Karar Bülteni
AYM Ayhan Yiğit ve Diğerleri BN. 2023/55269
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/55269 |
| Karar Tarihi | 19.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tazminatların enflasyon karşısında erimesi mülkiyeti ihlal eder.
- Kamulaştırmasız el atma bedeli gerçek değerinde ödenmelidir.
- Makul süre şikayetlerinde komisyona başvuru yolu tüketilmelidir.
Bu karar, idarelerin haksız fiili niteliğinde olan kamulaştırmasız el atma eylemleri neticesinde vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, alacakların gecikmeli olarak ödenmesi veya yargılama süreçlerindeki uzamalar nedeniyle hükmedilen tutarların ekonomik değerini yitirmesinin, mülkiyet hakkı bağlamında bireylere aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için, idarenin haksız el atması sonucu doğan zararın tam ve güncel ekonomik koşullara uygun olarak giderilmesi zorunluluğu vurgulanmıştır.
Emsal niteliği taşıyan bu içtihat, idarenin kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşlara ödeyeceği tazminatların salt nominal değer üzerinden değerlendirilemeyeceğini, enflasyonist etkilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Benzer davalarda, mahkemelerin tazminat hesaplamalarını yaparken ödeme tarihindeki güncel ekonomik koşulları ve alım gücünü koruyacak yasal mekanizmaları işletmeleri gerektiği yönünde bağlayıcı bir ilke ortaya çıkmıştır. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde, kanunla yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin bireysel başvuru öncesinde bir zorunluluk olduğuna dair usuli yaklaşım uygulamada doğrudan ve bağlayıcı bir etki yaratacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucuların maliki olduğu taşınmazlara idare tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine açılan tazminat davasından kaynaklanmaktadır. Başvurucular, özel mülklerine hukuka aykırı şekilde el atılması nedeniyle idareye karşı bedel tazmini davası açarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmişlerdir. Yargılama sonucunda yerel mahkemece belirli bir tazminat bedeline hükmedilmiş olmakla birlikte, geçen uzun yargılama süreci ve ödemenin gecikmesi zarfında bu bedel ülkedeki enflasyon oranları karşısında ciddi bir şekilde değer kaybına uğramıştır.
Başvurucular, idarenin haksız eylemi neticesinde hükmedilen tazminatın reel ekonomik değerini yitirdiğini, bu durumun mülkiyet hakkını derinden zedelediğini ve ayrıca tüm bu yargılama sürecinin yıllarca sürmesinin makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temelini, enflasyon kaynaklı değer kaybının giderilmesi talebi ile uzun yargılamanın tespitine yönelik şikayetler oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurudaki uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı kurallarını ve adil yargılanma hakkı bağlamındaki usul güvencelerini merkeze almıştır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve usullerine riayet etmeksizin bireylerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlara fiilen veya hukuken el koyması eylemidir. Anayasal düzende bu tür haksız eylemlere karşı açılan davalarda mülkiyet hakkının korunmasının asli şartı, mülkün bedelinin veya doğan zararın gerçek değeri üzerinden malike tam olarak ödenmesidir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, hükmedilen alacakların veya tazminat bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, mülkiyet hakkının sınırlandırılması esnasında kamu yararı ile bireyin hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozmaktadır. Gecikmeli ödemeler neticesinde paranın alım gücünde meydana gelen aşırı düşüşler, idarenin eylemi nedeniyle bireye şahsi olarak olağan dışı ve çok ağır bir külfet yüklemekte, bu da mülkiyet hakkının açık bir ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin temel usul kuralları ve başvuru yolları bakımından ise, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri ve bu kanuna 7499 sayılı Kanun ile eklenen yeni düzenlemeler dikkate alınmıştır. Yapılan kanuni düzenlemelerle makul sürede yargılanma şikayetlerini incelemek üzere görevlendirilen Tazminat Komisyonu, uzun süren yargılamalar nedeniyle doğan mağduriyetler için öncelikli ve ulaşılabilir bir iç hukuk yolu olarak kurgulanmıştır. Bu bağlamda, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesine gelmeden önce ilgili komisyona başvuru mekanizmasının tüketilmesi mutlak bir usul şartıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikayetlerini ayrı başlıklar altında ele alarak somut olayın özelliklerini detaylı biçimde incelemiştir. Öncelikli olarak mülkiyet hakkı yönünden yapılan değerlendirmede, başvurucuların taşınmazlarına kamulaştırmasız el atıldığı ve bu haksız fiil neticesinde yargı mercilerince bir tazminat bedeline hükmedildiği tespiti yapılmıştır. Ancak, uzun süren hukuki süreçler ve tazminatın tahsili sırasındaki gecikmeler nedeniyle hükmedilen meblağın ülkedeki yüksek enflasyon oranları karşısında oldukça ciddi bir erimeye maruz kaldığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, daha önceki benzer nitelikteki emsal kararlarında (Ali Şimşek ve diğerleri, Mehmet Akdoğan ve diğerleri) da istikrarlı bir biçimde vurgulandığı üzere, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin, başvurucular üzerinde aşırı ve olağan dışı bir orantısız külfet oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu durum, mülkiyet hakkının sağladığı anayasal güvenceleri işlevsiz kıldığından, zararın gerçek değeriyle tazmin edilmesi yükümlülüğü ihlal edilmiştir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair ikinci iddia bakımından ise Anayasa Mahkemesi usuli bir inceleme gerçekleştirerek yol gösterici bir tespitte bulunmuştur. Bireysel başvurunun yapıldığı tarih ve yargılamanın sürdüğü dönem dikkate alındığında, kanun koyucu tarafından yeni yetkilendirilen Tazminat Komisyonunun bu tür şikayetleri çözmekle görevlendirildiği hatırlatılmıştır. Mahkemede derdest olan makul süre şikayetleri için, ilk bakışta ulaşılabilir olan, başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun öncelikle tüketilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bireysel başvurunun ikincillik vasfı gereğince, olağan idari ve yasal hukuk yolları tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun bu aşamada esastan incelenemeyeceği kesin kanaatine varılmıştır.
Bu kapsamlı değerlendirmeler ışığında mülkiyet hakkı şikayeti yönünden kabul edilebilirlik kararı verilerek esastan ihlal tespit edilmiş, makul süre şikayeti ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle usulden kabul edilemez bulunmuştur. Tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin ve bu ihlale bağlı sonuçların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili derece mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiş, bu nedenle ayrıca tazminat talepleri reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybına uğratılması nedeniyle ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.