Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2017/14196 E. | 2020/2639 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/14196 E. 2020/2639 K.

Yargıtay 9. HD | 2017/14196 E. | 2020/2639 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/14196
Karar No 2020/2639
Karar Tarihi 19.02.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Tanıkla ispatlanan fazla mesaide indirim yapılmalıdır.
  • Kesintisiz fazla çalışma hayatın olağan akışına aykırıdır.
  • Yazılı belgeyle ispatlanan fazla mesaide indirim yapılmaz.
  • Bilirkişi hesaplamalarında fiili çalışma süreleri denetlenmelidir.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan fazla çalışma ücretlerinin ispatı ve hesaplanması noktasında son derece kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, işçinin fazla mesai yaptığını yazılı belgeler yerine yalnızca taraf tanıklarının beyanlarıyla ispatladığı durumlarda, mahkemelerin hesaplanan tutar üzerinden makul bir indirim (hakkaniyet indirimi) yapmasını zorunlu tutmaktadır. Kararda, bir işçinin uzun bir hizmet süresi boyunca hastalık, acil durum, mazeret veya izin gibi hayatın içindeki olağan sebepler olmaksızın sürekli aynı yoğunlukta ve kesintisiz fazla mesai yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu güncel içtihat, yerel mahkemelerin ve bilirkişilerin fazla çalışma alacaklarını hesaplarken izlemesi gereken yöntemi kesin hatlarla çizmektedir. Şayet fazla çalışma iddiaları, işyeri giriş-çıkış belgeleri veya personel devam kontrol sistemleri gibi kesin yazılı delillere dayanıyorsa herhangi bir indirime gidilmemesi gerekirken, tanık anlatımına dayalı hesaplamalarda mutlaka karineye dayalı makul bir indirim uygulanması gerekmektedir. Ayrıca karar, bilirkişilerin fiili çalışma haftalarını takvim üzerinden büyük bir titizlikle hesaplaması gerektiğini, aksi takdirde basit matematiksel ve hesaba dayalı hataların doğrudan bozma sebebi sayılacağını hukuki uygulayıcılara, meslektaşlara ve mahkemelere açıkça göstermektedir. Bu yönüyle karar, hem işverenlerin haksız taleplere karşı korunması hem de işçilerin alacaklarına hakkaniyetle kavuşması adına dengeli bir yargısal denetim standardı sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait işyerinde uzun yıllar kat görevlisi olarak çalışırken haksız yere işten çıkarıldığını belirterek yasal hakları için dava açmıştır. İşçi, sabah 08:00'de mesaiye başlayıp normal şartlarda akşam 16:00'da çıkması gerekirken mesaisinin genellikle akşam 21:00'e kadar zorla uzatıldığını, ancak bu olağanüstü fazla çalışmalarının ücretinin kendisine hiçbir şekilde ödenmediğini iddia etmiştir. Ayrıca, yasal yıllık izinlerini kullanamadığını, resmi tatillerde dinlendirilmeden çalıştırıldığını, hastalığı nedeniyle doktora gitmesine dahi işverence izin verilmeyerek kendisine sistematik bir şekilde mobbing uygulandığını öne sürmüş ve bu alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise iddiaları reddederek, işçinin amirlerine hakaret etmesi ve verilen görevleri yerine getirmeyi reddetmesi üzerine iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. İşveren, fazla mesailerin karşılığının telafi izni olarak kullandırıldığını veya ücretlerinin banka aracılığıyla ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda fazla çalışma ücretlerinin ispatı ve hesaplanması, 4857 sayılı İş Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde titizlikle şekillenmektedir. Kanun gereği, haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışma olarak kabul edilir ve bu süreyi aşan çalışmaların her bir saati için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenmek zorundadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını usulünce ispatlamakla yükümlüdür. Bu ispat, puantaj kayıtları, personel devam kontrol sistemleri (PDKS), işyeri giriş-çıkış belgeleri ve imzalı ücret bordroları gibi yazılı delillerle yapılabileceği gibi, yazılı belgenin bulunmadığı durumlarda işyeri çalışanlarının veya husumetsiz tanıkların beyanlarıyla da gerçekleştirilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, fazla çalışma iddialarının yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilmesi durumunda hesaplanan tutar üzerinden karineye dayalı makul indirim (hakkaniyet indirimi) yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu kuralın temel dayanağı, bir işçinin yılın her haftası, hiçbir mazeret, hastalık, izin veya olağanüstü insani durum olmaksızın sürekli aynı düzeyde fazla mesai yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olmasıdır. Ancak, fazla çalışmanın doğrudan yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması halinde, fiili çalışma süreleri kesin olarak tespit edilebildiğinden böyle bir indirime gidilemez. Bununla birlikte, mahkemeler hesaplamaları denetlemekle mükelleftir; bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda takvim üzerinden yapılan hafta ve gün sayımlarının fiili duruma ve matematiksel verilere tam olarak uygun olması gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, yerel mahkemece davacı işçinin iddiaları doğrultusunda fazla çalışma alacakları kabul edilmiş ve bilirkişi hesap raporu hükme esas alınmıştır. Ancak, Yargıtay incelemesinde yerel mahkemenin ve bilirkişinin değerlendirmelerinde bozmayı gerektiren iki temel hukuki hata tespit edilmiştir.

İlk olarak, bilirkişi tarafından hazırlanan hesap raporunda fiili çalışma haftaları yanlış tespit edilmiştir. Rapor içeriğinde belirli tarih aralıkları için fiili çalışma süresinin toplam 24 hafta olduğu belirtilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa takvim üzerinden yapılan objektif incelemede, söz konusu ilk dönemin 17,57 hafta, ikinci dönemin ise 15,43 hafta olduğu açıktır. Davalı işveren vekilinin rapora yönelik bu haklı itirazlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmayarak eksik ve hatalı hesaplamayla karar verilmesi açık bir bozma sebebi sayılmıştır.

İkinci ve daha kritik olarak, davacı işçinin fazla çalışma yaptığına dair dosyada yazılı bir işveren kaydı veya belge bulunmadığından, bu husus yalnızca tanık beyanları ile ispatlanmıştır. Yargıtay içtihatları gereği, tanık anlatımlarına dayalı olarak belirlenen uzun süreli fazla çalışma süreleri için, işçinin hastalık, mazeret veya sair sebeplerle çalışamadığı günlerin olabileceği göz önünde bulundurularak, hesaplanan toplam tutar üzerinden karineye dayalı makul bir indirim yapılması zorunludur. Mahkemece, fazla çalışma ücretinin tamamının tanık beyanlarına göre belirlenmesine karşın herhangi bir hakkaniyet indirimi uygulanmaksızın alacağın tam olarak hüküm altına alınması hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla çalışma hesaplamalarındaki teknik hatalar ve karineye dayalı makul indirim yapılmaması gerekçeleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: