Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/15586 E. | 2021/880 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/15586 E. 2021/880 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/15586
Karar No 2021/880
Karar Tarihi 25.03.2021
Dava Türü Tam Yargı (Manevi Tazminat) / Karar Düzeltme
Karar Sonucu Ret (Süre Aşımı)
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Tebligat kapıya yapıştırıldığı gün yapılmış sayılır.
  • Karar düzeltme süresi on beş gündür.
  • Süresi geçen karar düzeltme talebi incelenmez.
  • Süreler kamu düzenine ilişkindir.

Bu karar, idari yargılama usulünde tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı ve kanuni başvuru sürelerinin kesinliği açısından büyük önem taşımaktadır. İlgilinin adresinde bulunamaması halinde muhtara bırakılan tebligat evrakına ilişkin ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, hukuken tebliğ tarihi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için tebligat evrakının ve muhtara bırakılan bildirimlerin süresinde takip edilmesi hukuki bir zorunluluktur. İdari yargıda kanun yollarına başvuru süreleri hak düşürücü nitelikte olup, bu sürelerin geçirilmesi halinde uyuşmazlığın esasına girilmesi hukuken mümkün değildir.

Benzer davalarda bu karar, tebligat kanunu hükümlerinin idari yargıdaki katı ve şekli uygulamasını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hak arama hürriyeti kapsamında dava veya kanun yollarına başvuru hakkının kullanılabilmesi, kanunların öngördüğü kesin süre şartlarına bağlanmıştır. Uygulamada, tebligatın kapıya yapıştırıldığı tarihin esas alınarak sürelerin hesaplanması, avukatlar ve vatandaşlar açısından süre takibinin ne derece hassas yürütülmesi gerektiğini gösteren emsal bir uygulamadır. Süre aşımı durumunda, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin usulden ret kararı verilmesi, usul kurallarının katı ve emredici yapısının doğal bir sonucudur ve hukuki belirlilik ilkesine hizmet etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında ziraat mühendisi olarak görev yapan davacı personel, uzun yıllardır kendisine kurum içinde mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını iddia etmiştir. Davacı, mesleğine uygun görevlerde çalıştırılmadığını, kronik astım hastası olmasına rağmen ikametine uzak yerlerde görevlendirildiğini ve servis imkanlarından faydalandırılmadığını belirterek, yaşadığı mağduriyetler sebebiyle 50.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle tam yargı davası açmıştır.

İdare mahkemesi davacının tazminat talebini esastan reddetmiş, Danıştay İkinci Dairesi de bu ret kararını onamıştır. Yaşanan bu hukuki sürecin ardından davacı, Danıştay'ın verdiği onama kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlığın mevcut aşamadaki temel konusu, söz konusu karar düzeltme başvurusunun kanuni hak düşürücü süreler içerisinde yapılıp yapılmadığı ve esastan incelenip incelenemeyeceğidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken idari yargılama usulü ve tebligat hukukuna ilişkin emredici temel kuralları dayanak almıştır. Bu kapsamda öncelikle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.54 (mülga hüküm olup Geçici 8. madde uyarınca uygulanmasına devam edilen) hükmü incelenmiştir. Bu maddeye göre, Danıştay dava dairelerinin temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında, kararın tebliğ tarihini izleyen on beş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesi istenebilmektedir. Ayrıca 2577 sayılı Kanun m.48 ve 2577 sayılı Kanun m.55 uyarınca, kanuni süre geçtikten sonra yapılan kanun yolu başvurularında süre ret kararı verilmesi emredici bir kuraldır.

Tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı hususunda ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 devreye girmektedir. Bu kanun maddesinin birinci fıkrasına göre; kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memuru evrakı o yerin muhtarına imza karşılığında teslim eder. Teslim alanın adresini içeren ihbarname ise gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılır. Kanun, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihi açıkça tebliğ tarihi olarak kabul etmektedir.

Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi ise ve muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, evrak muhtara teslim edilir ve ihbarname kapıya yapıştırılır. Bu durumda da ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih kesin tebliğ tarihi sayılır. Bu yerleşik içtihat prensibi, usul hukukunda sürelerin kesinliği ve tebligatın şekli unsurlarının bağlayıcılığı ilkesine dayanmaktadır ve hukuki güvenliği sağlamayı amaçlamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay İkinci Dairesi, dosyadaki belgeleri usul hukuku yönünden detaylı bir şekilde incelemiş ve somut olaya ilişkin önemli tespitlerde bulunmuştur. Yapılan incelemede, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin idare mahkemesi kararının onanmasına dair Danıştay İkinci Dairesinin daha önceden verdiği kararın tebligat aşamaları mercek altına alınmıştır.

Söz konusu onama kararının, davacının adres kayıt sisteminde kayıtlı bulunan yasal adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak davacının bu adreste bulunamadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine tebliğ memuru tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 hükümleri tam ve eksiksiz olarak uygulanmıştır. Tebligat evrakı ilgili Hırka-i Şerif Mahallesi muhtarına imza karşılığında usulüne uygun şekilde teslim edilmiş ve durumu bildiren haber kâğıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır.

Dosyadaki tebligat evrakı incelendiğinde, ihbarnamenin davacının kapısına yapıştırıldığı tarihin 27.01.2021 olduğu açıkça görülmektedir. Kanunun emredici hükmü gereği, başka bir tarih araştırılmaksızın bu tarih yasal tebliğ tarihi olarak kabul edilmek zorundadır. Bu bağlamda, davacının karar düzeltme kanun yoluna başvurabilmesi için 2577 sayılı Kanun m.54 uyarınca öngörülen on beş günlük hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi 27.01.2021 olmaktadır. Dolayısıyla bu sürenin şubat ayı içerisinde dolduğu açıktır.

Ancak davacı, kanunun tanıdığı on beş günlük yasal süre geçtikten çok sonra, 23.02.2021 tarihinde idare mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi ile karar düzeltme talebinde bulunmuştur. İdari yargılama usulünde süreler kamu düzenine ilişkin olup taraflar, idare veya mahkemece esnetilmesi, durdurulması veya uzatılması hukuken mümkün değildir. Yasal başvuru süresi geçirildikten sonra yapılan başvuruların esastan incelenme olanağı hukuken bulunmamaktadır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, karar düzeltme isteminin süre aşımı nedeniyle reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: