Anasayfa Makale Ceza Muhakemesi ve KVKK Ekseninde Önleyici...

Makale

Yapay zekâ tabanlı öngörücü polislik uygulamalarının ceza muhakemesi ve kişisel verilerin korunması hukuku bağlamındaki yeri, hukuki güvenliğin temelini oluşturur. Bu makale, algoritmik sistemlerin makul şüphe, suçsuzluk karinesi, hukuka aykırı delil sorunu ve KVKK kapsamındaki açık rıza ile yasal dayanak ihtiyaçlarını analiz etmektedir.

Ceza Muhakemesi ve KVKK Ekseninde Önleyici Yapay Zekâ

Bilişim hukuku perspektifinden değerlendirildiğinde, suç önleme amacıyla geliştirilen yapay zekâ teknolojilerinin hukuki bir zemine oturtulması, modern hukuk devletinin en büyük sınavlarından biridir. Olası suçların tespitinde kullanılan devasa veri setlerinin işlenmesi, kişisel verilerin korunması ile doğrudan temas ederken, elde edilen algoritmik çıktıların adli sürece etkisi ceza muhakemesi kurallarını şekillendirmektedir. Önleyici kolluk faaliyetleri kapsamında toplanan verilerin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etmemesi esastır. Teknolojinin suçtan önce devreye girmesi, hukukun geriden gelme handikabını aşmayı gerektirir. Bu bağlamda, polis teşkilatlarının kullanacağı algoritmik karar destek sistemlerinin, salt teknik bir başarı olarak değil, hukuki güvenlik ilkesi ve anayasal güvenceler çerçevesinde titizlikle incelenmesi zorunludur. Sistemin ürettiği verilerin yargılama sürecine ne şekilde dâhil edileceği ve vatandaşların dijital ayak izlerinin nasıl korunacağı, çağdaş hukukun çözüm aradığı en temel meselelerdir.

Kişisel Verilerin Korunması ve Hukuki Sınırlar

Yapay zekâ ve makine öğrenmesi modelleri, çalışabilmek için devasa boyutlarda veriye ihtiyaç duyar. Bu durum, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile doğrudan bir etkileşim yaratmaktadır. Suç önleme amacıyla büyük veri havuzlarında biriktirilen kişisel bilgilerin işlenebilmesi için kural olarak kanunlarda açıkça öngörülme şartı veya ilgilinin açık rızası aranmaktadır. Bireylerin nerede oldukları, kimlerle iletişim kurdukları gibi iletişim üst verilerinin analiz edilmesi, kişisel verilerin dolaylı yoldan ifşasına zemin hazırlayabilir. Hukukumuzda özel hayatın gizliliği, Türk Ceza Kanunu'nun 134, 135 ve 136. maddeleri ile koruma altına alınmıştır. Önleyici polislik faaliyetlerinde yapay zekânın yasal bir dayanak olmadan kullanılması halinde, anayasal güvenceler zedelenecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin sanal devriye yetkisini iptal eden kararı, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlayan yetkilerin, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca dayanması ve kanuni sınırlarının net çizilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle, önleyici kolluk faaliyetlerinde kullanılacak veriler için hukuka uygunluk şartını sağlayacak yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Ceza Muhakemesinde Makul Şüphe ve Delil Sorunu

Ceza muhakemesi hukukunda yapay zekâ çıktılarının konumu, özellikle makul şüphe ve makul sebep kavramları etrafında şekillenmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 116. maddesi uyarınca arama yapılabilmesi için makul şüphe şarttır; Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) ise durdurma ve önleme araması için makul sebep arar. Yapay zekâ tabanlı sistemlerin ürettiği istatistiksel tahminler, tek başına bir kişi hakkında makul şüphe veya makul sebep oluşturmaya yeterli değildir. Algoritmik bir risk tahmini, ancak eğitimli bir kolluk mensubunun somut olgulara dayanan bağımsız gözlemiyle desteklendiğinde hukuki bir geçerlilik kazanabilir. Ayrıca, önceden izin alınmaksızın yürütülen kitlesel gözetim araçlarıyla toplanan veriler, paralel yapılandırma riski doğurmaktadır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen verilerin, CMK'nın 206. maddesi uyarınca yargılamada hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmesi ve reddedilmesi esastır. Bu bağlamda, algoritmik değerlendirmeler tek başına adli bir delil olarak kullanılamaz; mutlak suretle insan değerlendirmesinin süzgecinden geçmelidir.

Suçsuzluk Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı

Öngörücü polislik sistemlerinin kişi odaklı tahminler üretmesi, temel insan haklarından olan suçsuzluk karinesi ve lekelenmeme hakkı ile doğrudan çatışma potansiyeli taşır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesi, bireyin suçluluğu yasal olarak kanıtlanana kadar masum sayılmasını emreder. Henüz hiçbir icra hareketine başlamamış, dolayısıyla suç yolu aşamalarından geçmemiş bireylerin, salt algoritmik verilere dayanılarak potansiyel suçlu olarak damgalanması hukuken kabul edilemez. Hukuk devletinde adalet mekanizması, niyet okuma veya istatistiksel profilleme üzerine inşa edilemez.

Ceza muhakemesinde temel hakların korunması adına şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Algoritmik risk skorları, bireylere yönelik fiili bir suçluluk atfına dönüşmemelidir.
  • Kişilerin haksız isnatlarla toplumsal statü ve itibar kaybına uğramasını önleyen lekelenmeme hakkı, dijital gözetim süreçlerinde de titizlikle gözetilmelidir.
  • Tahmin verilerinin adli işlemlere temel oluşturabilmesi için, bireyselleştirilmiş ve somut bulgularla desteklenmesi zorunludur.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: