Makale
Yapay zeka tabanlı Deepfake teknolojisi, gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte ses ve görüntüler üreterek kişilerin şeref, haysiyet ve mahremiyetini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu yenilikçi ancak tehlikeli teknoloji, hem Türk Medeni Kanunu kapsamında kişilik haklarına hem de KVKK kapsamında özel nitelikli kişisel verilere ağır bir müdahaledir.
Deepfake Teknolojisi: Kişilik Hakları ve KVKK İhlalleri
Günümüz dijital çağında, büyük veri ve makine öğrenimi sistemlerinin hızla gelişmesi hayatımızı kolaylaştırsa da yeni hukuki ihtilafları beraberinde getirmektedir. Derin öğrenme algoritmalarını ve yapay sinir ağlarını temel alan Deepfake (derinkurgu) teknolojisi, kişilerin ses, yüz ve vücut hatlarını manipüle ederek gerçeğinden gözle ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan kurgusal çoklu ortam eserleri üretilmesine olanak tanımaktadır. Üretici ve ayrıştırıcı sinir ağlarını kullanan GAN mimarisiyle çalışan bu sistem, rıza dışı içeriklerin üretilmesi veya manipülasyonlar gibi kötü niyetli amaçlarla kullanıldığında bilişim hukuku uygulamaları açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde; bu manipülatif teknoloji yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda bireylerin hukuken korunan en temel şahsi değerlerine karşı doğrudan bir saldırı niteliğindedir.
Deepfake Teknolojisinin Kişilik Haklarına Müdahalesi
Türk Medeni Kanunu çerçevesinde koruma altına alınan kişilik hakları, bireyin şeref, onur, haysiyet, özel hayatı ile görüntü ve sesi üzerindeki vazgeçilmez şahsi değerler bütününü ifade etmektedir. Deepfake teknolojisinin işleyiş prensibi, kişiyi hiç bulunmadığı bir ortamda, yapmadığı eylemleri yaparken veya söylemediği sözleri söylerken son derece gerçekçi bir biçimde tasvir etmeye dayanır. Bu durum, doğrudan doğruya kişinin görüntüsü ve sesi üzerindeki hakkının açık bir ihlalidir. Söz konusu teknoloji, bireylerin rızası dışında pornografik içeriklerin üretilmesinde kullanıldığında, mağdurun hayat alanı ve mahremiyetine telafisi güç zararlar vermektedir. Ayrıca gerçeğe aykırı bu kurgusal içeriklerin sosyal medya platformları üzerinden hızla yayılması, kişinin onur, şeref ve haysiyetini doğrudan zedelemektedir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, bir kimsenin görüntüsünün veya sesinin ahlaka aykırı veya rıza dışı ticari amaçlarla izinsiz kullanımı, kişilik haklarına hukuka aykırı saldırı niteliğindedir ve sorumluluk doğurur.
KVKK Kapsamında Deepfake ve Kişisel Veri İhlali
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Deepfake teknolojisinin temel girdisi olan bireylere ait ses kayıtları, fotoğraflar ve videolar, kişinin kimliğini belirlenebilir kıldığı için tartışmasız bir şekilde kişisel veri koruması altındadır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun yaklaşımları doğrultusunda, kimlik tespitinde kullanılabilecek nitelikteki yüz hatları ve ses frekansları biyometrik veri statüsünde kabul edilmektedir. Kanunumuz biyometrik verileri özel nitelikli kişisel veri olarak tasnif etmiş ve bu verilerin işlenmesini çok daha sıkı koruma şartlarına, kural olarak da ilgilinin açık rızasına tabi kılmıştır. Dolayısıyla, bir kişinin sosyal medya hesabında aleni olarak paylaştığı fotoğraf veya videoların bir Deepfake uygulamasına yüklenmesi ve işlenmesi, aydınlatılmış ve özgür iradeye dayalı açık rıza bulunmadığı sürece kanunun ağır bir ihlalidir. Aleni verilerin dahi manipülatif teknolojilere veri seti olarak sunulması hukuka aykırıdır.
Veri İşleme İlkeleri Açısından Deepfake Analizi
Deepfake üretim süreçleri, kanunda düzenlenen kişisel verilerin işlenmesine hakim olan genel ilkelere de bütünüyle aykırılık teşkil etme potansiyeli taşır. Bu hukuka aykırılık hallerini uygulamada şu şekilde özetleyebiliriz:
- Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma: İlgili kişinin yanıltılması ve verilerinin hiç beklemediği, onur kırıcı bir kurgu videoda kullanılması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
- Doğru ve gerektiğinde güncel olma: Deepfake ürünü doğası gereği manipüle edilmiş, gerçeği yansıtmayan sahte bir çıktı ürettiği için veri doğruluğu ilkesini kökünden zedeler.
- Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme: Üçüncü kişileri aldatmak veya itibar suikastı yapmak gibi gayrimeşru amaçlarla yapılan veri işleme faaliyetleri hukuka aykırıdır.
- İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma: Gerçekçi bir Deepfake ürünü yaratmak için algoritmaların devasa boyutlarda veriye ihtiyaç duyması, veri minimizasyonu kuralını fazlasıyla aşmaktadır.
Ölümden Sonra Kişisel Verilerin ve İmajın Korunması
Vefat etmiş ünlülerin veya tarihi şahsiyetlerin teknoloji kullanılarak sinema veya reklamlarda yeniden canlandırılması, mirasçıların hakları açısından önemli bir bilişim hukuku tartışması yaratmaktadır. Kanunlarımıza göre kişilik ölümle sona erdiğinden, kural olarak ölen kişinin kişisel verileri veya kişilik hakları doğrudan korunmaz. Ancak, Türk hukukunda kabul gören hatırayı koruma doktrini çerçevesinde, murisin onurunu veya şerefini zedeleyecek nitelikteki Deepfake tasvirlerine karşı mirasçılar, kendi kişilik haklarına dayanarak hukuki yollara başvurabilirler. Her ne kadar Amerikan hukukunda ölümden sonra da devredilebilen imaj hakları veya New York eyaletindeki dijital replika mevzuatı gibi korumalar bulunsa da, Türk hukukunda bu haklar doğrudan mirasçılara geçmez. Bununla birlikte, ölen bir kişinin ses ve görüntüsünün izinsiz ve ahlaka aykırı kurgularla ticari bir üretime konu edilmesi, hatıraya saygı çerçevesinde müdahaleyi gerektiren haksız bir eylem olarak nitelendirilmelidir.