Anasayfa/ Makale/ Ceza Muhakemesinde Bilişim Sistemlerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma

Ceza Muhakemesinde Bilişim Sistemlerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma

Ceza yargılamasında bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbiri, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla uygulanan kritik bir ceza muhakemesi işlemidir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi kapsamında, somut delillere dayalı kuvvetli şüphe ve son çare ilkesi çerçevesinde, yalnızca hâkim kararıyla gerçekleştirilebilmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve hayatın her alanına entegre olması, klasik suçların yanı sıra bilişim suçlarının da artmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında, şüphelilerin kullandığı teknolojik cihazlara hukuka uygun bir şekilde müdahale edilmesi zarureti doğmuştur. Türk hukukunda, bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve elkoyma koruma tedbiri, temel hak ve özgürlükler ile kamu yararı arasındaki denge gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi ile özel bir usule bağlanmıştır. Söz konusu koruma tedbiri, klasik arama ve elkoyma işlemlerinden bağımsız olarak, özel hayatın gizliliğinin korunması ve kişisel verilerin güvence altına alınması maksadıyla daha sıkı şartlara tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda, adli makamların şüpheliye ait bilgisayarlar, bilgisayar programları ve kütükleri üzerinde gerçekleştireceği her türlü işlemin, kanunun öngördüğü sıkı şekil şartlarına ve prosedürlere uygun olarak yürütülmesi, hukuka aykırılık iddialarının önlenmesi bakımından hayati bir önem taşımaktadır.

Tedbirin Uygulanma Koşulları ve Hukuki Sınırları

Ceza yargılaması kapsamında bir bilişim sistemi üzerinde arama yapılabilmesi için kanun koyucu birtakım katı şartlar öngörmüştür. Öncelikle, suç dolayısıyla başlatılmış bir soruşturmanın bulunması gerekmektedir. İlgili kanun maddesinde yapılan son değişikliklerle birlikte, tedbirin uygulanabilmesi salt makul şüpheye değil, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı şartına bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, ceza muhakemesi hukukuna hâkim olan oranlılık ilkesinin bir yansıması olarak son çare prensibi benimsenmiştir. Hâkimin bu tedbire karar verebilmesi için, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması zorunluluğu aranmaktadır. Bu şartlar, arama işleminin ölçüsüz bir hak ihlaline dönüşmesini engellemekte ve tedbirin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Kanun, bu yetkinin kullanımını doğrudan Cumhuriyet savcısının talebi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile sınırlandırmış, savcının re'sen karar vermesine cevaz vermemiştir.

Şüphelinin Kullandığı Bilişim Sistemleri Kavramı

Kanun lafzı incelendiğinde, söz konusu koruma tedbirinin yalnızca şüphelinin kullandığı bilgisayar, bilgisayar programları ve kütükleri üzerinde uygulanabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu husus oldukça kritiktir; zira henüz şüpheli sıfatını almamış kişilerin veya suça iştiraki bulunmayan üçüncü şahısların cihazları üzerinde bu tedbir tatbik edilemez. Kanun koyucu, kişinin ilgili cihaza mutlak surette sahip olmasını aramamış, kullanıyor olmasını yeterli görmüştür. Başkasına veya çalıştığı kuruma ait olsa dahi, eğer şüpheli tarafından fiilen kullanıldığı tespit edilebiliyorsa, o cihaz üzerinde arama yapılabilmesi mümkündür. Ayrıca, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 17. maddesi ile uygulamanın kapsamı genişletilmiş; bu tedbirin bilgisayar ağları, diğer uzak bilgisayar kütükleri ve çıkarılabilir donanımlar hakkında da geçerli olacağı açıkça düzenlenmiştir.

Elkoyma İşlemi ve Verilerin Yedeklenmesi Süreci

Arama sonucunda elde edilecek elektronik verilerin korunması ve yargılama sürecinde sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için kanun, elkoyma ve yedekleme işlemlerine özel bir önem atfetmiştir. Bilişim sistemlerindeki verilere erişimin her zaman anında sağlanamaması durumuna karşın, şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması hallerinde, bu araç ve gereçlere doğrudan elkonulabilmektedir. Şifrenin çözülmesi ve kopyaların alınması akabinde ise, elkonulan cihazların gecikmeksizin iade edilmesi yasal bir yükümlülüktür. Tedbirin tatbiki aşamasında riayet edilmesi gereken en temel usul kuralı ise, elkoyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesinin yapılması zorunluluğudur.

  • Elkoyma ve Yedekleme Sürecinde Uyulması Gereken Temel Usuller:
  • Sistemde bulunan bütün verilerin, kaybolma ihtimaline karşı eksiksiz olarak yedeklemesi yapılır.
  • Yedekleme işlemi tamamlandıktan sonra, bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline teslim edilir.
  • Cihaza doğrudan elkonulmaksızın, sadece sistemdeki verilerin kopyasının alınması tercih edildiğinde, kopyası alınan verilerin mahiyeti hakkında tutanak tanzim edilir ve imzalanır.
  • İlgili tutanağın bir suretinin ilgili kişiye verilmesi, savunma hakkının kısıtlanmasını önlemek adına yasal bir haktır.
  • Şifre çözümü sağlandıktan ve deliller yedeklendikten sonra cihazlar gecikmeksizin şüpheliye iade edilmelidir.

Genel Arama Hükümleri ile İlişkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi kapsamında gerçekleştirilen bilişim sistemlerinde arama ve elkoyma işlemi, genel arama ve elkoyma tedbirlerinin özel bir görünümüdür. Bu nedenle, bu özel norma aykırı düşmediği müddetçe, genel hükümlerin de geçerliliğini koruduğu unutulmamalıdır. Örneğin, arama mahallinde bulunması gereken kişiler, tutanak tutulması zorunluluğu ve avukatın hazır bulunma hakkı gibi usuli güvenceler aynen tatbik edilir. Eğer arama esnasında soruşturma konusu suçla ilgisi olmayan ancak diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek tesadüfi bir delil elde edilirse, kolluk görevlilerinin aramayı başka suçlara teşmil etmeksizin mevcut delili muhafaza altına alması ve derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi yasal bir yükümlülüktür. Tesadüfi delil kurallarına riayet edilmemesi, aramanın kanuni amacından saparak ölçüsüz bir temel hak ihlaline dönüşmesine neden olacaktır.

Polis şüphelendiği için telefonumu veya bilgisayarımı kafasına göre inceleyebilir mi? expand_more
Hayır, ceza muhakemesi hukukuna göre kolluk kuvvetleri bilişim sistemlerinizde keyfi olarak arama yapamaz. Cihazlarınızın incelenebilmesi için öncelikle somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması zorunludur. Ayrıca bu hukuki müdahalenin başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı "son çare" durumunda olması gerekir. Tüm bu şartlar sağlansa dahi, işlemin yapılabilmesi için Cumhuriyet savcısının talebi ve mutlaka sulh ceza hâkiminin kararı şarttır.
Şirketin verdiği bilgisayarı kullanıyorum, polis benim yüzümden buna el koyabilir mi? expand_more
Evet, cihazın kime ait olduğuna bakılmaksızın el konulması ve üzerinde arama yapılması mümkündür. Kanun koyucu bu koruma tedbirinin uygulanmasında cihazın mülkiyetinin kimde olduğunu değil, şüpheli tarafından kullanılıp kullanılmadığını esas almaktadır. Başkasına veya çalıştığınız kuruma ait olsa bile, o cihazın sizin tarafınızdan fiilen kullanıldığı tespit edilebiliyorsa hukuken arama yapılabilir. Hatta bu uygulama sadece bilgisayarlarla sınırlı kalmayıp, uzak bilgisayar kütükleri ve çıkarılabilir donanımları da kapsamaktadır.
Bilgisayarıma el koydular, içindeki dosyalarımı bana geri verecekler mi? expand_more
Hukuki sürece göre cihazınıza el konulduğunda, sistemdeki bütün verilerin kaybolma ihtimaline karşı eksiksiz bir şekilde yedeklemesi yapılmak zorundadır. Bu yedekleme işlemi tamamlandıktan sonra, kopyalanan yedekten bir suret şüpheli olarak size veya avukatınıza teslim edilmelidir. Eğer sadece verilerin kopyası alınıyorsa bu mahiyet hakkında bir tutanak tutulması ve savunma hakkınızın kısıtlanmaması için tutanağın bir suretinin size verilmesi yasal hakkınızdır. Cihazınızın şifresi çözülüp ilgili deliller kopyalandıktan sonra ise cihazınız gecikmeksizin tarafınıza iade edilmelidir.
Bilgisayarımda başka bir suçla ilgili dosya bulurlarsa ne olur, başım yanar mı? expand_more
Arama esnasında asıl soruşturma konusuyla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandıran tesadüfi bir delil elde edilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda kolluk kuvvetleri, sahip oldukları arama yetkisini bu yeni suçları kapsayacak şekilde genişletemezler. Ancak, tesadüfi delil kuralları gereği memurlar mevcut delili muhafaza altına almak zorundadır. Muhafaza altına alınan bu yeni bulgular, derhal Cumhuriyet savcısına bildirilerek gerekli adli sürecin başlatılması sağlanır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir