Makale
Hizmet Seviyesi Sözleşmesi (SLA), bilişim sektöründe tarafların edimlerini teknik ölçütlerle belirleyen, sürekli borç ilişkisi doğuran kendine özgü (sui generis) bir sözleşmedir. Bu makalede, SLA'nın hukuki niteliği, şekil şartları ve internet ortamında kuruluş aşamaları bilişim hukuku perspektifiyle kapsamlı şekilde incelenmektedir.
Bilişim Hukukunda SLA'nın Kurulması ve Niteliği
Teknolojik gelişmelerin ticari hayata entegrasyonu, alışılmışın dışında yeni hukuki ilişkilerin ve sözleşme tiplerinin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, özellikle bulut bilişim ve bilişim dış kaynak kullanımı hizmetlerinde karşımıza çıkan Hizmet Seviyesi Sözleşmesi (SLA), tarafların hak ve borçlarını teknik ölçülebilir standartlara bağlayan en temel hukuki enstrümanlardan biridir. Bilişim hukuku perspektifinden yaklaşıldığında, SLA tipik borçlar hukuku sözleşmelerinden ayrılarak ifanın nicelik ve niteliğinin ayrıntılı olarak düzenlendiği esnek bir yapı sergiler. Çerçeve sözleşme niteliğindeki bilişim dış kaynak kullanımı veya bulut bilişim sözleşmelerini tamamlayan SLA, hizmet sağlayıcı ile kullanıcı arasında kurulan teknik ve hukuki bağın merkezinde yer alır. Tarafların karşılıklı irade beyanlarının uyuşması ile hayata geçen bu sözleşmeler, bilişim hizmetlerinin doğası gereği hem kuruluş aşamasında hem de hukuki niteliklerinin tespiti noktasında klasik sözleşmelerden ayrışan karakteristik özelliklere sahiptir. Bu makalede SLA'nın nasıl kurulduğu ve hukuki açıdan hangi nitelikleri barındırdığı ele alınacaktır.
Hizmet Seviyesi Sözleşmesinin Kurulması
Her sözleşmede olduğu gibi, Hizmet Seviyesi Sözleşmesinin kurulması da tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarında bulunmalarına bağlıdır. SLA, genellikle bir sözleşme metninin taraflarca imzalanması suretiyle kurulabileceği gibi, günümüz bilişim sektörünün hız gereksinimlerine paralel olarak dijital platformlarda da sıklıkla akdedilmektedir. Özellikle bulut bilişim hizmetlerinde, hizmet sağlayıcılar tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanan sözleşme metinleri, kullanıcıların internet siteleri üzerinden onayına sunulmaktadır. Bu noktada "click-through" veya "click-wrap" sözleşmeler gündeme gelir. Bu yöntemle kurulan sözleşmeler, doktrindeki hâkim görüşe göre hazır olmayanlar arası sözleşme görüşmesi olarak kabul edilmektedir. Zira hizmet sağlayıcının sözleşmeyi sunucuya yüklemesi ve kullanıcının bir form doldurarak veya onay butonuna tıklayarak işlemi gerçekleştirmesi, anlık ve doğrudan bir iletişimden ziyade aşamalı bir irade beyanı sürecini ifade eder. Sözleşmenin kurulduğu an, genellikle kullanıcı tarafından gönderilen kabul iradesinin hizmet sağlayıcının sunucusuna ulaştığı an olarak hukuki sonuç doğurur.
SLA'da Şekil Serbestisi ve Elektronik İmza
Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde asıl kural şekil serbestisi olduğundan, kanunda özel olarak düzenlenmemiş olan SLA'nın geçerliliği de kural olarak herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Taraflar, hukuki güvenliklerini sağlamak adına iradi olarak yazılı şekil veya resmi şekil kararlaştırma özgürlüğüne sahiptir. İradi şeklin geçerlilik mi yoksa ispat şartı mı olacağı tarafların anlaşmasına bağlıdır. Öte yandan, günümüz dijitalleşme sürecinin bir gereği olarak, SLA'nın elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile kurulması da hukuken mümkündür. Usulüne uygun şekilde güvenli elektronik imza ile oluşturulan sözleşmeler senet hükmündedir ve aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır. Bilişim hizmetlerinin küresel yapısı göz önüne alındığında, elektronik imzanın fiziki imza ile aynı hukuki sonuçları doğurması, hizmet sağlayıcılar ve kullanıcılar arasındaki sınır ötesi SLA metinlerinin hızlı ve hukuken güvence altında kurulabilmesini temin etmektedir.
SLA'nın Hukuki Niteliği ve Atipik Yapısı
SLA, kanunda özel olarak düzenlenmemiş bir sözleşme türü olması sebebiyle isimsiz sözleşmeler kategorisinde yer almaktadır. Bilişim hizmetlerinin dinamik doğası, tek bir tipik edim yükümlülüğünden bahsetmeyi imkânsız kılar. İsimsiz sözleşmeler içinde de birden fazla tipik sözleşmenin unsurlarını kanunun öngörmediği bir biçimde harmanlayan kendine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşme olarak nitelendirilir. Sözleşmede yer alan borçlar incelendiğinde; bilişim sisteminin altyapısının sağlanmasında kira sözleşmesi unsurları, yazılımın kullandırılmasında lisans sözleşmesi unsurları, teknik destek ve sistem yönetiminde vekalet sözleşmesi unsurları, verilerin yedeklenmesi gibi sonuç odaklı edimlerde ise eser sözleşmesi unsurları görülmektedir. Uyuşmazlık halinde, bu kendine özgü yapı nedeniyle öncelikle tarafların iradesi ile oluşturdukları sözleşme kuralları, ardından güven teorisi ve sözleşme konusu ile ilgili iş hayatındaki yaygın teamüller devreye girer. Bu nedenle SLA'nın kurgulanması sırasında boşluk bırakılmaması son derece kritiktir.
SLA'nın bünyesinde barındırdığı temel borçların, klasik sözleşme tipleri ile olan ilişkisi aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Sözleşme Tipi | SLA İçerisindeki Karşılığı |
|---|---|
| Vekalet Sözleşmesi | Bilişim sisteminin yönetimi ve teknik destek sağlanması |
| Eser Sözleşmesi | Verilerin yedeklenmesi ve eylem planı oluşturulması |
| Kira Sözleşmesi | Bilişim sistemi altyapısının kullandırılması |
| Lisans Sözleşmesi | Yazılımların belirli bir süre devri |
Sürekli Borç İlişkisi ve İvazlı Karakter
Hizmet Seviyesi Sözleşmesinin en belirgin hukuki niteliklerinden biri, sürekli borç ilişkisi doğuran (sürekli edimli) bir sözleşme olmasıdır. Karakteristik edimler olan bilişim sisteminin yönetimi, kesintisiz altyapı sağlanması ve periyodik ölçüm-raporlama faaliyetleri ancak zamana yayılarak ifa edilebilir. Alacaklının ifadan beklediği menfaat, tek seferlik bir eylemle değil, zaman içinde gerçekleşen kesintisiz veya tekrarlanan bir performans ile sağlanır. Ayrıca, SLA tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler (sinallagmatik) arasında yer alır. Hizmet sağlayıcının taahhüt ettiği ulaşılabilirlik, performans ve güvenlik seviyeleri karşısında, kullanıcının en temel asli borcu kararlaştırılan bedeli ödeme borcudur. Ücretsiz sunulan bilişim servisleri hukuken SLA kapsamında değerlendirilemez; zira hizmet seviyelerinin ölçümü, denetimi ve yaptırım mekanizmalarının işlemesi ivazlı bir sözleşme yapısını zorunlu kılar. Son olarak, tarafların sadece karşılıklı rızasıyla kurulan bu sözleşmeler, herhangi bir eşyanın teslimine gerek duymayan rızai sözleşmeler statüsündedir.