Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/8370 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/8370 BN.

Anayasa Mahkemesi | Fatma Ateş ve Diğerleri | 2021/8370 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/8370
Karar Tarihi 17.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminat komisyonu kararları etkili giderim sağlamalıdır.
  • Makul süre ihlallerinde tazminat orantılı olmalıdır.
  • Yetersiz tazminat etkili başvuru hakkını ihlal eder.
  • Yargılama süresi ile tazminat miktarı uyumlu olmalıdır.

Bu karar, uzun süren yargılamalar neticesinde mağduriyet yaşayan vatandaşların başvurduğu İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından verilen tazminat miktarlarının hukuki niteliğini ve yeterliliğini ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, on yılı aşan yargılama sürelerine karşılık Komisyon tarafından oldukça düşük ve sembolik tazminatlara hükmedilmesinin, ihlalin sonuçlarını telafi etmekten ve mağduriyeti fiilen gidermekten son derece uzak olduğunu vurgulamıştır. Hükmedilen cüzi tazminatların, makul sürede yargılanma hakkının ihlalinden doğan zararları karşılamadığı, bu durumun da anayasal bir güvence olan etkili başvuru hakkını zedelediği açıkça ifade edilmiştir.

Emsal etkisi açısından bu karar, Tazminat Komisyonunun bundan sonraki süreçte vereceği kararlar için bağlayıcı ve belirleyici bir standart oluşturmaktadır. Benzer nitelikteki uzun yargılama şikâyetlerinde, komisyonların ve itiraz merci olan bölge idare mahkemelerinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına uygun, orantılı ve tatmin edici tazminat miktarlarına hükmetmesi gerektiği kesin bir dille altı çizilerek belirtilmiştir. Uygulamada, Komisyon tarafından salt taraf sayısı veya aile birliği gibi gerekçelerle verilen düşük tazminatlara karşı yapılan itirazların mekanik şekilde reddedilmesi pratiğinin hukuka aykırı olduğu ortaya konulmuş olup, bu emsal karar sayesinde benzer mağduriyetleri yaşayan binlerce başvurucu için yeniden yargılama ve gerçekten adil bir tazminata kavuşma yolu açılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, taraf oldukları ve on ila otuz yıl arasında süren çeşitli idari ve hukuki yargılamaların makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle uzun süren yargılamalardan kaynaklanan zararların giderilmesi talebiyle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuşlardır. Komisyon, davaların uzun sürdüğünü kabul etmesine rağmen, davadaki taraf sayısını veya başvurucuların aynı aile ekonomik birliği içinde olmalarını gerekçe göstererek başvuruculara son derece düşük (örneğin 14 yıl süren 82 taraflı bir davada toplam 8.640 TL, 18 yıl süren bir davada kişi başı 1.110 TL gibi) tazminat miktarları ödenmesine karar vermiştir. Başvurucular, hükmedilen bu tazminat miktarlarının zararlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirterek bölge idare mahkemelerine itiraz etmiş, ancak itirazları mahkemelerce reddedilmiştir. Uyuşmazlık, uzun süren yargılamalar nedeniyle başvurulan idari mekanizmanın (Tazminat Komisyonu) takdir ettiği bedellerin, kişilerin makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı (makul sürede yargılanma hakkı) ile Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı temel alınmıştır.

Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkı ihlal edildiğini ileri süren kişinin, bu ihlalin durdurulması, önlenmesi veya sonuçlarının ortadan kaldırılması için makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip mekanizmalara başvurabilmesini ifade eder. Bu yolların mevzuatta sadece kâğıt üzerinde bulunması yeterli olmayıp, aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması ve mağduriyeti fiilen telafi etmesi zorunludur.

6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun uyarınca kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik başvurularda etkin bir idari çözüm yolu olarak tasarlanmıştır. Ancak, bu mekanizmanın gerçekten "etkili" sayılabilmesi için takdir edilen tazminat tutarlarının; yargılamanın ne kadar sürdüğü, davanın karmaşıklığı, kaç dereceli olduğu ve başvurucunun menfaatinin niteliği gibi kriterler çerçevesinde ihlalin boyutuyla orantılı olması gerekmektedir. Yerleşik yargısal prensiplere göre, meydana gelen hak ihlaliyle orantılı olmayan, makuliyet sınırlarının altındaki önemsiz ve cüzi miktardaki tazminatlar, makul sürede yargılanma hakkının korunması amacını işlevsiz kılmakta ve bu durum doğrudan etkili başvuru hakkının ihlaline yol açmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun ve itiraz mercii olan idare mahkemelerinin kararlarını titizlikle incelemiştir. Yapılan tespitte, başvurucuların taraf olduğu yargılamaların başvuru tarihlerinde 10 ila 30 yıl gibi çok uzun süreler boyunca devam ettiği ve hatta bir kısmının henüz karara dahi bağlanmadığı görülmüştür. Bu denli uzun süren yargılamalar sonucunda makul sürede yargılanma hakkının zedelendiği açıktır.

Buna karşın Tazminat Komisyonu, yargılamalardaki gecikmeleri tespit etmesine rağmen, hükmettiği tazminat miktarlarını davadaki taraf sayısına bölmek ya da başvurucuları aynı aile ekonomik birliği içinde saymak suretiyle çok düşük seviyelerde tutmuştur. Örneğin; yirmi dokuz yıl devam eden bir davada 22.750 TL, on sekiz yıl süren başka bir davada ise her bir başvurucu için ayrı ayrı 1.110 TL gibi Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik emsal kararlarında belirlenen tazminat standartlarının oldukça altında kalan bedellere hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, dava sürelerinin aşırı uzunluğu ile bu sürelere karşılık takdir edilen cüzi tazminat miktarlarını birlikte ele aldığında, belirlenen bedellerin makul sürenin aşımıyla kesinlikle orantılı olmadığı kanaatine varmıştır. Bu yetersiz giderim nedeniyle, başvurucuların mağduriyetlerini gidermek amacıyla oluşturulan yasal başvuru yolunun, pratikte yeterli telafi sağlama kapasitesini yitirdiği ve işlevsiz hâle geldiği saptanmıştır. Ayrıca, başvuruculardan Hasan Yüksel'in olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmesi nedeniyle başvurusu usulden reddedilmiş, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesine yönelik şikâyetlerin ise dayanaktan yoksun olduğuna kanaat getirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, uzun yargılamalara karşılık ödenmesine karar verilen tazminatların son derece yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemelere gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: