Anasayfa Makale Ceza Muhakemesinde Dijital Delillerin Elde...

Makale

Ceza muhakemesinde dijital delillerin elde edilmesi, maddi gerçeğin aydınlatılmasında kritik bir aşamadır. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde yürütülen bu süreçte, hukuka uygunluk ve delil bütünlüğü esas alınır. Arama, el koyma ve kopyalama işlemlerinin adli bilişim standartlarına uygun şekilde yürütülmesi zorunludur.

Ceza Muhakemesinde Dijital Delillerin Elde Edilmesi

Günümüzün teknolojik gelişmeleri, ceza muhakemesi alanında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat araçlarını köklü bir biçimde değiştirmiştir. Ceza yargılamasının temel amacı olan hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde olayın aydınlatılması ilkesi, somut bir donanımın kendisinden ziyade, içerisinde barındırdığı soyut nitelikteki elektronik verilerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Hukuk devletinin en temel unsurlarından birisi olan hukuka uygun delil elde etme yükümlülüğü, Anayasa’nın 38’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında güvence altına alınmış olup, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kesinlikle kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu anayasal güvence doğrultusunda, dijital delillerin elde edilmesi süreci, sıradan fiziki delillerin toplanmasından ayrılmakta ve kendine has katı hukuki prosedürlere tabi tutulmaktadır. Bilişim sistemlerinin doğası gereği kolayca değiştirilebilir veya silinebilir olan bu verilerin, adalet önüne şüphe barındırmayacak şekilde, orijinalliği korunarak sunulması, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının en kritik yapı taşını oluşturmaktadır.

Dijital Delillere Yönelik Hukuki Düzenlemeler

Türkiye’de bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 134 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 17'nci maddesi ile özel olarak düzenlenmiştir. Klasik suçlara ilişkin delil araştırmaları CMK madde 116 ve 119 kapsamında genel arama hükümleriyle yürütülürken, bilişim sistemlerine müdahale CMK 134 ile yasal bir çerçeveye oturtulmuştur. Ancak bu düzenleme, dijital arama işlemini başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması şartına bağlayarak, dijital delilleri bir anlamda ikincil plana itmektedir. Bu hukuki kısıtlama, soruşturma makamlarının diğer tüm delil toplama yöntemlerini tüketmiş olmasını şart koşmaktadır. Mevzuata göre, söz konusu yasal şartın tam anlamıyla gerçekleşmesi halinde ancak Cumhuriyet Savcısının istemi ve Hâkimin kararı ile şüphelinin kullandığı bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına ve kayıtların kopyalanarak metin haline getirilmesine karar verilmektedir.

Arama, Kopyalama ve El Koyma Sürecinin İşleyişi

Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği hükümleri uyarınca, bilişim sistemlerine yönelik arama kararı icra edilirken şifreleme yöntemleri gibi engellerle karşılaşılması mümkündür. Bilgisayar, bilgisayar programları veya kütüklerine, şifrenin çözülememesi sebebiyle girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması durumunda, çözümün yapılabilmesi ve kopyaların alınabilmesi amacıyla donanımlara el konulabilmektedir. Ancak yasa koyucu, bu müdahaleyi sınırlar içine almış ve şifrenin kırılıp gerekli adli kopyaların alınmasının ardından el konulan cihazların gecikmeksizin şüpheliye iade edilmesini emretmiştir. Verilerin kopyalanması işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin tam bir yedeklemesinin yapılması hukuki bir zorunluluktur. Bu kural, şüphelinin haklarının korunması ve sonrasında oluşabilecek delil karartma iddialarının önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. İstemesi halinde bu yedeğin elektronik ortamdaki bir kopyası tutanağa geçirilerek şüpheliye veya vekiline imza karşılığında teslim edilmektedir.

Olay Yeri İncelemesi ve Delillerin Güvenliği

Dijital delillerin elde edilmesinde olay yeri incelemesi, sonraki tüm analiz ve yargılama aşamalarının geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. Geleneksel olay yeri prosedürlerinin ötesinde, bilişim sistemleri üzerinden delil toplanması özel beceri ve adli bilişim uzmanlığı gerektiren bir alandır. Delillerin kolayca değiştirilebilmesi, yok edilebilmesi veya elektromanyetik faktörlerden zarar görebilmesi sebebiyle olay yerine müdahale eden kolluk birimleri son derece hassas davranmalıdır. Şüpheli, müşteki ve cihazlar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin doğru kurulabilmesi için Locard’ın değişim prensibi sanal evrende de geçerliliğini korumakta ve sistem üzerindeki her türlü kullanıcı hareketi veya ağ bağlantısı durumu hukuki bir iz bırakmaktadır. Bu nedenle, delil tespit sürecinin kesintisiz bir denetim zinciri içerisinde ve tamamen kayıt altına alınarak yürütülmesi usul hukuku açısından vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Dijital Delil Toplamada Uygulanacak Prosedürler

Olay mahallinde bulunan teknik ekibin adli bilişim çerçevesindeki yetkileri ve sınırları mevzuatla kesin kurallarla belirlenmiş olup, sahada yapılacak en ufak hatalı bir teknik uygulama, ilerleyen aşamalarda doğrudan hukuka aykırı delil itirazlarına ve dolayısıyla delillerin mahkeme tarafından reddedilmesine yol açacaktır. Usulüne uygun, mahkemede itiraza mahal vermeyecek nitelikte güçlü bir delil elde etme süreci, ancak uluslararası adli bilişim standartları ve ulusal kolluk yönetmelikleri ışığında eş zamanlı olarak yürütülebilir. Veri depolama birimlerinden bire bir adli kopya alınması işlemi sırasında, orijinal delilin bozulmasını veya manipüle edilmesini engellemek ve hukuki güvenilirliği temin etmek için aşağıda belirtilen temel güvence adımlarının atılması gerekmektedir:

  • Tüm işlemlerin kamera kaydı eşliğinde gerçekleştirilerek olay yeri denetim ve gözetim zincirinin oluşturulması.
  • Mevcut sistemin anlık durumunu gösteren ekran görüntülerinin fotoğraflanması ve uçucu bellek analizi için çalışan sistemlerin kontrollü şekilde kapatılması.
  • Kopyalama işlemi öncesinde ve sonrasında veri bütünlüğünü kanıtlamak amacıyla donanımlara ait MD5 ve SHA hash değerlerinin tutanakla imza altına alınması.
  • Elde edilen materyallerin marka, model, seri numarası bilgileriyle birlikte etiketlenerek şeffaf veya anti-statik özel delil torbalarında muhafaza ve nakil edilmesi.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: