Anasayfa/ Makale/ Bulaşıcı Bir Unsur Olarak Mobbing ve SIR Modeli

Bulaşıcı Bir Unsur Olarak Mobbing ve SIR Modeli

İş yerindeki psikolojik taciz, bulaşıcı bir hastalık gibi kurum içine yayılma potansiyeline sahiptir. Matematiksel SIR modeli, mobbingin çalışanlar arasındaki bulaşıcı dinamiğini ve işverenin hukuki müdahale yükümlülüğünün aciliyetini hukuki bir perspektifle çarpıcı bir biçimde kanıtlamaktadır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hukuku uygulamalarında sıkça karşılaştığımız psikolojik taciz (mobbing), yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda iş yeri kültürünü zehirleyen yapısal bir sorundur. Çalışma ortamında belirli bir süreklilik arz eden ve çalışanı pasifize etmek veya yıldırmak amacıyla uygulanan bu sistematik baskının ispatı kadar, iş yerindeki yayılma hızı da büyük bir hukuki önem taşır. Kapalı bir çalışma ortamındaki bireyler sürekli bir etkileşim halindedir ve bu etkileşim, mobbingin tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi diğer çalışanlara veya birimlere sirayet etmesine zemin hazırlar. Bulaşıcı hastalıkların yayılımını inceleyen matematiksel ve epidemiyolojik bir araç olan SIR modeli, iş yerinde mobbingin nasıl bulaşıcı bir nitelik kazandığını anlamamız ve işverenin koruma yükümlülüklerini belirlememiz açısından son derece yenilikçi bir perspektif sunmaktadır.

Matematiksel Epidemiyoloji ve SIR Modeli

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını matematiksel olarak modellemek amacıyla temel alınan SIR modeli, popülasyonu hastalığa duyarlı, hastalığı taşıyan ve iyileşmiş olmak üzere üç ana gruba ayırır. Bu modelleme mantığı, sadece tıp biliminde değil, aynı zamanda sosyal davranışların analizinde ve iş yerindeki zararlı eylemlerin yayılım hızını ölçmede de başarıyla kullanılmaktadır. Bir çalışma ortamında ortaya çıkan psikolojik şiddet vakaları, bireyler arası doğrudan temas ve iletişim yoluyla hızla departmanlar arası bir krize dönüşebilir. Yönetim kademesinden veya eş düzeydeki çalışanlardan kaynaklanan bu dışlayıcı tavırlar, müdahale edilmediği takdirde kurumun tamamını etkisi altına alarak çalışma barışını temelden sarsar. Hukuki açıdan, işverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında bu tür bulaşıcı ve zarar verici eylemlerin engellenmesi için somut ve öngörülebilir tedbirleri alması esastır.

İş Yerinde Mobbingin Bulaşıcı Dinamikleri

Hukuki bir uyuşmazlık incelemesinde, personellerin mobbinge maruz kalma olasılığı ve birbirleriyle olan etkileşimleri titizlikle dikkate alınmalıdır. Bahsi geçen epidemiyolojik modeli bir iş yerine uyarladığımızda, çalışan popülasyonunu hukuki risk gruplarına göre üç farklı bölmede incelemek mümkündür. İşe yeni başlayan her birey, idareciler tarafından uygulanan psikolojik tacize karşı potansiyel olarak duyarlı konumdadır ve bu durum sistematik baskıların etkileşim ağını nasıl ele geçirdiğini açıkça göstermektedir. Geliştirilen bu modelin hukuki yansımaları şu gruplar üzerinden şekillenir:

  • T zamanında iş yerinde mobbinge duyarlı olan bireylerin oluşturduğu potansiyel mağdur grubu,
  • Mobbinge maruz kalmayan veya mobbinge karşı direnç kazanarak yasal yollara başvuran çalışanlar,
  • Kurum içinde gücünü kötüye kullanarak çalışanlara mobbing uygulayan idareci (yönetici) sayısı.

Hukuki Müdahale ve İşverenin Sorumluluğu

Geliştirilen dinamik analizlerin hukuki sonuçları oldukça nettir: Kapalı bir çalışma ortamında mobbing uygulayan idareciler bulunduğu sürece, bu psikolojik şiddet ve yozlaşma hiçbir zaman kendiliğinden ortadan kalkmayacaktır. Hukuk pratiğinde sıklıkla gözlemlediğimiz üzere, etkili bir hukuki müdahalenin yapılmadığı kurumlarda idarecilerin yarattığı bu toksik ve bulaşıcı kültür sistemde kalıcı hale gelmektedir. Mobbinge maruz kalan bireylerin işi bırakmaya zorlanması veya çalışma motivasyonunu yitirmesi, işverenin sağlıklı bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğünü açıkça ihlal etmesi anlamı taşır. Bu nedenle, iş yerinde mobbinge dair en ufak bir belirti teşhis edildiğinde, sorunun bulaşıcı bir şekilde tüm kuruma sirayet etmesini önlemek amacıyla derhal etkili hukuki kontrol stratejilerinin devreye sokulması hukuki bir mecburiyettir.

Müdürüm iş yerinde herkese kötü davranıyor, patron buna sessiz kalabilir mi? expand_more
İş hukuku uygulamaları kapsamında işverenin, işçiyi gözetme ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Kapalı bir çalışma ortamında bir idarecinin uyguladığı psikolojik taciz, bulaşıcı bir hastalık gibi diğer birimlere hızla yayılma potansiyeline sahiptir. Yönetimin bu toksik duruma müdahale etmemesi ve sessiz kalması, işverenin hukuki sorumluluğunu açıkça ihlal etmesi anlamına gelir. Bu nedenle işveren, mobbinge dair en ufak bir belirti teşhis edildiğinde sorunun bulaşıcı bir şekilde tüm kuruma sirayet etmesini engellemek için acilen etkili hukuki kontrol tedbirlerini devreye sokmak zorundadır.
Baskıcı yöneticimiz değişmeden işteki bu zehirli ortam kendiliğinden düzelir mi? expand_more
İş yerlerine uygulanan dinamik analizler açıkça göstermektedir ki, kurum içinde gücünü kötüye kullanarak çalışanlara mobbing uygulayan idareciler var olduğu sürece bu sorun hiçbir zaman kendiliğinden ortadan kalkmaz. Mobbing, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi doğrudan temas ve iletişimle yayıldığı için etkili bir hukuki müdahale yapılmadığı takdirde yaratılan bu toksik kültür sistemde tamamen kalıcı hale gelmektedir. Çalışanların işi bırakmaya zorlanması veya çalışma motivasyonlarını yitirmesi şeklinde sonuçlanan bu yozlaşmanın önüne geçilmesi hukuki bir mecburiyettir. Yöneticilerin bulaşıcı zararını kesmek için mutlaka hukuki kontrol stratejilerinin uygulanması gerekir.
İşe yeni girdim, yöneticinin baskısına uğrama riskim var mı, ne yapmalıyım? expand_more
Hukuki uyuşmazlık incelemeleri ve etkileşim modelleri göstermektedir ki, işe yeni başlayan her birey idareciler tarafından uygulanan psikolojik tacize karşı potansiyel olarak en duyarlı konumdadır. Sistematik baskıların etkileşim ağını nasıl ele geçirdiğini gösteren bu veriler, zararlı yayılımın ne kadar hızlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Yöneticiniz tarafından sizi pasifize etmek veya yıldırmak amacıyla belirli bir süreklilik arz eden baskılara maruz kalırsanız, bu yalnızca sizin sorununuz değil kurumsal bir ihlaldir. Böyle bir senaryoda, mobbinge karşı direnç kazanmış çalışanlar grubuna dahil olarak doğrudan yasal yollara başvurma ve hakkınızı arama imkanınız mevcuttur.
İş arkadaşım bana taktı, bu sadece ikimiz arasındaki bir sorun mu sayılır? expand_more
Çalışma ortamında eş düzeydeki çalışanlardan kaynaklanan sürekli ve dışlayıcı tavırlar, yalnızca bireysel bir uyuşmazlık veya basit bir çatışma olarak değerlendirilemez. Bu sistematik eylemler tıpkı epidemiyolojik bir rahatsızlık gibi kişiler arası doğrudan iletişim yoluyla hızla tüm kuruma sirayet edip departmanlar arası bir krize dönüşebilir. Aslında bu durum, iş yerinin genel kültürünü zehirleyen yapısal bir sorundur ve çalışma barışını temelden sarsar. Dolayısıyla işvereniniz, işçiyi gözetme borcu kapsamında bu bulaşıcı nitelikteki zarar verici eylemlerin engellenmesi için derhal somut tedbirler almak zorundadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir