Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2022/3677 E. | 2022/6910 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2022/3677 E. 2022/6910 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Dairesi
Esas No 2022/3677
Karar No 2022/6910
Karar Tarihi 27.12.2022
Dava Türü Yargılamanın Yenilenmesi İstemli İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Yargılamanın yenilenmesi sebepleri kanunda sınırlı sayılmıştır.
  • Yenilenme sebepleri yorum yoluyla kesinlikle genişletilemez.
  • Ceza beraati disiplinsizlik durumunu doğrudan ortadan kaldırmaz.
  • Hakimlerin ihraç edilmesi tek başına hile sayılmaz.

Bu karar, idari yargılama usulünde olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi müessesesinin kesin sınırlarını son derece net bir biçimde çizmesi açısından hukuken büyük önem taşımaktadır. İdari yargı sisteminde mahkeme kararlarının kesinliği esastır. Bu kapsamda mahkeme, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin kanunda tahdidi yani istisnai ve son derece sınırlı olarak sayıldığını, bu özel sebeplerin yorum yoluyla, kıyasla veya genişletici bir yaklaşımla ele alınamayacağını kesin olarak vurgulamıştır. Özellikle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) kararlarına yönelik olarak, kararı veren heyetteki bazı üyelerin sonradan terör örgütü iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilmesinin, doğrudan doğruya karara etki eden hile veya mutlak yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemeyeceği içtihat edilerek önemli bir prensip ortaya konulmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, özellikle geçmişte idari bir disiplin cezası alan ve daha sonrasında eylemin ceza yargılamasından delil yetersizliği veya suçun unsurlarının oluşmaması gibi sebeplerle beraat eden kamu görevlilerinin idari başvuru stratejilerini doğrudan etkilemektedir. Danıştay, idari disiplin hukuku ile ceza hukukunun inceleme alanlarının farklı olduğuna işaret etmiş; ceza mahkemesinde alınan beraat kararının, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle verilen meslekten çıkarma işlemini kendiliğinden sakatlamayacağını ve geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmayacağını açıkça belirtmiştir. Uygulamada bu hukuki yaklaşım, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin sıkı şekil şartlarına ve somut yasal sebeplere dayandırılması zorunluluğunu pekiştirmekte, salt hakimlerin sonradan ihraç edilmesini veya ceza beraatini yegane yenileme gerekçesi olarak sunan soyut başvuruların kategorik olarak reddedileceğini göstermektedir. Bu yönüyle karar, idari istikrarın ve hukuki güvenlik ilkelerinin güçlü ve tavizsiz bir savunusudur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş rütbesiyle görev yapmakta olan davacı, görev sürecindeki disiplinsizlik eylemleri ve ahlaki durum gerekçeleriyle İçişleri Bakanlığı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası almıştır. Davacı, bu ağır cezanın haksız olduğunu belirterek iptali talebiyle dava açmış, ancak bu dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından incelenerek reddedilmiş ve kesinleşmiştir. Aradan geçen zaman sonrasında davacı, kendisine disiplin cezası verilmesine dayanak gösterilen suçlamalardan dolayı ceza mahkemesinde yargılandığını ve bu yargılama sonucunda beraat ettiğini, işlemi tesis eden dönemin askeri amirlerinin kendisi hakkında tarafsız davranmadığını öne sürmüştür. Bununla da yetinmeyen davacı, aleyhine karar veren AYİM heyetindeki bazı askeri hakim üyelerin sonradan terör örgütü iltisakı sebebiyle yayımlanan KHK ile meslekten ihraç edildiğini belirtmiştir. Davacı, bu ihraç kararlarının, kendi yargılamasına hile karıştırıldığının çok açık bir kanıtı olduğunu iddia etmiş, bu doğrultuda eski mahkeme kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak meslekten çıkarma işleminin geriye dönük olarak iptal edilmesini talep ederek yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargının en temel usul kanunu olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri titizlikle esas alınmıştır. Bu kanunun olağanüstü kanun yollarını düzenleyen ilgili maddeleri, kesinleşmiş mahkeme kararlarının hangi istisnai durumlarda ve hangi kesin şartlar altında yeniden tartışılabileceğini açıkça belirler.

Danıştay, incelemesinde özellikle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.53 hükmüne odaklanmıştır. Bu kritik madde, yargılamanın yenilenmesi sebeplerini tahdidi, yani sınırlı sayıda ve istisnai olarak saymıştır. İlgili maddede sayılan "karara etki eden bir hile kullanılmış olması", "hükme esas alınan belgenin sahte olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesi" veya "karara esas alınan ilamın bozulmuş olması" gibi çok katı ve somut delillere dayanan haller dışında, hiçbir subjektif gerekçe ile yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez. Yerleşik idare hukuku prensipleri ve yüksek mahkeme içtihatları da bu sebeplerin yorum yoluyla, kıyasla veya hakkaniyet düşüncesiyle genişletilmesine kesinlikle izin vermez.

Bunun yanı sıra, disiplin hukuku ile ceza hukukunun bağımsızlığı prensibi de uyuşmazlıkta temel bir kural olarak öne çıkmaktadır. Doktrinde ve yerleşik Danıştay içtihatlarında açıkça kabul edildiği üzere, kamu görevlisine isnat edilen fiilin ceza kanunları kapsamında suç teşkil etmemesi veya yargılama sonucunda beraat kararı verilmesi, o eylemin disiplin hukuku yönünden disiplinsizlik, hizmetin işleyişini bozma veya memuriyet vakarına yakışmayan tutum oluşturmadığı anlamına gelmez. Ceza hakimi fiilin suç olup olmadığını incelerken, idari yargı hakimi fiilin kurum düzenini bozup bozmadığını değerlendirir.

Son olarak, alt derece mahkemesi kararlarının temyizen Danıştay tarafından bozulabilmesi için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.49 kapsamında yer alan hukuka aykırılık, yetkisiz yargı yerince karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmaması gibi somut bozma sebeplerinin bulunması yasal bir zorunluluk olup, bu sebeplerin varlığı iddia edenin ispat yükü altındadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, alt derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı, davacının sunduğu dilekçeleri ve dava dosyasında yer alan tüm hukuki belgeleri inceleyerek iddiaları somut olay bağlamında derinlemesine değerlendirmiştir. Davacının temyiz dilekçesindeki en temel iddiası, zamanında aleyhine davanın reddi yönünde karar veren Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) heyetinde bulunan bazı üyelerin, sonradan yayımlanan 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile terör örgütü mensubiyeti nedeniyle meslekten ihraç edilmeleri hususudur. Davacı, bu durumun, karara etki eden bir hilenin varlığına işaret ettiğini ve adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini savunmuştur. Bunun yanında davacı, meslekten çıkarılmasına zemin hazırlayan olaylardan ötürü ceza mahkemesinde beraat ettiğini ve idari işlemi tesis eden amirlerin de objektiflikten uzak, husumetle hareket ettiğini vurgulamıştır.

İdare Mahkemesinin ret kararına temel oluşturan tespitlerine tam olarak katılan Danıştay, öncelikle yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin kanunda kesin ve katı bir biçimde sınırlandırıldığının altını önemle çizmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının ileri sürdüğü gerekçelerin hiçbiri, doğrudan doğruya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.53 hükmünde sayılan yenileme sebepleri kapsamına girmemektedir. Geçmişte yargılamayı yürüten ve kararı veren askeri hakimlerin sonradan meslekten ihraç edilmesinin, bizzat eldeki davada somut bir hile yapıldığına dair spesifik bir kanıt veya mahkeme tespiti sunulmadıkça, tek başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmesi hukuken mümkün görülmemiştir.

Diğer taraftan, davacının isnat edilen askeri eylemlerin bir kısmı nedeniyle ceza yargılamasında beraat etmiş olması hususu da mahkemece ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Danıştay, verilen beraat kararının mevcut disiplinsizlik durumunu, hiyerarşik zafiyeti ve ahlaki ihlalleri doğrudan ortadan kaldırmayacağını, zira AYİM kararının asıl olarak davacının askeri kurallar çerçevesinde sergilediği disiplinsizlik fiilleri üzerine inşa edildiğini net bir şekilde tespit etmiştir. İdare Mahkemesinin, ileri sürülen tüm bu hususların kanuni yenileme sebeplerine usulen ve esasen uymadığı gerekçesiyle verdiği ret kararı usul ve hukuka tam uyumlu bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi üzerine İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: