Anasayfa Karar Bülteni AYM | Lezgin Akdeniz | BN. 2022/89500

Karar Bülteni

AYM Lezgin Akdeniz BN. 2022/89500

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü
Başvuru No 2022/89500
Karar Tarihi 14.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tutuklu, aleyhindeki temel delilleri inceleyebilme hakkına sahiptir.
  • Soruşturma dosyasına erişim kısıtlaması kesinlikle gerekli olmalıdır.
  • Dosyaya erişim kısıtlaması mutlaka somut gerekçelere dayandırılmalıdır.
  • Kısıtlamanın savunmaya getirdiği zorluklar mutlaka telafi edilmelidir.
  • Soruşturmanın gizliliği savunma hakkını ölçüsüzce kısıtlayamaz.

Bu karar, ceza muhakemesi sürecinde tutuklu bulunan şüphelilerin dosyaya erişim hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının son derece hayati ve ayrılmaz bir parçası olduğunu hukuken teyit etmektedir. Karar, soruşturmanın gizliliği veya amacının tehlikeye düşebileceği gibi matbu ve soyut gerekçelerle alınan kısıtlama (gizlilik) kararlarının anayasal hak ihlali doğuracağını açıkça ortaya koymaktadır. Soruşturmayı yürüten savcılıkların ve kısıtlama kararı veren sulh ceza hâkimliklerinin, erişim kısıtlamasının hangi amaca hizmet ettiğini ve soruşturmayı ne şekilde tehlikeye düşüreceğini mutlaka somut olgularla açıklaması gerektiği vurgulanmaktadır. Aksi bir uygulama, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tutuklama gerekçelerine ve aleyhindeki delillere karşı etkili bir şekilde itiraz etme imkânını ortadan kaldırmaktadır.

Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, ceza muhakemesi pratiğinde sıklıkla ve adeta otomatik olarak başvurulan "dosyada kısıtlılık" kararlarının rutin bir şablon işlem olmaktan çıkarılması gerektiğini net bir biçimde göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, kısıtlama kararlarının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı sonuçlar doğurmaması için derece mahkemelerine çok katı ve önemli bir standart getirmektedir. Tutuklama incelemelerinde şüphelinin, suçlamanın temelini oluşturan bilgi ve belgelere erişiminin sağlanması ana kuraldır; kısıtlama ise istisnadır. Bu istisnai durum hukuka uygun olarak uygulandığında dahi, söz konusu kısıtlamanın savunma makamına getirdiği külfetin mutlaka telafi edilmesi, dengeleyici mekanizmaların işletilmesi zorunludur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik yürütülen bir ceza soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve ardından Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklanmıştır. Başvurucu, bir yapım şirketinde yalnızca kameraman olarak görev yaptığını, eylemlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve herhangi bir terör örgütüyle bağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Soruşturma süreci devam ederken savcılığın talebi üzerine, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle mahkeme tarafından soruşturma dosyası üzerinde kısıtlama (gizlilik) kararı verilmiş, böylece başvurucu ve müdafiinin dosya içeriğini detaylıca incelemesi engellenmiştir. Başvurucu, hem tutuklama tedbirinin haksız ve siyasi amaçlı olduğunu hem de kısıtlama kararı yüzünden kendisine yöneltilen suçlamaları ve aleyhindeki delilleri tam olarak öğrenemediği için tutuklamaya karşı etkili bir savunma yapamadığını, itiraz hakkını gerektiği gibi kullanamadığını iddia ederek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde ele almıştır. Bu anayasal hakkın sekizinci fıkrası uyarınca, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan her kişi, durumu hakkında kısa sürede karar verilmesini ve kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu usulde adil yargılanma hakkının tüm güvencelerini tam manasıyla sağlamak mümkün olmasa da, yargısal denetimin etkili olabilmesi için tutuklu kişiye, kendisine karşı yöneltilen suçlamalara ve bunlara dayanak olan delillere itiraz etme hususunda gerçek ve etkili bir fırsat sunulması zorunludur.

Tutukluluğun gözden geçirilmesi ve soruşturma dosyasına erişim sürecinde uygulanacak usul kuralları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde şekillenmektedir. Anılan Kanun'un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek olması hâlinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini düzenlemektedir. Kısıtlılık kararı, iddianamenin kabul edildiği tarihte kendiliğinden sona ermektedir.

Yerleşik anayasal içtihatlara göre, tutuklu kişinin veya müdafiinin soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere her durumda sınırsız bir erişim hakkı bulunmamaktadır. Üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek, delillerin karartılmasını önlemek veya adli makamların başvurduğu gizli soruşturma yöntemlerini korumak gibi meşru amaçlarla dosyaya erişim kısıtlanabilir. Ancak bu kısıtlamanın, öngörülen meşru amaçlar ışığında kesinlikle gerekli olduğu soruşturma ve yargı makamlarınca yeterli bir gerekçeyle somut olarak ortaya konulmalıdır. Kısıtlamanın savunmaya getirdiği zorluklar mutlaka telafi edilmeli, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine titizlikle riayet edilerek tutuklamanın hukukiliğini tartışmaya yarayacak temel delillerin tutuklu kişi tarafından mutlaka incelenebilmesi sağlanmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanmış ve aynı süreçte soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine, sulh ceza hâkimliği tarafından soruşturma dosyasında kısıtlılık kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, öncelikle başvurucunun tutuklanmasına temel oluşturan kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, başvurucunun çalıştığı şirketlerin terör örgütünün yayın organlarıyla olan bağlantısına dair tanık ve gizli tanık beyanları ile başvurucunun konutunda ele geçirilen örgütsel dokümanların kuvvetli suç şüphesi oluşturduğu, işin niteliği ve öngörülen cezanın ağırlığı dikkate alındığında tutuklama kararında bir keyfîlik veya temelsizlik bulunmadığı tespit edilmiş ve tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Ancak, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına yönelik şikâyet incelendiğinde ihlal sonucuna ulaşılmıştır. Dosyaya kısıtlama kararı verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut olay bağlamında ortaya konulması gerekmektedir. İncelenen olayda hem Cumhuriyet başsavcılığının kısıtlama talebinde hem de sulh ceza hâkimliğinin kısıtlama kararında, başvurucunun dosyadaki belgelere erişiminin soruşturmanın amacını nasıl ve ne şekilde tehlikeye düşüreceği hususunda hiçbir somutlaştırma yapılmamıştır. Yalnızca kanun maddesindeki ifadelerin tekrar edilmesiyle yetinilmiştir. Başvurucunun dosyaya erişiminin söz konusu ceza soruşturmasına nasıl bir zarar vereceği açıklanmaksızın verilen bu soyut karar, savunma hakkını derinden etkilemiştir.

Geçerli, somut ve yeterli bir gerekçe sunulmaksızın dosyaya erişim olanağından yoksun bırakılan başvurucunun, tutuklanmasını haklı göstermek için idarece ileri sürülen gerekçelere ve delillere karşı tatmin edici bir biçimde itiraz etme, argüman geliştirme ve kendini etkili bir şekilde savunma imkânı elinden alınmıştır. Hâkim önüne çıkarılma ve yargı merciine etkili başvuru yapabilme hakkı usul yönünden işlevsiz hâle getirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, soruşturma dosyasına erişimin geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin kısıtlanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: