Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/30674 E. | 2017/3801 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/30674 E. 2017/3801 K.

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/30674
Karar No 2017/3801
Karar Tarihi 13.03.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Toplu eylem hakkının kullanımı ölçülü olmalıdır.
  • Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemi kanundışıdır.
  • Barışçıl dahi olsa eylemlerde ölçülülük şarttır.
  • Yasadışı grevde işverenin haklı fesih yetkisi vardır.

Bu karar, işyerinde meydana gelen iş bırakma ve fabrikadan çıkmama eylemlerinin hukuki sınırlarını ve anayasal "toplu eylem hakkı" ile "kanun dışı grev" arasındaki ince çizgiyi net bir şekilde çizmektedir. Mahkeme, işçilerin üye oldukları sendikaya yönelik tepkileri nedeniyle gerçekleştirdikleri eylemlerin, işverene karşı özel bir zarar verme amacı taşımasa dahi, üretim sürecini önemli ölçüde felce uğratması ve işyerinin günlerce işgal edilmesi halinde ölçülülük ilkesini açıkça aşacağını vurgulamıştır. Yargıtay, temel hak arama özgürlüğünün sınırlarının mevcut yasal düzenlemeler ve toplu iş sözleşmesi süreçleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisine bakıldığında bu karar, özellikle sendikal rekabetin veya sendika içi çekişmelerin yaşandığı büyük ölçekli sanayi kuruluşlarında işverenlerin alacağı reaksiyonlar için bir rehber niteliğindedir. Çalışanların demokratik ve barışçıl tepki gösterme hakları uluslararası sözleşmeler ve anayasal güvence altında olsa da, bu hakkın kullanımında kanun dışı grev boyutuna ulaşıldığında işverenin derhal fesih hakkının doğacağı güvence altına alınmıştır. İlgili içtihat, işverenlere yasadışı eylemlere karşı orantılı bir hukuki koruma sağlarken, çalışanların da hak ararken anayasal sınırları ve işletmenin üretim bütünlüğünü dikkate almalarını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı fabrikada üyesi olduğu yetkili sendikadan istifa etmesi süreciyle başlayan anlaşmazlıklar neticesinde, işveren yetkililerince kendisine mobbing uygulandığını ve iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek işe iade talebiyle dava açmıştır. Aynı dönemde fabrikadaki bir grup işçi, haklarının tam verilmediğini ve baskı gördüklerini öne sürerek üretim alanından çıkmayıp iş bırakma eylemi yapmaya başlamıştır. İşveren tarafı ise, aynı sektördeki diğer şirketlerde yapılan zamların ardından kendi işyerlerine de sirayet eden yasal olmayan iş bırakma eylemlerinin başladığını savunmuştur. İhtarlara ve emniyet güçlerinin uyarılarına rağmen işçilerin üretimi durdurma eylemlerine devam etmeleri üzerine işveren, işyerinde can ve mal güvenliği ile üretim devamlılığını sağlamak amacıyla eyleme katılan işçilerin sözleşmelerini tazminatsız olarak feshetmiştir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, bu iş bırakmanın demokratik bir hak arayışı mı yoksa yasadışı grev mi olduğudur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı ana hukuki zemin, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümleridir. Öncelikli olarak, 6356 sayılı Kanun m.58 uyarınca, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmalarına grev denilmektedir. Yasal prosedürlere ve yasanın aradığı şartlara uyulmadan gerçekleştirilen her türlü iş bırakma eylemi "kanun dışı grev" olarak nitelendirilmektedir.

Diğer taraftan, bireysel veya toplu iş hukukuna dair hakların savunulması için işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem hakları bulunmaktadır. Bu haklar, 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasamızın 51., 54. ve 90. maddeleri kapsamında güvence altına alınmıştır. Ancak bu demokratik hakkın kullanımı mutlak ve sınırsız değildir. Eylemin öncelikle işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve barışçıl olmasının yanında mutlaka "ölçülülük" ilkesine uygun olması aranmaktadır.

İşçilerin hukuka aykırı ve ölçüsüz bir eylemi uyarılara rağmen sürdürmeleri halinde işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğmaktadır. Bu noktada uygulanacak kurallar, 6356 sayılı Kanun m.70 ile 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bentleridir. İşverenin işçiyi bu koşullar altında işten çıkarması haklı fesih kabul edilmekte ve feshin haklı nedene dayandığı durumlarda işe iade davasının reddi icap etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki kanıtları ve olayın gelişimini detaylı olarak incelediğinde, işçi eylemlerinin niteliğine ve işverenin fesih kararına dair son derece kritik tespitlerde bulunmuştur. Olayda, yetkili sendikanın taraf olduğu ve halihazırda yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen, işçilerin başka işyerlerindeki zam oranlarını duyarak yasadışı iş bırakma eylemine giriştikleri belirlenmiştir. Mahkeme, işçilerin yaptığı bu eylemin, mevzuata uygun bir uyuşmazlık neticesinde başvurulan kanuni bir grev olmadığını açıkça tespit etmiştir.

Dosya kapsamında eylemin şekline bakıldığında; emniyet güçlerinin müdahalesiyle ancak sona erdirilebilen ve fabrika binasından günlerce çıkmama şeklinde gerçekleşen toplu iş bırakma eyleminin süresi, katılımcı sayısı ve genel zamanlaması göz önüne alınmıştır. Yüksek Mahkeme, eylemi yasal ve demokratik hak arama sınırlarını aşan, "ölçülü olmaktan uzak" bir hareket olarak değerlendirmiştir. Üstelik tanık beyanlarına göre işçilerin tepkisi doğrudan işverene değil, üye oldukları yetkili sendikaya yöneliktir. İşyerinde toplu iş sözleşmesinin ve yetkili bir sendikanın bulunduğu durumda, tüzel kişiliği dahi olmayan bir işçi topluluğunun kendi sözcülerinin muhatap alınmasını istemesi yasal olarak mümkün görülmemiştir.

İşverenin olaylar sırasında işçilere uyarılarda bulunduğu, eylemi sonlandıranlara yaptırım uygulanmayacağını bildirdiği, tüm bu iyiniyetli çabalara rağmen işyerini işgal edip üretimi aksatanların iş sözleşmelerinin feshedildiği saptanmıştır. Ayrıca işverenin sendikalı ve sendikasız işçiler arasında ayrımcılık yaptığına dair herhangi bir somut delil bulunamamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin fesih işleminin yasadışı eylem sebebiyle haklı nedene dayandığını belirterek davanın reddi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: