Anasayfa Makale Çocukların Unutulma Hakkı ve Hukuki Yollar

Makale

Sosyal medyada çocukların özel hayatını ihlal eden paylaşımlara karşı unutulma hakkı ve hukuki koruma yolları büyük önem taşır. Bu makale, çocukların dijital izlerinin silinmesi ve kişilik haklarının korunması amacıyla başvurulabilecek dava türlerini ve erişim engelleme prosedürlerini hukuki bir perspektifle detaylı biçimde incelemektedir.

Çocukların Unutulma Hakkı ve Hukuki Yollar

Günümüzde internet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, çocukların dijital dünyadaki varlığı da kontrolsüz bir biçimde artmaktadır. İster ebeveynleri isterse üçüncü kişiler tarafından yapılsın, çocukların özel hayatının gizliliğini ihlal eden veya onları toplum önünde küçük düşürebilecek nitelikteki paylaşımlar, çocukların gelecekteki psikolojik, sosyal ve mesleki yaşantılarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Hukuk sistemimiz, bireylerin geçmişte yaşadıkları olumsuz durumların toplum hafızasından silinerek yeni bir başlangıç yapabilmelerini güvence altına alan unutulma hakkını tanımaktadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla da sınırları çizilen bu hak, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda daha da hassas bir nitelik taşımaktadır. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, sosyal medyada yer alan olumsuz içeriklerin kaldırılması veya bunlara erişimin engellenmesi hayati bir gerekliliktir. Bu noktada, çocuğun kişilik hakkının zedelendiği hallerde devreye giren kişiliği koruyucu davalar ve özel kanunlarda öngörülen idari tedbirler, mağduriyetlerin giderilmesi için en temel hukuki yolları oluşturmaktadır.

Çocukların Unutulma Hakkının Kapsamı

AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma hakkı, kişinin geçmişine dair belirli hususların silinmesini ve hatırlanmamasını isteme hakkı olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medya platformlarında paylaşılan içeriklerin zamanla unutulmaması ve sürekli olarak erişilebilir nitelik taşıması, çocukların gelecekteki kimlik gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Yargıtay uygulamalarına göre, kamu yararı bulunmadıkça dijital dünyada yer alan olumsuz olayların bir süre sonra silinmesi esastır. Bu bağlamda, çocuklar hakkında geçmişte paylaşılan ve onların şeref ve haysiyetini zedeleyici özellik taşıyan içerikler, AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı kapsamında değerlendirilerek internet ortamından kaldırılabilmektedir. Ayırt etme gücüne sahip olan çocuklar, hakaret içerikli veya küçük düşürücü paylaşımların silinmesini bizzat talep edebilirken; ayırt etme gücü bulunmayan çocuklar adına bu hak, yasal temsilcileri tarafından kullanılmalıdır. Eğer ihlal bizzat çocuğun yasal temsilcisi tarafından gerçekleştirilmişse, menfaat çatışması doğacağından çocuğa bir kayyım tayin edilmesi ve hukuki sürecin bu yolla işletilmesi gerekmektedir.

Kişilik Hakkı İhlallerine Karşı Koruyucu Davalar

Çocuğun kişilik hakkına yönelik saldırıların önlenmesi veya ortadan kaldırılması amacıyla Türk Medeni Kanunu kapsamında çeşitli koruyucu davalar öngörülmüştür. Bu davalar, saldırının sonucuna değil, fiilin kendisine odaklandığı için saldırganın kusuru veya maddi bir zararın doğmuş olması şartı aranmaz. Bir ihlal tehlikesi mevcutsa saldırının önlenmesi davası, halihazırda devam eden bir ihlal söz konusuysa saldırının durdurulması davası açılabilmektedir. Örneğin, çocuğun mahrem görüntülerinin sosyal medyada yayılması durumu devam ediyorsa, bu içeriklerin kaldırılması için durdurma davası yoluna gidilebilir. Ayrıca, saldırı sona ermiş olsa bile etkileri hala devam ediyorsa, mağduriyetin tescillenmesi amacıyla saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası açılması mümkündür. Tüm bu davalarda, özellikle ebeveynin ihlali gerçekleştirdiği vakalarda, çocuğun üstün yararı doğrultusunda mahkemenin müdahalesi ve yasal temsilci dışında bir kayyım atanarak dava açılması, çocuğun hukuki korunmasının temelini oluşturur.

Tazminat Davaları ile Zararın Giderilmesi

Çocuğun sosyal medyadaki paylaşımlar nedeniyle maddi veya manevi bir zarara uğraması durumunda, koruyucu davaların yanı sıra tazminat davaları da gündeme gelmektedir. Kişiliğin zedelenmesi sonucu çocuğun ruhsal dünyasında meydana gelen sarsıntılar, üzüntü ve elemler manevi tazminat davasının konusunu oluşturmaktadır. Yargıtay'ın güncel kararları ışığında, sosyal medyada çocuğun özel hayatının ihlal edilmesi veya şeref ve haysiyetine saldırılması, objektif olarak bir manevi zarar doğurur. Bedensel bir zararın aranmadığı bu davalarda, mahkeme tarafından belirlenecek uygun bir miktar para ile mağduriyetin telafisi amaçlanır. Çocuğun bir meslek veya sanat icra etmesi ve bu saldırılar sebebiyle ekonomik gelir kaybına uğraması ihtimalinde ise, fiili zararın ve yoksun kalınan karın talep edilebileceği maddi tazminat davası açılabilir. İhlalin ebeveyn tarafından gerçekleştirilmesi halinde de çocuk adına tazminat talebinde bulunabilmesi için kayyım atanması usulü işletilmelidir.

İnternet Ortamındaki Yayınlara Dair İdari Başvurular

Hukuk mahkemelerinde açılacak davaların yanı sıra, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca ihlallere karşı daha hızlı ve pratik başvuru yolları bulunmaktadır. Özel hayatın gizliliğinin veya kişilik hakkının ihlal edildiği durumlarda, izlenmesi gereken adımlar ve uygulanabilecek yaptırımlar şunlardır:

  • Uyar-Kaldır Yöntemi: Öncelikle içerik sağlayıcıya, ulaşılamaması halinde ise yer sağlayıcıya başvurularak içeriğin yayından çıkarılması talep edilebilir.
  • Hakimliğe Başvuru: İçerik ve yer sağlayıcıdan sonuç alınamazsa, doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine müracaat edilerek erişimin engellenmesi istenebilir. Hakim en geç 24 saat içinde kararını verir.
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) Başvuru: Özel hayatın gizliliği ihlallerinde doğrudan BTK'ya başvurularak içeriğe erişimin engellenmesi talep edilebilir ve bu tedbir çok kısa sürede uygulanır.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: