Eşler arasında dahi olsa, bir tarafın diğerinin haberleşme içeriklerini rızası dışında gizlice kaydetmesi ve ele geçirmesi, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilebilecek ciddi bir eylemdir. Evlilik birliği içerisinde kişilerin birbirlerinin özel eşyalarına veya teknolojik aletlerine müdahale yetkisi sınırsız değildir.
Eş, çocuk veya arkadaşların e-postalarını gizlice okumak, toplumda bazen ahlaki olarak sadece yanlış görülüp suç değilmiş gibi algılansa da hukuken ciddi sonuçlar doğurabilecek bir davranıştır. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek Türk Ceza Kanunu çerçevesinde yaptırıma bağlanan bir eylem olup, bu tür içeriklerin izinsiz olarak öğrenilmesi mahremiyete yönelik bir saldırı olarak değerlendirilebilir.
Hukuk sistemimizde sunulan bir verinin mahkemede değerlendirilebilmesi için öncelikli şart, o belgenin yasalara ve kanunlara uygun bir şekilde elde edilmiş olmasıdır. Anayasamızın amir hükümleri ve ceza muhakemesi kuralları gereği, hukuka aykırı yollarla veya rıza dışı gizli dinleme, casus program gibi yasaklı yöntemlerle toplanan hiçbir bulgu mahkemeler tarafından kesinlikle elektronik delil olarak kabul edilerek hükme esas alınamaz.
Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin rıza dışında bir aletle dinlenmesi, kaydedilmesi ve ifşa edilmesi kanunlarımızda açıkça suç olarak düzenlenmiştir. Anayasal bir hak olan özel hayatın gizliliği ilkesi gereğince, hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular mahkemelerde hukuka aykırı delil niteliği taşır ve hakimin kararına veya vicdani kanaatine esas oluşturamaz.
Boşanma aşamasında olduğunuz eşinizin veya ayrıldığınız partnerinizin, daha önceden bildiği şifrenizi kullanarak sosyal medya hesabınıza izinsiz girmesi ve şifreyi değiştirmesi adli makamlarca cezalandırılabilecek bir eylemdir. Evlilik veya beraberlik sürecinde şifrenin verilmiş olması, bu rızanın ayrılık sürecinde de devam ettiği anlamına gelmemekte olup, mevcut durumda ilgilinin rızası bulunmadığı kabul edilmektedir.
Mesleği veya kamu görevi gereği size ait özel bilgilere erişim hakkı bulunan bir kişinin bu verileri ifşa etmesi, eylemin nitelikli haller kapsamında değerlendirilmesine yol açacak ciddi bir ihlaldir. Kanunlarımız, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yayılması suçunun, belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak ya da kamu görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlenmesini ağırlaştırıcı bir neden olarak öngörmektedir.
Sisteme giriş için başlangıçta verilmiş bir iznin sonradan ortadan kalkmasına rağmen sistemde bulunmayı sürdürmek, hukuka aykırı bir eylem olarak nitelendirilme potansiyeline sahiptir. Hukuki ilişkilerin veya şahsi bağların sona ermesi durumunda, örneğin boşanma sonrasında, daha önceden e-posta hesabı gibi sistemlere erişim için verilmiş olan rıza da geçerliliğini yitirmiş kabul edilebilir.
Kamu personelinin görevi gereği erişim yetkisi olan sistemleri kişisel amaçlarla kullanarak bilgilerinizi elde etmesi ve sızdırması, hukuka aykırı bir veri işleme faaliyetidir. Bu eylem, kişisel verilerinizin hukuka aykırı şekilde başkalarına aktarılması anlamına gelmekte olup, ihlale sebebiyet veren memurun kurum içindeki disiplin sorumluluğu ile birlikte idarenin de hizmet kusurunu gündeme getirebilecektir.
Eşinizin rızanız dışında kredi kartınızı kullanarak ekonomik bir yarar sağlaması durumu kanunda suç olarak tanımlanmış olsa da, aranızda resmi bir mahkeme kararı bulunmaması hali ceza hukuku bağlamında şahsi cezasızlık sebebi olarak değerlendirilebilecek özel bir durumdur. Kanun koyucu, aile içi düzeni ve barışı korumak amacıyla haklarında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunmayan eşlerin birbirlerine karşı işledikleri bu tür malvarlığına yönelik ihlallerde ilgili kişi hakkında cezaya hükmolunmamasını öngörmüştür.
Eşinizin bu eylemi, kanunda hırsızlık suçunun unsurlarını taşısa da aranızda resmi olarak verilmiş bir ayrılık kararı bulunmaması nedeniyle faile ceza verilmesini engelleyen bir şahsi cezasızlık sebebi olarak değerlendirilebilir. Kanun koyucu, aile bütünlüğünü korumak amacıyla haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerin birbirlerinin malvarlığına karşı işledikleri bu tür fiillerde, ilgili eş hakkında cezaya hükmolunmamasını öngörmüştür.