Makale
Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak için dijital verilerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi zorunludur. Delil serbestisi ilkesi geçerli olsa da, IP adresi tespiti, cihazlarda arama ve el koyma ile ekran görüntülerinin noter aracılığıyla belgelenmesi gibi usul kurallarına titizlikle uyulmalıdır.
Dijital Delil Toplama Süreçleri ve Ceza Muhakemesi Usulü
Ceza yargılamasının temel amacı, insan hakları ihlallerine yol açmadan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve hukuki barışın sağlanmasıdır. Günümüzde geleneksel delil türlerinin yerini büyük ölçüde elektronik ortamda oluşan, değiştirilen, iletilen veya saklanan veri, kayıt ve belgeler olarak tanımlanan dijital deliller almaya başlamıştır. İddia edilen bir fiilin ispatında kullanılmak istenen bu elektronik veriler, bilişim sistemlerinin günlük hayatımıza tamamen entegre olmasıyla uyuşmazlıkların çözümünde kilit bir rol üstlenmektedir. Ne var ki, dijital delillerin toplanması ve değerlendirilmesi süreci, klasik hukuk kurallarının bu yeni ve gelişen yapıya uyarlanmasını gerektirmekte, özellikle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uygulayıcılar açısından ciddi teknik ve hukuki hassasiyetler barındırmaktadır. Bu noktada, ceza muhakemesi hukuku kapsamında belirlenen usul kurallarına ve temel anayasal ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalınması, adaletin tesisi için tartışılmaz bir zorunluluktur.
Ceza Yargılamasında Delil Serbestisi ve Delil Yasakları
Türk ceza adalet sisteminde, meydana gelmiş olayların her türlü ispat aracı ile kanıtlanmasına olanak tanıyan delil serbestisi ilkesi benimsenmiştir. Anayasamızın 138. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 217. maddesi uyarınca, deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Ancak, bu geniş takdir yetkisi ve ispat serbestisi mutlak olmayıp, mutlak surette hukuka uygunluk şartıyla sınırlandırılmıştır. CMK'nın 217. maddesinin 2. fıkrası, yüklenen suçun ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini açıkça düzenlemektedir. Anayasa'nın 38. maddesi de kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini hüküm altına alarak, bu alanda delil yasakları kavramını devreye sokmaktadır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, delillerin usulüne aykırı toplanması delil elde etme yasağı doğurur ve hukuka aykırı yollarla derlenen dijital veriler hükme esas alınamaz.
IP Adresi Tespiti ve CMK 134 Çerçevesinde Arama ve El Koyma
Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlarda failin kimliğine ulaşmak amacıyla başvurulan ilk hukuki araç IP adresi tespiti işlemidir. Ancak, yalnızca bir IP adresinin tespit edilmiş olması bir kişiyi doğrudan şüpheli veya fail yapmaya yetmez; tespit edilen IP adresi üzerinden internete bağlanan şahıs ile o internet hattının yasal sahibi farklı kişiler olabilir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi içtihatlarında, suça konu işlemlerin gerçekleştirildiği bilgisayarın sanığa ait bir internet kafede yer almasının, başkaca maddi delil ve tanık beyanlarıyla desteklenmedikçe tek başına mahkûmiyet için yeterli bir ispat aracı sayılamayacağı vurgulanmıştır. Şüpheyi giderebilmek ve maddi gerçeğe ulaşmak için CMK'nın 134. maddesi devreye girmelidir. Bu hükme göre; bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin uygulanabilmesi için mutlaka kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması şartları bir arada aranmaktadır.
Ekran Görüntülerinin İspat Gücü ve E-Tespit Güvencesi
Siber ortamlarda gerçekleştirilen eylemlere ilişkin olarak tarafların sıklıkla savcılık veya mahkeme dosyalarına sunduğu bir diğer veri türü ekran görüntüleri çıktılarıdır. Elektronik cihazların ekranlarında anlık olarak yer alan görüntülerin kaydedilmesi yoluyla elde edilen bu evraklar, dijital doğaları gereği son derece manipülasyona açık ve kolayca değiştirilebilir niteliktedir. Tahkikat evresinde sadece basit bir ekran görüntüsünün doğrudan hükme esas alınması, maddi gerçeğin eksik ve hatalı değerlendirilmesi tehlikesini yaratır. Dosyaya sunulan söz konusu çıktının, iddia edilen dijital içerikle birebir aynı olup olmadığının teknik incelemeye tabi tutulması ve adli bilişim uzmanlarınca teyit edilmesi hukuki bir zorunluluktur. Elde edilen dijital verilerin ispat gücünü artırmak ve delil niteliğini hukuken korumak amacıyla, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 198/A maddesi uyarınca e-tespit hizmetlerinden faydalanılması davanın seyri açısından büyük önem taşır.
Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde dijital delillerin güvenilirliğinin sağlanması için izlenmesi gereken bazı temel adımlar şunlardır:
- Suça konu içeriklerin yayından kaldırılma ihtimaline karşı vakit kaybetmeksizin Türkiye Noterler Birliği e-tespit sistemi üzerinden onaylatılarak kayıt altına alınması.
- IP adresi tespitlerinin sadece yüzeysel bir eşleştirmeyle kalmayarak, mutlaka log kayıtları ve operatör trafik bilgileri ile kapsamlı bir çapraz sorguya tabi tutulması.
- Şüphelilerin bilgisayar, telefon veya diğer elektronik cihazlarına yapılacak müdahalelerin yalnızca hukuka uygun bir CMK 134 arama kararına istinaden adli bilişim kolluk birimlerince yapılması.