Mülkiyet Hakkı
Mülkiyet Hakkı — 628 SORU & CEVAP listelendi.
Veriler hukuken kendi başlarına elle tutulur maddi bir cisim olarak kabul edilmedikleri için, verinin kendisinin bir çökme sonucu tahrip edilmesi veya silinmesi doğrudan klasik bir mülkiyet hakkı ihlali olarak görülmemekte ve mülkiyet davasına konu olamamaktadır. Özellikle şirket verilerinizin depolandığı fiziksel sunucular sizin mülkiyetinizde değilse, üçüncü kişilere ait bu donanımlar üzerinde yaşanan problemler doğrudan sizin ayni haklarınıza yapılmış bir saldırı olarak değerlendirilememektedir.
Kripto paralar ve dijital varlıklar günümüzde çok ciddi ekonomik değerler taşımasına rağmen, Türk hukuku bağlamında cismani yani maddi bir varlığa sahip olmadıkları için geleneksel anlamda eşya statüsünde sayılmamakta, dolayısıyla üzerlerinde doğrudan bir eşya zilyetliği veya klasik mülkiyet hakkı kurulamamaktadır. Bu fiziksel yoksunluk nedeniyle, maddi eşyaların sahibine iadesini sağlayan ve doğrudan mülkiyet hakkına dayanan klasik istihkak davası açılması usulen bazı hukuki engeller barındırmaktadır.
Dijital ortamda tutulan veriler mevcut eşya hukuku kurallarımız çerçevesinde maddi bir varlığa sahip olmadıkları için hukuken eşya olarak nitelendirilmemekte olup, üzerlerinde doğrudan klasik anlamda mülkiyet hakkı kurulması pek mümkün görünmemektedir. Bununla birlikte, verilerin kopyalanması veya zarar görmesi durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında yer alan bilişim sistemlerine girme veya verileri yok etme, değiştirme suçları bağlamında hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylem söz konusu olabilir.
Ek mesai ücreti veya maaş farkı talebinizin reddedilmesi, hukuki durumun henüz netleşmediği ve tartışmalı olduğu dönemlerde mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmemektedir. Bir alacak talebinin mülkiyet hakkı kapsamında bir varlık olarak korunabilmesi için, iç hukukta yeterli bir dayanağa sahip olması ve yerleşik yargı kararlarıyla desteklenerek bir meşru beklenti yaratması gerekir.
Evet, ilgili mevzuatta öngörülen sürenin aşılması halinde idare, tarafınıza özel bir bildirim yapmaksızın ticari plakanızı iptal edebilir ve bu durum mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmeyebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, taksi plakası gibi ticari faaliyet ruhsatları kamu yararı gözetilerek verilmektedir ve bu tür hakların uzun süre atıl bırakılması olağan bir durum değildir.
Sadece ulusal sınırlar içinde gerçekleşen hisse değişimi işlemlerinin, Avrupa Birliği hukuku kapsamına giren sınır ötesi işlemlere göre daha elverişsiz bir vergi rejimine tabi tutulması doğrudan bir ayrımcılık olarak kabul edilmemektedir. Mahkeme, bu tür bir tersine ayrımcılık iddiasını değerlendirirken, uygulanan farklı muamelenin kişilerin uyruğuna değil, gerçekleştirilen ticari işlemlerin niteliğine dayandığını belirtmektedir.
Devletin vergi politikalarında yaptığı değişiklikler sonucunda elde ettiğiniz sermaye kazançlarının daha yüksek oranda vergilendirilmesi, kural olarak mülkiyet hakkınızın ihlali anlamına gelmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, vergi konularının devletlerin temel egemenlik yetkileri arasında yer aldığını ve bu nedenle devletlerin vergi oranlarını veya muafiyetleri belirlerken oldukça geniş takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmektedir.
Adli yardım kapsamında sunulan avukatlık hizmetleri karşılığında mahkeme tarafından kesinleşmiş bir ödeme emri ile belirlenen alacakların devlet tarafından makul sürede ödenmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan mülkiyet hakkının açık bir ihlalini oluşturmaktadır. Mahkeme tarafından verilen ödeme kararı kesinleştiğinde, avukatın devletten talep edebileceği meşru ve somut bir mülkiyet hakkı doğar.
Hukuk mahkemeleri tarafından özel kişiler veya şirketler arasındaki bir uyuşmazlık sonucunda haksız fiile dayalı olarak yüksek miktarda tazminat ödemeye mahkum edilmeniz, tek başına mülkiyet hakkınızın ihlali anlamına gelmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin buradaki rolünün sadece taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek bir yargı sistemi sunmak olduğunu ve doğrudan bir malvarlığı müdahalesinde bulunmadığını vurgulamaktadır.
Zaman aşımına uğramış bir suç dosyasında mahkeme suçun tüm unsurlarının oluştuğuna kanaat getirirse, arazinizin müsadere edilmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarına göre yasal sayılabilir. Mahkemeler, bir ceza davası zaman aşımı nedeniyle düşse bile, eğer eyleminizin suç teşkil ettiğini esastan tespit etmişse, bu durum özünde bir mahkumiyet olarak kabul edilmektedir.