Anasayfa Makale CMK Kapsamında Bilişim Sistemlerinde Arama ve...

Makale

Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 çerçevesinde bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirleri, dijital delillerin elde edilmesinde hayati öneme sahiptir. Bu makalede, soruşturma aşamasında şüphelilerin bilgisayarlarında ve kütüklerinde uygulanan koruma tedbirlerinin hukuki şartları, sınırları ve usulleri incelenmektedir.

CMK Kapsamında Bilişim Sistemlerinde Arama ve El Koyma

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi ve günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, suç delillerinin büyük bir kısmı artık dijital ortamlarda yer almaktadır. Bu durum, ceza muhakemesinde bilişim sistemlerinde arama ve el koyma gibi özel koruma tedbirlerinin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Hukukumuzda genel arama hükümleri bulunmasına rağmen, dijital delillerin manipülasyona son derece açık, kolaylıkla değiştirilebilir veya silinebilir yapısı nedeniyle kanun koyucu tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi ile özel bir düzenlemeye gidilmiştir. Temel hak ve özgürlükleri, özellikle de özel hayatın gizliliğini ve mülkiyet hakkını doğrudan kısıtlayan bu koruma tedbiri, keyfi uygulamaların önüne geçilebilmesi adına oldukça katı kurallara bağlanmıştır. Soruşturma makamlarının suçun aydınlatılması amacıyla maddi gerçeğe ulaşırken, Anayasa ile güvence altına alınan bu hakları ihlal etmemesi, ancak kanunda açıkça belirtilen katı şartların bir arada bulunmasıyla mümkündür.

Bilişim Sistemlerinde Arama ve El Koyma Kararının Şartları

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bir bilişim sistemi üzerinde arama yapılabilmesi için öncelikle ortada bir suç dolayısıyla yürütülen soruşturma bulunmalıdır. Soruşturma evresi tamamlanıp kovuşturma aşamasına geçildikten sonra bu tedbire başvurulması teknik olarak mümkün ve sıhhatli değildir. Tedbirin uygulanabilmesi için aranan en temel şartlardan biri de somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıdır. Genel arama hükümlerinde yer alan makul şüpheden farklı olarak, burada aranan şüphe derecesi oldukça yüksektir ve suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtilerin somut delillerle desteklenmesi gerekir. Ayrıca, kanun koyucu bu tedbiri adeta bir son çare olarak nitelendirmiş ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması şartını getirmiştir. Diğer yöntemlerle delil elde edilmesi mümkünse, kişilerin bilişim cihazlarına hukuken müdahale edilemez. İlgili kanun maddesi uyarınca bu koruma tedbirinin uygulanabilmesi için zorunlu olan temel unsurlar şunlardır:

  • Bir suç dolayısıyla yürütülen aktif bir soruşturmanın bulunması.
  • Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin mevcut olması.
  • Soruşturma kapsamında başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması.
  • Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hakim tarafından resmi karar verilmesi.
  • Kopyalama işleminin kural, donanıma fiziksel olarak el koymanın ise istisna olması.

Hakim Kararı ve Şifre Çözümü

Bilişim cihazlarına müdahale son derece hassas bir hukuki konu olduğu için, bu işlemler ancak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından verilecek bir karar ile gerçekleştirilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi savcılık veya adli kolluğun kendi inisiyatifiyle arama ve el koyma kararı verememesi, yasanın bu konuya verdiği önemi açıkça göstermektedir. Arama işlemi sırasında bilgisayar programlarına ve kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde, şifre çözümünün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi amacıyla bu cihazlara mahkeme kararıyla el konulabilir. Kanunun öngördüğü temel sistematiğe göre aslında asıl olan kopyalama yapılması, el koyma işleminin ise sadece şifre çözümü gibi zorunlu ve istisnai hallerde tatbik edilmesidir. Şifre çözüldükten ve gerekli kopyalar usulüne uygun alındıktan sonra el konulan cihazların gecikmeksizin şüpheliye iade edilmesi mutlak yasal bir zorunluluktur.

Yedekleme ve İmaj Alma Sürecinin Hukuki Boyutu

Arama ve el koyma işleminin uygulanması aşamasında dijital verilerin bütünlüğünün korunması, ceza yargılamasının sıhhati ve hukuka uygunluk denetimi açısından kritik bir öneme sahiptir. Kanun maddesi son derece açık bir şekilde, el koyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesinin yapılmasını amir hükümle zorunlu tutmuştur. Yedekleme işleminin, kural olarak olay mahallinde ve el koyma anında gerçekleştirilmesi esastır. Hukuka uygunluk denetiminde verilerin sonradan herhangi bir şekilde değiştirilmediğini ispatlamak için adli kolluk birimleri tarafından dijital mühürleme işlevi gören zaman damgalı hash algoritması alınmaktadır. Ayrıca, yasal güvenceler çerçevesinde alınan bu yedekten bir kopyanın çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilmesi kanuni bir mecburiyettir. Bu hayati husus, şüphelinin savunma hakkının kısıtlanmaması ve adil yargılanma ilkesinin tam manasıyla tesisi için büyük önem taşımaktadır. Gerçekleştirilen adli işlemlerin tüm aşamalarının detaylı bir tutanağa geçirilerek ilgili kişilerce imza altına alınması, ileride doğabilecek hukuka aykırı delil itirazlarının kesin olarak önüne geçilmesinde en temel yasal güvencedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: