Makale
Çocukların kişisel verilerinin hukuka aykırı işlenmesi durumunda, Türk Medeni Kanunu ve KVKK kapsamında çeşitli hukuki koruma ve giderim mekanizmaları devreye girmektedir. Bu makalede, aile hukuku tedbirleri, kişiler hukuku davaları, usul hukuku bağlamındaki kayyım atamaları ve KVKK kapsamındaki başvuru yolları detaylıca incelenmektedir.
Çocukların Kişisel Veri İhlallerinde Hukuki Giderim Yolları
Çocukların kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, hukukumuzda farklı yasal disiplinlerin eşzamanlı olarak işletilmesini gerektiren çok boyutlu bir hukuki ihlal teşkil etmektedir. Bir KVKK avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, çocukların veri güvenliğinin ihlali durumunda yalnızca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu değil, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu'nun Aile ve Kişiler Hukuku ile Medeni Usul Hukuku prensipleri de devreye girmektedir. Çocuğun menfaati merkeze alınarak, veri sorumlusu sıfatını haiz üçüncü kişilere veya bizzat ihlali gerçekleştiren anne ve babaya karşı çeşitli hukuki giderim mekanizmaları işletilebilir. Uygulamada, ihlalin ağırlığına ve niteliğine bağlı olarak mahkemelerden talep edilecek koruyucu tedbirlerin, açılacak davaların ve veri sorumlusuna yapılacak başvuruların doğru bir yasal temele oturtulması hayati önem taşır. Bu bağlamda, yaptırım ve giderim boyutuyla ihlal süreçlerinin etkin bir hukuki strateji ile yönetilmesi gerekmektedir.
Aile Hukuku Kapsamında Koruma Tedbirleri
Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, kişisel verilerine yönelik ihlaller bizzat velayet hakkı sahibi anne ve babadan kaynaklanıyorsa, Türk Medeni Kanunu uyarınca hâkimin müdahalesi talep edilebilir. Hâkim, çocuğun menfaati ve gelişiminin tehlikeye düştüğünü tespit ettiğinde, TMK m.346 gereğince aileye tavsiyede bulunma, uzman yardımı alma veya doğrudan hukuka aykırı paylaşımların silinmesi yönünde emir ve talimat verme gibi uygun önlemleri alabilir. İhlalin boyutunun çocuğun bedensel veya zihinsel gelişimini tehlikeye düşürecek kadar ağır olması halinde, TMK m.347 uyarınca çocuğun bir kurum veya aile yanına yerleştirilmesi gündeme gelebilir. En son çare olarak ise, anne babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması ve kişisel veri gizliliğini geri dönülemez şekilde ihlal etmesi durumunda, TMK m.348 kapsamında velayetin kaldırılması yaptırımı uygulanabilir. Mahkemeler, ihlalin ciddiyetine göre ölçülülük ilkesi çerçevesinde bu koruma tedbirlerini şekillendirir.
Kişiler Hukuku Bağlamında Açılabilecek Davalar
Çocuğun kişisel verilerinin aynı zamanda onun kişilik hakkı koruması altında olduğu dikkate alındığında, bu verilere yönelik hukuka aykırı saldırı durumlarında TMK m.24 ve m.25 çerçevesinde hukuki çarelere başvurulur. Saldırının mevcut durumuna göre;
- Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası
- Saldırıya son verilmesi (durdurma) davası
- Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası
- Maddi ve manevi tazminat davası
- Haksız kazancın iadesi davası
gibi yargısal yollar işletilmektedir. Özellikle failin, çocuğun görüntüleri üzerinden ticari menfaat elde etmesi gibi durumlarda, zararın ispatına veya failin kusuruna gerek olmaksızın, gerçek olmayan vekâletsiz işgörme kuralları çerçevesinde haksız kazancın iadesi talep edilebilmektedir. Öte yandan, ihlalin meydana getirdiği malvarlığı eksilmeleri için maddi tazminat; ihlal sebebiyle oluşan psikolojik yıkım ve ıstırap için ise manevi tazminat davası açılır. Mahkeme, manevi tazminat kapsamında para ödenmesi yerine hukuka aykırılığı kınayan bir kararın yayınlanmasına da takdir yetkisi dâhilinde hükmedebilir.
Usul Hukuku Bağlamında Dava Ehliyeti ve Temsil Kayyımı
Kişisel verileri ihlal edilen çocukların davalarda nasıl temsil edileceği, ihlalin failine ve davanın türüne göre farklılık arz eden spesifik bir usul hukuku meselesidir. Kural olarak, tam veya sınırlı ehliyetsiz durumdaki çocukların malvarlığına yönelik maddi tazminat ve iade davaları yasal temsilcileri tarafından açılır. Sınırlı ehliyetsiz olan (ayırt etme gücüne sahip) çocuklar ise şahsa sıkı sıkıya bağlı nitelikteki kişiliği koruyucu davaları ve manevi tazminat davalarını bizzat açma dava ehliyetine sahiptir. Ancak ihlali gerçekleştiren kişilerin çocuğun kendi anne veya babası olması durumunda ciddi bir menfaat çatışması doğar. Bu tür durumlarda, çocuğun anne ve babasına karşı dava açabilmesini sağlamak amacıyla, TMK m.426/b.2 hükmü devreye sokularak çocuğu temsilen bir temsil kayyımı atanması zorunludur. Mahkeme tarafından atanan bu kayyım, çocuğun haklarını bizzat ihlali gerçekleştiren ebeveyne karşı yargı önünde korumakla görevlidir.
KVKK Kapsamında Veri Sorumlusuna Başvuru İmkânları
KVKK m.11, ihlale uğrayan çocukların (veya yasal temsilcilerinin) kişisel verilerinin silinmesi, düzeltilmesi veya bilgi talep edilmesi gibi konularda doğrudan veri sorumlusuna başvuru hakkını düzenler. İhlali durdurucu ve önleyici nitelikteki bu mekanizma ile verilerin akıbetinin tespit edilmesi mümkündür. Ancak, veri ihlali neticesinde doğan zararların giderilmesi taleplerinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun tazminata hükmetme yetkisi bulunmadığı unutulmamalıdır. KVKK m.14/3 uyarınca, kişilik hakları ihlal edilen kişiler tazminat talepleri için öncelikle Kurul'a şikayet yolunu tüketmek zorunda olmaksızın genel hükümlere göre doğrudan mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Bu doğrultuda bir KVKK uzmanı, ihlalin tespiti ve idari yaptırımlar (para cezaları) için süreci Kurul nezdinde yürütürken; eşzamanlı olarak da zararların giderimi için maddi ve manevi tazminat davalarını Asliye veya Aile Mahkemeleri nezdinde ikame ederek bütüncül bir hukuki koruma stratejisi kurmalıdır.