Anasayfa Karar Bülteni AYM | B.M. İnşaat Otomotiv Turizm Ve Yat San....

Karar Bülteni

AYM B.M. İnşaat Otomotiv Turizm Ve Yat San. Tic. Ltd. Şti. (2) BN. 2022/99587

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/99587
Karar Tarihi 15.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık sorgulama hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Sadece kolluk tutanağına dayanılarak ceza verilemez.
  • Belirleyici tanık beyanı duruşmada mutlaka tartışılmalıdır.
  • Sanığa iddiaları çürütme ve sorgulama imkânı tanınmalıdır.

Bu karar, idari yaptırımlara ve para cezalarına karşı yürütülen itiraz süreçlerinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ne denli hayati bir role sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yalnızca kolluk kuvvetleri tarafından tek taraflı olarak tanzim edilen olay tutanaklarının mahkemelerce mutlak ve çürütülemez bir ispat aracı olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Suç isnadı niteliği taşıyan idari yaptırımlarda, cezaya dayanak teşkil eden tanıkların mahkeme huzurunda dinlenilmesi ve savunma makamına bu kişileri sorgulama imkânı tanınması, adil bir yargılamanın asgari standartları arasında yer almaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bilhassa kabahatler hukuku alanında uygulanan idari para cezası iptal davalarında, yerel mahkemelerin sadece evrak üzerinden şeklî bir inceleme yapma alışkanlıklarının ağır hak ihlallerine yol açabileceği uyarısı dikkati çekmektedir. İdari makamların düzenlediği tutanaklara karşı "aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir" karinesi, savunma hakkını ortadan kaldıracak şekilde mutlaklaştırılmamalıdır. Vatandaşların ve ticari işletmelerin kendilerine yöneltilen suçlamaları çürütmek adına sunduğu tanık dinletme gibi makul ve sonuca etkili delil toplama talepleri, mahkemelerce titizlikle değerlendirilmelidir. Aksi yöndeki tutumlar, savunma hakkının kısıtlanmasına ve idare karşısında dezavantajlı durumlar oluşmasına neden olacağından, yerel mahkemelerin çelişmeli yargılama taleplerine çok daha hassas yaklaşması gerektiği bu kararla bir kez daha güçlü bir içtihat hâline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu şirket, Gebze'de alkollü içecek satış belgesine sahip bir tekel bayisi işletmektedir. Olay günü kolluk görevlilerince düzenlenen tutanakta, saat 23.50 sıralarında sokakta alkol alan bir şahsın durdurulduğu, bu şahsın elindeki poşette bulunan alkollü içecekleri başvurucu şirkete ait dükkândan aldığını beyan ettiği iddia edilmiştir. Bunun üzerine işyerine giren görevliler tutanak düzenlemek istemiş ancak dükkân çalışanı tutanağı imzalamaktan imtina etmiştir. Bu tutanağa dayanılarak Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı tarafından başvurucu şirkete gece saat 22.00'den sonra alkollü içki satışı yapıldığı gerekçesiyle 70.921 TL idari para cezası kesilmiştir.

Başvurucu şirket, idari para cezasının iptali istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmuş ve olayın gerçeği yansıtmadığını belirterek, içkiyi satın aldığı iddia edilen şahsın ve o esnada dükkânda bulunan şirket çalışanının duruşmada tanık olarak dinlenmesini, iddialardaki çelişkilerin giderilmesini talep etmiştir. Mahkeme ise tanık dinletme taleplerini dikkate almamış, kolluk tutanağının resmî evrak niteliğinde olduğunu ve aksi ispat edilene kadar geçerli sayılacağını belirterek itirazı sadece evrak üzerinden reddetmiştir. Şirket, belirleyici nitelikteki tanığın mahkeme huzurunda dinlenmemesi ve kendisine soru sorma hakkı verilmemesi üzerine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde incelemiştir. Olayın temelinde yatan maddi yaptırım ise 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu m.6'da yer alan perakende satış saatleri kısıtlamasına ve 4250 sayılı Kanun m.7'deki idari para cezası yaptırımına dayanmaktadır.

Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda tanık kavramı, sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişiyi kapsayacak şekilde özerk olarak yorumlanmaktadır. Bir ceza yargılamasında veya suç isnadı niteliği taşıyan idari yaptırım süreçlerinde, sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı adil yargılanmanın temel taşlarındandır.

Anayasa Mahkemesi, mahkeme haricinde elde edilen tanık beyanlarının yegâne delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulamaktadır:

  1. Tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli ve haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığı,
  2. Sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın, mahkûmiyetin veya yaptırımın dayandığı "tek veya belirleyici delil" olup olmadığı,
  3. Şayet tek veya belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukları telafi etmek amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği.

Çelişmeli yargılamanın temel amacı, dosyaya bir görüşün girmesini sağlamakla sınırlı kalmayıp, o delilin mahkemece bizzat tartışılarak bir sonuca ulaşılmasını temin etmektir. Kolluk tutanaklarının aksi ispatlanana kadar geçerli olduğu kuralı, sanığın çelişmeli usul çerçevesinde tanıkları sorgulama ve delillerin güvenilirliğini test etme hakkını ortadan kaldıramaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu şirket hakkında tesis edilen idari para cezasının mutlak dayanağının kolluk görevlilerinin gözlemlerini yansıtan tutanak ve bu tutanağa temel teşkil eden M.A. isimli şahsın iddia edilen sözlü beyanları olduğunu tespit etmiştir. Başvurucu şirket vekili, itiraz sürecinin başından itibaren kolluk tutanağında belirtilen saatte hiçbir şekilde içki satışı yapılmadığını savunmuş ve içki satın aldığı öne sürülen şahsın duruşmada bizzat dinlenerek beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesini talep etmiştir.

Buna karşın Sulh Ceza Hâkimliği, yaptırıma dayanak olan tanığın duruşmada hazır edilmesi veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi alternatif vasıtalarla dinlenmesi yönünde hiçbir makul usuli çaba sergilememiştir. Hâkimlik kararı, idare tarafından sunulan evrak ve polis tutanağının aksi sabit oluncaya dek geçerli olduğu varsayımına dayandırılmış, başvurucunun tanık sorgulama hakkı tamamen göz ardı edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, olayda sorgulama imkânı tanınmayan tanığın ifadesinin, itirazın reddi kararına götüren ve cezaya mesnet teşkil eden en belirleyici delil olduğunu vurgulamıştır. Hükme ulaşılırken bu sorgulanmamış beyanlar dışında, savunmanın maruz kaldığı dezavantajlı durumu telafi edecek kamera kaydı gibi başkaca hiçbir bağımsız dengeleyici delile dayanılmadığı da saptanmıştır. Hâkimliğin sadece idari tutanağı mutlak bir ispat aracı kabul etmesi ve başvurucunun aksi yöndeki tanık dinletme talebini dikkate almaması, başvurucuyu idari otorite karşısında önemli ölçüde dezavantajlı bir konuma sürüklemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvurucunun talebini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: