Anasayfa Makale Bilişim Hukukunda Siber Suç Kavramı

Makale

Bilişim sistemlerinin gelişimiyle ortaya çıkan siber suçlar, hukuki ve teknik boyutlarıyla geleneksel suçlardan ayrılmaktadır. Bu makalede, siber suç kavramının gelişimi, bilişim hukukundaki yeri ve geleneksel suç tipleriyle olan temel farklılıkları hukuki bir perspektifle incelenmektedir.

Bilişim Hukukunda Siber Suç Kavramı

İnternet teknolojilerinin ve bilgisayar ağlarının insan hayatına kattığı olumlu değerlerin yanında, hukuki anlamda yeni bir ihlal alanı olarak siber suç kavramı ortaya çıkmıştır. İlk olarak bilgisayar teknolojisinin anavatanı konumundaki Amerika Birleşik Devletleri'nde hukuki tartışmalara konu olan bu kavram, başlarda "bilgisayarla ilgili suç", "bilgisayar yardımlı suç" veya doğrudan "bilgisayara karşı suçlar" gibi terimlerle ifade edilmiştir. Geleneksel suç tiplerinden farklı olarak, bilişim suçları zaman veya mekân sınırı tanımadan, siber uzayın sağladığı olanaklarla küresel boyutta işlenebilen eylemleri kapsamaktadır. Hukuk pratiğinde karşılaştığımız en temel sorunlardan biri, bu suçların coğrafi yargı çevrelerini aşan yapısı ve anlık olarak gerçekleşebilmesidir. Bilişim hukuku alanında uzmanlaşmış avukatlar açısından siber suçlar, sadece suçun işleniş biçimiyle değil, aynı zamanda gerektirdiği teknik altyapı bilgisi ile de klasik ceza hukukundan ayrılan, spesifik bir hukuki zemin oluşturmaktadır.

Siber Suçun Hukuki Tanımı ve Kapsamı

Hukuk terminolojisinde en genel kabul gören tanımıyla bilişim suçu, bilgileri otomatik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde yetki dışı, gayri kanuni veya gayri ahlaki olarak gerçekleştirilen her türlü davranıştır. Başka bir deyişle, bilgisayar veri ve programlarına izinsiz girilmesi, bu verilerin kullanılması, tahribi, ifşa edilmesi ve sırrın masuniyeti aleyhine işlenen tüm yasadışı eylemleri kapsamaktadır. Uygulamada, geleneksel ceza hukukunda yer alan hırsızlık, dolandırıcılık ve sahtecilik gibi suçların doğrudan bilgisayar veya bilgisayar ağı kullanılarak işlenmesi durumu da bilişim suçu şemsiyesi altında değerlendirilmektedir. Ayrıca, bu bilgisayar sistemleri ve ağlarının doğrudan suçun hedefi haline gelmesi, fiilin hukuki nitelendirmesinde ve uygulanacak yaptırımın tayininde büyük önem taşımaktadır.

Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Bilişim Suçları Kategorileri

Bilişim hukukunda suç tiplerinin tasnifi, yargılama süreçleri ve eylemin kanuni tanıma uyması açısından hayati bir meseledir. Üyesi olduğumuz Avrupa Ekonomik Topluluğu, hukuki uyumlaştırma çalışmaları kapsamında aldığı bir tavsiye kararında, siber uzayda gerçekleştirilen ve bilişim suçu teşkil eden eylemleri beş temel hukuki kategoride sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma, mahkemelerin ve hukuk uygulayıcılarının suçu vasıflandırırken başvurduğu temel bir rehberdir:

  • Kasten bilgisayar verilerine girerek, bilgisayardaki kaynağa veya değere gayri meşru şekilde ulaşıp transferini sağlamak,
  • Sahtekârlık kastıyla bilgisayar verilerine veya programlarına girip bunları bozmak, silmek veya yok etmek,
  • Bilgisayar sistemlerinin hukuka uygun çalışmasını engellemek amacıyla verilere kasten müdahalede bulunmak,
  • Bir bilgisayar programının yasal sahibinin haklarını ticari yarar sağlamak amacıyla zarara uğratmak,
  • Sistem sorumlusunun izni olmadan, kurulu emniyet tedbirlerini aşarak sisteme kasten yetkisiz erişim sağlamak.

Geleneksel Suç Tipleri ile Siber Suçlar Arasındaki Temel Farklar

Bir bilişim avukatı gözüyle incelendiğinde, siber suç eylemleri ile geleneksel suçlar arasında suçun unsurları, işleniş biçimi ve kriminolojik boyutu açısından derin farklılıklar bulunur. Geleneksel suçlar genellikle gerçek zamanlı olarak, sınırları belirli coğrafik ve sosyal alanlar dâhilinde işlenir. Toplumda neyin suç olduğuna dair üzerinde uzlaşı sağlanmış çekirdek değerler bütünü mevcuttur. Buna karşılık, bilişim suçları zaman ve mekân sınırlarından bağımsız olarak anlık şekilde gerçekleşir ve ulusal yargı çevrelerini saniyeler içinde aşabilir. Henüz tüm toplumların üzerinde tam bir uzlaşı sağladığı evrensel bir siber değerler dizisi oluşmadığından, hangi eylemin suç teşkil edeceği hususu teknolojik gelişimle birlikte sürekli olarak kanunlaştırma tartışmalarına konu olmaktadır. Geleneksel suçbilimi çoğunlukla suç ve mağduriyet üzerine odaklanırken, siber suç tartışmaları suçun nasıl işlendiği ve failin teknik profili üzerinde yoğunlaşır.

Türk Ceza Kanununda Siber Suçların Yeri

Türkiye'de siber suçlar, iç hukukumuzda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında özel olarak düzenlenmiş ve hukuki yaptırımlara bağlanmıştır. TCK'nın ilgili kısımlarında "Topluma Karşı Suçlar" ana başlığı altında "Bilişim Alanında Suçlar" şeklinde sistemleştirilen bu düzenlemeler, siber ortamın güvenliğini sağlamayı hedefler. Özellikle bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme eylemi, kanunun 243. maddesinde açıkça cezai yaptırıma tabi tutulmuştur. Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak ve yetkisiz şekilde giren veya orada kalmaya devam eden kimseler, kanun koyucu tarafından hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılmaktadır. Bu yasal düzenlemelerin yanı sıra, internet üzerinden yapılan yayınların hukuki çerçevesini belirleyen ve bu yayınlar aracılığıyla işlenen suçları engellemeyi amaçlayan 5651 sayılı Kanun, Türkiye'deki siber suç davalarının çözümünde ve faillerin tespitinde temel yasal dayanaklardan birini oluşturmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: