Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/34992 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/34992 BN.

Anayasa Mahkemesi | Kamuran Yitik | 2020/34992 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/34992
Karar Tarihi 19.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargı mercileri idarenin yerine geçerek karar veremez.
  • Hukuk kurallarının keyfî yorumlanması adil yargılanmayı zedeler.
  • Öngörülemez yargısal yorumlar hukuk devleti ilkesini örseler.
  • Kanun yollarında aleyhe bozma yasağı titizlikle gözetilmelidir.

Bu karar, infaz hukuku alanında ceza infaz kurumu disiplin kurullarının verdiği cezaların yargısal denetiminde kanun yollarının ne şekilde işletilmesi gerektiği ve mahkemelerin yetki sınırları hususunda kritik bir öneme sahiptir. Karar, disiplin cezalarının infaz hâkimliklerince denetlenmesi sırasında, mahkemenin idarenin yerine geçerek yeni bir ceza tayin edemeyeceğini veya cezayı değiştiremeyeceğini açıkça vurgulamaktadır. Aynı zamanda, cezanın hukuka aykırı olduğunu düşünerek hak arama yollarını işleten ve kanun yararına bozma yoluna başvuran bir hükümlünün aleyhine olacak şekilde, bozma kararının öngörülemez ve keyfî bir yoruma tabi tutularak ilk cezanın yeniden tesis edilmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ağır biçimde ihlal ettiği ortaya konmuştur.

Benzer davalar ve uygulamalar açısından bu karar, derece mahkemelerinin Yargıtay tarafından verilen bozma kararlarına uyarken kanunun lafzını ve amacını aşan, vatandaşları hak aradığına pişman edecek nitelikteki keyfî yorum ve uygulamalarına karşı önemli bir emsal teşkil etmektedir. Yargı mercileri tarafından kanun hükümlerinin veya bozma ilamlarının adaleti hiçe sayacak ve hakkın tesliminden kaçınacak biçimde yorumlanması, bireylerin usule ilişkin anayasal güvencelerini tamamen anlamsız kılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu nitelikli tespiti, mahkemelere kanun yararına bozma kararlarının sınırlarını hatırlatması ve temel hakları kısıtlayıcı işlemlerin geniş yorumlanmaması gerektiğini göstermesi bakımından uygulama için güçlü bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu sırada güvenlik kamerasına zarar verdiği iddiasıyla disiplin cezasına çarptırılmıştır. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu, başvurucuya yedi gün hücreye koyma cezası vermiştir. Başvurucu bu cezaya şikâyet yoluyla itiraz etmiş, infaz hâkimliği ise cezanın miktarını fazla bularak iki gün hücre cezası olarak değiştirilmesine karar vermiştir.

İlerleyen süreçte, olayla ilgili açılan ceza davasında kamu malına zarar verme suçundan beraat eden başvurucu, bu beraat kararına dayanarak disiplin cezasının tamamen kaldırılması için tekrar yargı yoluna başvurmuştur. Süreç içerisinde Yargıtay, infaz hâkimliğinin idarenin yerine geçerek ceza indirimi yapamayacağı gerekçesiyle daha önce verilmiş olan mahkeme kararını kanun yararına bozmuştur. Ancak yerel mahkeme, kanun yararına bozma kararının ardından başvurucunun lehine bir karar vermek yerine, öngörülemez bir biçimde ilk verilen yedi günlük hücre cezasının uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucu, itiraz merciinin bozma kararını yanlış yorumlayarak aleyhine hüküm kurduğunu ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan yasal düzenlemelerin başında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.44 gelmektedir. Bu maddenin ikinci fıkrasında, kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar verme eyleminin disiplin cezasını gerektiren bir eylem olduğu ve hücreye koyma cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Ceza infaz kurumlarında disiplin cezalarına karşı yapılacak şikâyet başvurularının yargısal denetimi infaz hâkimliklerince gerçekleştirilmektedir. Ancak yerleşik usul hukuku kuralları ve içtihatlara göre, infaz hâkimlikleri cezaevi idaresinin eylem ve işlemlerinin kanun, tüzük, yönetmelik ve hukukun genel ilkelerine uygunluğunu denetlemekle görevli olup; şikâyet kabul edilse dahi mahkemenin idarenin yerine geçerek doğrudan ceza miktarını değiştirmesi veya yeni bir disiplin cezası kararı vermesi hukuken mümkün değildir.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik usuli güvenceler içermektedir. Adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, yargılama usulünün hakkaniyete ve dürüstlük kuralına uygun olarak işletilmesini zorunlu kılar. Anayasa Mahkemesinin yerleşik ilkelerine göre, hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı hükümlerin derece mahkemelerince açıkça keyfî, öngörülemez veya adaleti hiçe sayacak biçimde geniş yoruma tabi tutulması, bireylerin kendilerini hukuk karşısında güvensiz hissetmelerine yol açar. Bu tür öngörülemez yargısal yorumlar, hukuk devleti ilkesini doğrudan örseleyerek hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun disiplin cezasına ilişkin yargısal süreçteki iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelemiştir. Başvuru dosyasındaki süreç incelendiğinde, başvurucunun başlangıçta idare tarafından yedi gün hücreye koyma cezası aldığı, infaz hâkimliğinin hukuka aykırı bir biçimde idarenin yerine geçerek bu süreyi iki güne indirdiği ve itirazın reddiyle kararın 2014 yılında kesinleştiği anlaşılmıştır.

Sonraki aşamada başvurucunun talebi üzerine harekete geçen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, infaz hâkimliğinin idarenin yerine geçerek karar veremeyeceğini, yetkisinin sadece hukuka uygunluk denetimi yapmakla sınırlı olduğunu açıkça belirterek ağır ceza mahkemesinin kararını kanun yararına bozmuştur. Yargıtay'ın bozma kararındaki temel dayanak, mahkemelerin yetki sınırlarını aşarak cezayı değiştirmesinin usul kurallarına aykırı olduğunun tespit edilmesidir.

Buna karşın kanun yararına bozma kararı sonrasında dosyayı ele alan ağır ceza mahkemesi, Yargıtay kararının lafzını ve amacını başvurucu aleyhine son derece keyfî bir biçimde yorumlamıştır. Mahkeme, kanun yollarına disiplin cezasının iptali amacıyla başvuran başvurucunun aleyhine sonuç doğuracak şekilde, bozma kararını gerekçe göstererek başlangıçtaki yedi günlük hücre hapsi cezasının yerinde olduğuna ve doğrudan uygulanmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, yargısal mercilerin idarenin verdiği kararın hukuka uygunluğunu denetleyerek cezanın iptaline veya şikâyetin reddine karar vermesi gerekirken, idarenin yerine geçmek suretiyle yeniden daha ağır olan ilk disiplin cezasının verilmesine imkân tanıyan bu yaklaşımını son derece hatalı bulmuştur. Derece mahkemesinin bu kabulü, kanun hükmünün öngörülebilir olmayan, adaleti hiçe sayan ve hakkaniyete açıkça aykırı bir yorumu olarak değerlendirilmiş olup usule ilişkin güvenceleri bütünüyle anlamsız hâle getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: