilerde gözlemlenen mesleki dayanışma eksikliği, yerini psikolojik taciz ve dışlama eylemlerine bıraktığında, durum salt bir iletişim problemi olmaktan çıkarak hukuki bir uyuşmazlık zeminine taşınır. Eğitimcilerin birbirlerine karşı sergiledikleri küçümseme, alay etme veya mesleki yetkinliği sorgulama gibi eylemler, mağdurun kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Bu tür ihlaller, sadece mağdurun mesleki tatminini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda hukuki koruma talep etme hakkını da doğurur. Bir mobbing avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, öğretmenler arasındaki bu sistematik saygısızlık ve yıpratma politikalarının, işyeri dokunulmazlığı ve insan onuruna yaraşır çalışma hakkı çerçevesinde titizlikle incelenmesi gerekmektedir.

Yatay Mobbingin Eğitim Kurumlarındaki Görünümleri

Öğretmenler arasında yaşanan yatay mobbing, genellikle açık bir saldırıdan ziyade örtülü ve sistematik eylemler bütünü olarak karşımıza çıkar. Ortak kullanım alanlarının kullanımı sırasında ortaya çıkan tahammülsüzlükler ve meslektaşa yönelik sert tepkiler, psikolojik şiddetin ilk kıvılcımları olabilmektedir. Zümre toplantılarında ortak karar alma süreçlerinin sabote edilmesi, kurada çıkan görevlere karşı agresif tutumlar sergilenmesi ve evrakların masaya fırlatılması gibi eylemler, çalışma ortamındaki psikolojik güvenliği ihlal eder. Ayrıca, bir öğretmenin idari bir görev veya yetkisi olmadığı halde, bu durumu başka bir meslektaşına karşı bir tahakküm aracı olarak kullanması, sınır ihlali ve hadsizlik olarak nitelendirilir. Hukuki açıdan bu tür eylemler, işyerinde eşit işlem borcunun ve karşılıklı saygı yükümlülüğünün açık bir ihlalidir ve sistematik nitelik kazandığında mobbing davasına konu edilebilir.

Kıdem Farkına Dayalı Psikolojik Baskı ve Ayrımcılık

Yatay mobbingin eğitim kurumlarındaki en belirgin yansımalarından biri, kıdem farkına dayalı psikolojik baskıdır. Tecrübeli öğretmenlerin, mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarına yönelik öğrenecek çok şeyin var şeklindeki küçümseyici söylemleri, mesleki dayanışma yerine hiyerarşik bir baskı ortamı yaratır. Aynı unvana sahip çalışanlar arasında kıdemin bir psikolojik üstünlük aracı olarak kullanılması, eşitlik ilkesine aykırıdır. Öte yandan, genç öğretmenlerin de tecrübeli öğretmenlere karşı yaşa dayalı ayrımcı söylemlerde bulunması, yani dinozorluk yakıştırmalarıyla mesleği bırakmalarını telkin etmesi aynı derecede ağır bir psikolojik taciz eylemidir. Bu tür yaş ve kıdem odaklı ayrımcı muameleler, kişinin mesleki onurunu zedeleyerek işyerindeki huzur ve sükunu bozar. Hukuk uygulamalarında, meslektaşlar arasındaki bu tarz rencide edici ve dışlayıcı beyanlar, doğrudan mobbing eyleminin ispatında güçlü deliller olarak değerlendirilir.

Mesleki Gelişimi Engelleme ve İtibar Zedeleyici Eylemler

Öğretmenler arası ilişkilerde gözlemlenen bir diğer hukuki ihlal boyutu, meslektaşın gelişimini engelleme ve hırs odaklı çatışmalardır. Bir öğretmenin, öğrencileri veya kendi mesleki gelişimi için attığı yenilikçi adımların diğer zümre öğretmenleri tarafından kendini daha iyi göstermeye çalışmak ithamıyla sorgulanması ve eleştirilmesi, mağdur üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturur. Başarıyı takdir etmek yerine meslektaşı izole etme, onun yenilikçi uygulamalarını baltalama ve mesleki itibarını zedeleme amacı taşıyan bu eylemler, çalışma hakkının özüne müdahale niteliğindedir. Öğretmenler arasında rekabetin yıkıcı bir boyuta ulaşarak sistematik bir yıldırma politikasına dönüşmesi, mağdur öğretmenin iş performansını ve ruh sağlığını olumsuz etkiler. İş hukuku bağlamında, bireyin kariyer gelişiminin ve mesleki tatmininin meslektaşları tarafından kasıtlı olarak baltalanması, mobbing iddialarının temel dayanaklarından birini oluşturur.

Hukuki Boyutuyla Yatay Mobbing Kriterleri

Öğretmenler arası yatay mobbing vakalarının hukuki bir zeminde değerlendirilebilmesi için eylemlerin belirli özellikleri taşıması gerekir. İş yerinde her yaşanan anlık tartışma psikolojik taciz sayılamayacağından, ihlallerin süreklilik arz etmesi ve kasıtlı olması büyük önem taşır. Bu bağlamda, meslektaşlar arasında gözlemlenen yatay mobbingin başlıca görünümleri şunlardır:

  • Ortak materyallerin ve sınıf alanlarının kullanımında çalışma arkadaşına sürekli ve kasıtlı zorluk çıkarılması.
  • Meslektaşın projelerinin ve eğitime dair kararlarının zümre toplantılarında sistematik olarak değersizleştirilmesi.
  • Yaş veya mesleki kıdem öne sürülerek eşitlik ilkesini zedeleyen, dışlayıcı ve küçümseyici ifadeler kullanılması.
  • Ortak çalışmalarda sergilenen agresif tavırlarla meslektaşın sindirilmeye ve pasifize edilmeye çalışılması.

Bu eylemlerin mağdurun kişilik haklarına zarar vermesi ve çalışma ortamını çekilmez kılması durumunda, hukuk düzeninin koruyucu mekanizmaları çerçevesinde hukuki süreç başlatılarak psikolojik şiddetin önüne geçilmesi mümkündür.

Zümre öğretmenim bana sürekli takık, evrak fırlatıp beni eziyor. Ne yapabilirim? expand_more
İş hukukunda mobbing sadece amirden asta doğru değil, aynı unvana sahip çalışanlar arasında da gerçekleşebilir ve buna "yatay mobbing" denir. Öğretmenler odasında veya zümre toplantılarında size karşı sergilenen agresif tutumlar, evrak fırlatma veya ortak kararları kasıtlı olarak sabote etme gibi eylemler psikolojik şiddet kapsamındadır. Bu tarz davranışlar kişilik haklarınıza doğrudan bir saldırı teşkil ettiğinden, işyerinde eşit işlem borcunun ve karşılıklı saygı yükümlülüğünün ihlali sebebiyle hukuki süreç başlatma hakkınız bulunmaktadır.
Eski öğretmenler tecrübesizim diye beni sürekli aşağılıyor, dava açabilir miyim? expand_more
Eğitim kurumlarında kıdem farkının meslektaşlar üzerinde bir psikolojik üstünlük aracı olarak kullanılması, eşitlik ilkesinin açık bir ihlalidir. Mesleğe yeni başladığınız için tecrübeli öğretmenler tarafından sürekli olarak küçümsendiğiniz veya dışlandığınız eylemler, ayrımcı muamele niteliği taşır ve çalışma barışını bozar. Hukuk uygulamalarımızda, mesleki onurunuzu zedeleyen bu tarz sistematik ve rencide edici beyanlar, doğrudan mobbing davasının ispatında oldukça güçlü deliller olarak kabul edilmektedir.
Okuldaki yenilikçi projelerimi diğer hocalar kasıtlı olarak engelliyor, hakkım var mı? expand_more
Bireyin kariyer gelişiminin ve mesleki tatmininin çalışma arkadaşları tarafından kasıtlı olarak baltalanması, iş hukuku bağlamında açık bir hak ihlalidir. Kendi mesleki gelişiminiz veya öğrencileriniz için attığınız yenilikçi adımların, diğer zümre öğretmenlerince sistematik olarak değersizleştirilmesi ve "kendini göstermeye çalışıyor" şeklinde eleştirilmesi çalışma hakkınızın özüne müdahale niteliğindedir. Rekabetin bu denli yıkıcı bir boyuta ulaşarak mesleki itibarınızı zedelemesi durumunda, maruz kaldığınız bu sistematik yıldırma politikasına karşı hukuki yollara başvurabilirsiniz.
Okulda bir öğretmen arkadaşla hararetli bir tartışma yaşadık, bu mobbing sayılır mı? expand_more
İş yerinde yaşanan her anlık tartışma veya tek seferlik tahammülsüzlükler hukuki anlamda doğrudan psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilmemektedir. Meslektaşlar arası uyuşmazlıkların yatay mobbing kapsamında hukuki bir zemine taşınabilmesi için, eylemlerin mutlaka süreklilik arz etmesi ve kasıtlı bir şekilde yapılması şarttır. Ancak bu agresif tutumların sistematik bir nitelik kazanarak kişilik haklarınıza zarar vermesi ve çalışma ortamınızı çekilmez hale getirmesi durumunda hukuk düzeninin koruyucu mekanizmalarına başvurabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir