Anasayfa/ Makale/ CMK Madde 134 Kapsamında Akıllı Telefonlarda Arama

CMK Madde 134 Kapsamında Akıllı Telefonlarda Arama

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca akıllı telefonlarda gerçekleştirilen arama ve el koyma tedbirleri, özel hayatın gizliliği bağlamında istisnai ve en son başvurulması gereken hukuki işlemlerdir. Bu makalede, telefonlarda arama yapılabilmesinin yasal şartları ve Yargıtay kararları ışığında uygulamanın hukuki sınırları incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Gelişen teknolojiyle birlikte akıllı telefonlar, günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş ve içerisinde son derece kapsamlı kişisel veriler barındırmaya başlamıştır. Bu cihazların kapasitelerinin artması, suç soruşturmalarında onları potansiyel ve kritik bir delil kaynağı yapmaktadır. Türk Ceza Muhakemesi Hukuku sisteminde cihazlar üzerindeki adli tedbirler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 kapsamında düzenlenmektedir. Her ne kadar kanun lafzında açıkça akıllı telefon ibaresi geçmese ve yalnızca "bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütükleri" ifadeleri kullanılsa da, günümüzde akıllı telefonların işlevsel olarak birer kişisel bilgisayar niteliği taşıdığı hukuken kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 17. Ceza Dairesi (2015/27517 E. 2017/1716 K.) uygulamaları da bu yönde şekillenmiş olup, telefonlar üzerinde yapılacak her türlü adli bilişim incelemesinin doğrudan CMK m.134 prosedürlerine ve katı güvencelere tabi olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Suçla mücadele edilirken kişilerin temel haklarının zedelenmemesi adına, söz konusu arama tedbirinin yasal sınırları büyük bir özenle çizilmiştir.

Telefonlarda Arama Yapılabilmesinin Kanuni Şartları

CMK m.134/1 hükmü uyarınca, şüpheliye ait bir akıllı telefonda arama yapılabilmesi için öncelikle yürütülen resmi bir soruşturmanın varlığı ve somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunması şarttır. Ancak bu şartların gerçekleşmesi tek başına yeterli değildir; aynı zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması gerekmektedir. Hukuk sistemimizde bu durum, akıllı telefonlarda arama yapılmasının bir en son çare (ultima ratio) tedbiri olduğunu göstermektedir. Eğer kamera kayıtları, tanık beyanları veya fiziki bulgular gibi olağan kanıt araçlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde sonuca ulaşılabiliyorsa, kişinin özel hayatına son derece ağır bir müdahale niteliği taşıyan telefon arama tedbirine başvurulmamalıdır. Şüphelinin bizzat inceleme talep etmesi gibi istisnalar dışında, bu yasal zorunluluklara uyulmadan gerçekleştirilecek her türlü müdahale, ceza muhakemesinin temel prensipleriyle açık bir biçimde çelişecektir.

Arama Kararı Vermeye Yetkili Merciler ve Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hâl

Akıllı telefonlarda arama işlemi kural olarak hâkim kararı ile gerçekleştirilmelidir. Yasada yer alan istisnai düzenlemeye göre ise, yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de bu hukuki tedbire başvurulabilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2016/75 E. 2019/18 K.) içtihatlarında, acil müdahale edilmediği ve hâkimlikten karar alınmasının beklendiği takdirde aramanın faydasız kalacağı durumlar, gecikmesinde sakınca bulunan hâl olarak tanımlanmıştır. Böyle bir aciliyet veya zaruret ortada yokken sırf Cumhuriyet savcısı kararına dayanılarak gerçekleştirilen arama neticesinde elde edilen bulgular hukuken sakatlanır ve sonradan alınan hâkim onayıyla dahi bu bulgular hukuka uygun hâle getirilemez.

Savcı Kararının Onay Süreci ve Arama Zamanı

İvedilik gerektiren ve Cumhuriyet savcısı kararıyla telefonda başlatılan arama işlemleri bağlamında kanun, hak ihlallerini önlemek adına katı bir süre sınırı öngörmüştür. Söz konusu arama kararı, işlemin yapılmasının ardından yirmi dört saat içerisinde hâkim onayına sunulmak zorundadır. Şayet hâkim tarafından bu süre zarfında onay verilmezse veya karar süresi içinde onaya sunulmazsa, telefon üzerinden elde edilmiş olan tüm verilerin derhal imha edilmesi gerekmektedir. Öte yandan Yargıtay uygulamasında aramanın zamanı da titizlikle incelenmektedir. Kural olarak arama işlemlerinin gündüz vakti yapılması esastır; gece vakti telefon araması yapılabilmesi yine ancak (YCGK 2016/57 E. 2016/374 K.) çok acil durumların varlığına bağlıdır. Hatta Yargıtay 7. Ceza Dairesi, aciliyet gerekçesi sunulmadan gündüz vakti savcı emriyle yapılan bir aramanın da yasalara aykırı olduğunu açıkça hükme bağlamıştır.

Akıllı Telefonlara El Koyma Tedbirinin Sınırları

CMK m.134/2 hükmü, cihazın bizzat kendisine el konulması tedbirini kesin ve dar kurallara bağlamıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan rutin el koyma işlemlerinin aksine, yasa koyucu bu durumu son derece istisnai şartlara tabi tutmuştur. İlgili kanun maddesine göre kolluk veya adli makamların hukuka uygun bir biçimde akıllı telefona el koyabilmesi için şu kısıtlı durumların varlığı şarttır:

  • Cihaz şifresinin çözülememesinden dolayı sisteme girilememesi,
  • Telefondaki gizlenmiş bilgilere teknik imkânlarla anında ulaşılamaması,
  • Uygulanacak adli bilişim kopyalama işleminin çok uzun sürecek olması.

Bu şartlardan biri gerçekleştiğinde asıl amaç, cihazı temelli alıkoymak değil; şifrenin çözümünün yapılması ve laboratuvar ortamında gerekli kopyaların alınması aşamalarını tamamlamaktır. Kanun açıkça, şifre çözülüp kopyalama bittikten sonra söz konusu cihazların gecikmeksizin sahibine iade edilmesini emretmektedir. Uygulamada telefonların uzun sürelerce adli emanette tutulması hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca CMK m.134/4 uyarınca kopyalama esnasında verilerin tam yedeğinin alınıp bir kopyasının da şüpheli veya vekiline verilmesi öngörülmüşse de, pratik imkânsızlıklar nedeniyle bu yasal hakkın işletilmesi çoğu zaman güç olmaktadır.

Polis her şüphelendiğinde telefonumu alıp karıştırabilir mi? expand_more
Hayır, kolluk kuvvetleri her şüphelendiklerinde telefonunuzu alıp diledikleri gibi inceleyemezler. Akıllı telefonlar, günümüzde barındırdıkları kapsamlı veriler nedeniyle hukuken kişisel bilgisayar niteliği taşımakta olup, adli incelemeleri doğrudan CMK madde 134 kapsamındaki katı güvencelere tabidir. Cihazınızda arama yapılabilmesi için ortada resmi bir soruşturmanın varlığı ve mutlaka somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması kanuni bir zorunluluktur. Sırf şüphe üzerine, yasal prosedürlere uyulmadan gerçekleştirilecek her türlü müdahale hukuka aykırı olacaktır.
Olayın kamera kaydı varken yine de telefonumu inceleyebilirler mi? expand_more
Hukuk sistemimizde akıllı telefonlarda arama yapılması en son çare (ultima ratio) olarak kabul edilen oldukça ağır bir hukuki tedbirdir. Eğer soruşturma konusu eylem; kamera kayıtları, tanık beyanları veya diğer fiziki bulgular gibi olağan kanıt araçlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılabiliyorsa telefonunuzda arama yapılamaz. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için, yasa koyucu açıkça "başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması" şartını aramaktadır. Bu şarta uyulmadan özel hayatınıza yapılacak bir müdahale, ceza muhakemesi prensipleriyle açıkça çelişir.
Sadece savcı izniyle telefonum arandı, bu yasal mıdır? expand_more
Kural olarak akıllı telefonlarda arama işlemi bir hâkim kararına dayanmak zorundadır, ancak yasada belirtilen "gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde" Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de bu tedbire başvurulabilmektedir. Lakin hak ihlallerini önlemek adına kanun bu istisnayı çok katı bir süre sınırına bağlamıştır; savcı emriyle yapılan arama işleminin 24 saat içerisinde hâkim onayına sunulması şarttır. Şayet bu süre zarfında hâkim tarafından onay verilmezse veya karar onaya sunulmayı unutulursa, telefon üzerinden elde edilmiş olan tüm veriler hukuka aykırı hale gelir ve derhal imha edilmesi zorunludur. Ayrıca, ortada gerçekten bir aciliyet yokken sırf savcı kararıyla gündüz vakti yapılan aramalar dahi Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmaktadır.
Telefonuma el koydular ve aylardır geri vermediler, ne yapmalıyım? expand_more
Cihazınıza uzun sürelerle el konulması ve adli emanette bekletilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. CMK madde 134 kapsamında kolluk kuvvetlerinin asıl amacı telefonunuzu temelli alıkoymak değil, gerekli şifre çözümünü yapmak ve laboratuvar ortamında adli bilişim kopyalarını (imaj) almaktır. Kolluk ancak cihaz şifreniz çözülemiyorsa, içindeki gizli bilgilere anında ulaşılamıyorsa veya kopyalama süreci çok uzun sürecekse telefona fiziksel olarak el koyma hakkına sahiptir. İlgili şifre çözülüp veri kopyalama işlemi biter bitmez kanun, cihazların gecikmeksizin sahibine iade edilmesini açıkça emretmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir