Görevi Kötüye Kullanma
Görevi Kötüye Kullanma — 39 SORU & CEVAP listelendi.
Kolluk kuvvetlerinin bireylere cinsel yönelimleri veya kişisel özellikleri nedeniyle nefret saikiyle hakaret etmesi ve onları aşağılaması durumunda, devletin bu ayrımcı tutumu derhal ve etkili bir şekilde soruşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, polislerin kişileri alıkoyarken insan onuruyla bağdaşmayan, korku ve aşağılanma duygusu yaratan nefret söylemleri kullanmasını küçültücü muamele yasağı kapsamında değerlendirmektedir.
Doğrudan yanıt: Temyiz kurulunun bağlayıcı nitelikteki talimatlarına uyulup uyulmadığının başka bir yargı mercii tarafından denetlenememesi, hak arama hürriyetinizin ihlal edildiği anlamına gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yaklaşımına göre, bir disiplin organı olan Devlet Yargı Konseyi'nin, üst mahkeme konumundaki temyiz panelinin bozma kararından sonraki işlemlerinin mutlaka yargısal bir denetime tabi olması gerekir.
Askerlik göreviniz sırasında meydana gelen bir patlama sonucunda yaralanmanız hâlinde size vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekirken kendi kusurunuz gerekçe gösterilerek bu talebin reddedilmesi durumunda idari yargıda dava açma hakkınız bulunmaktadır. Ancak mahkemelerin bu tür davalarda kusur durumunu değerlendirirken olayın tüm boyutlarını, özellikle askerî personelin gözetim ve denetim sorumluluğunu dikkate alması şarttır.
Önceden istihbaratı alınan ancak idare tarafından engellenemeyen bir terör eylemi neticesinde yaralandıysanız, idarenin hizmetin işleyişine ilişkin ağır kusuru bulunduğunu ileri sürerek devlete karşı tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Meydana gelen patlama veya saldırı olaylarında devletin koruma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi hukuki sürecin en önemli aşamalarından biridir.
Gözaltında maruz kaldığınız şiddete diğer polis memurlarının seyirci kalması ve bu durumla ilgili şikayetinizin takipsizlikle sonuçlanması halinde, soruşturmanın eksik yürütüldüğü gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarında veya bu olaylara göz yumulması durumunda yetkili makamların derhal ve re'sen etkili bir soruşturma başlatması gerektiğini belirtmektedir.
Kamu kaynaklarının ve kurum araçlarının yasal mevzuata aykırı alanlarda veya yasa dışı amaçlarla kullanılması, yöneticilerin cezai sorumluluğunu doğurabilecek niteliktedir. Bir kamu görevlisinin, kullanımına tahsis edilen resmî araçları mevzuatın verdiği yetki sınırları dışında usulsüz şekilde görevlendirmesi, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Kolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucunda yaralandığınızı belirterek yaptığınız şikayetlerde, savcılığın idari makamlardan soruşturma izni istemesi ve bu izin verilmediği için dosyanın kapatılması hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmasından kaynaklanan şikayetlerin idari izne tabi olmaksızın savcılık tarafından doğrudan ve resen soruşturulması yasal bir zorunluluktur.
Kolluk görevlilerinin güç kullanımından kaynaklanan kötü muamele iddialarının soruşturulması için valilik veya kaymakamlık gibi idari mercilerden soruşturma izni alınmasına gerek yoktur. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, polislerin fiziksel şiddet veya orantısız güç kullandığına dair şikayetler memurların yargılanmasına ilişkin kanun kapsamı dışında kalmaktadır.
Kolluk görevlilerinin güç kullanımından kaynaklanan şikayetlerin savcılık tarafından görevi kötüye kullanma şeklinde nitelendirilerek idareden soruşturma izni istenmesi hukuka uygun bir yaklaşım değildir. Anayasa Mahkemesi, kural olarak soruşturma makamlarının eylemleri hukuki olarak nasıl nitelendirdiğine karışmamakla birlikte, bu nitelendirme yüzünden kötü muamele şikayetlerinin araştırılmamasını anayasal bir sorun olarak kabul etmektedir.
Devletin hayatı koruma görevi çerçevesinde, kamu makamlarının önlenebilir bir terör saldırısına karşı gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığının yargılamalarda detaylıca incelenmesi zorunludur ve bu yapılmadan verilen ret kararları yaşam hakkı ihlali oluşturur. İdare mahkemeleri, olayda devletin ağır bir kusurunun bulunup bulunmadığını değerlendirirken sadece durumun bir terör eylemi olduğunu belirterek davayı yüzeysel şekilde reddedemez.