Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/64508 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/64508 BN.

Anayasa Mahkemesi | Oğuzhan Kaplan | 2021/64508 BN. ═══════════════════════════════════════════════════════════

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/64508
Karar Tarihi 17.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık dinletme hakkı adil yargılanmanın ayrılmaz parçasıdır.
  • Savunma tanıklarının dinlenmemesi silahların eşitliğini ihlal eder.
  • Sadece tutanağa dayalı idari yaptırım kararı hakkaniyete aykırıdır.
  • Tanık dinlenmemesi telafi edici ek güvencelerle dengelenmelidir.

Bu karar, kolluk tutanaklarına dayanılarak kesilen idari para cezalarına karşı yapılan itirazlarda sulh ceza hâkimliklerinin izlemesi gereken usul güvenceleri açısından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sadece kolluk tutanağına dayanılarak ve başvurucunun aksini ispat etmek için gösterdiği tanıklar dinlenmeden verilen yaptırım kararlarının adil yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini açıkça ortaya koymuştur. Karar, kolluk tutanaklarının aksi ispat edilemez kesin deliller olmadığını, idare karşısında bireyin dezavantajlı duruma düşürülmemesi gerektiğini hukuken tescillemektedir.

Benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerin savunma tanıklarını dinlemeyi gerekçesiz şekilde reddetmesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden sarsan bir eksiklik olarak kabul edilmektedir. İdarenin işlemine dayanak olan tutanak ile bireyin savunması çeliştiğinde, hâkimin maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü çerçevesinde tanıkları dinlemesi veya tutanağı doğrulayan ek deliller araması adil bir yargılamanın asgari şartıdır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle trafik, kabahatler veya idari yaptırımlara ilişkin yargılamalarda savunma makamının delil sunma ve tanık dinletme taleplerinin mahkemelerce ciddiyetle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Hâkimlerin, sadece idarenin sunduğu belgeye itibar ederek savunma delillerini göz ardı etmesi, yargılamanın bütününe yayılan bir hak ihlaline yol açacağından, taraflar arasında adil bir denge kurulması ve bireye idare karşısında telafi edici güvenceler sağlanması gerektiği yerleşik bir içtihat hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, İstanbul Kadıköy'de içki satışı da yapan bir dükkân işletmektedir. Olay gecesi saat 01.30 sularında kolluk görevlileri, dükkândan elinde poşetle çıkan bir müşteriyi durdurmuş ve poşette üç adet bira bulunduğunu tespit ederek tutanak düzenlemiştir. Bu tutanağa dayanılarak başvurucuya saat 22.00'den sonra alkollü içki satışı yaptığı gerekçesiyle idari para cezası kesilmiştir.

Başvurucu, idari para cezasının iptali için sulh ceza hâkimliğine başvurmuştur. Dilekçesinde, olay anında dükkânda ağabeyinin bulunduğunu, dışarı çıkan kişiye sadece su ve temel gıda maddesi satıldığını iddia etmiş ve olayın aydınlatılması için ağabeyinin ile bahsi geçen müşterinin duruşmada tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemenin sadece kolluk tutanağına dayanarak ve bu kritik tanıkları dinlemeden itirazı kesin olarak reddetmesi üzerine, başvurucu tanık dinletme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan tanık dinletme ve sorgulama hakkına odaklanmıştır. Her ne kadar Anayasa m.36 metninde açıkça zikredilmese de, adil yargılanma hakkının zımni bir unsuru ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin bir gereği olarak, herkesin iddia ve savunma tanıklarının aynı şartlar altında dinlenmesini isteme hakkı bulunmaktadır.

Olayın temelini oluşturan idari yaptırım, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu m.6 uyarınca saat 22.00 ila 06.00 arasında alkollü içki satışının yasak olmasına dayanmaktadır. Aynı Kanun'un 4250 sayılı Kanun m.7 hükmü gereğince de bu yasağa aykırılık idari para cezasını gerektirmektedir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, savunma tanıklarının dinlenmesi talebi silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir gereğidir. Mahkemeler, kural olarak hangi tanığın dinleneceğine takdir yetkisi çerçevesinde karar verse de, davanın sonucunu doğrudan etkileyecek ve gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak lehe tanıkların dinlenmemesi adil yargılanma hakkını zedeler. Ceza isnadı niteliğindeki kabahat yargılamalarında da, idare tarafından düzenlenen bir tutanağı tek geçerli delil olarak kabul eden mahkemeler, savunma tarafının karşılaştığı bu dezavantajlı durumu telafi edici güvencelerle gidermekle yükümlüdür. Tutanakların doğruluğunu ve güvenilirliğini destekleyen başka doğrulayıcı deliller sunulmadan, sadece idarenin belgesine itibar edilerek sanığın tanıklarının dinlenmemesi, idare ile birey arasındaki silahların eşitliği prensibini ihlal etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dükkânında saat 22.00'den sonra içki satışı yapıldığına dair kesilen idari para cezasının iptali sürecini incelemiştir. Başvurucunun, idari para cezasına dayanak oluşturan tutanağın aksini ispatlamak amacıyla olayın bizzat tarafı olan ağabeyini ve içkiyi aldığı iddia edilen müşteriyi tanık olarak göstermesine rağmen, sulh ceza hâkimliği bu kişileri dinlemek veya duruşmaya çağırmak için hiçbir makul çaba sergilememiştir.

Hâkimlik, idari para cezasını onarken sadece kolluk görevlilerinin olay gecesi düzenlediği tek taraflı tutanağı hükme esas almış, bu tutanağı doğrulayan ek bir delil arayışına girmemiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını doğrulayabilecek yegâne yöntem olan tanık dinletme talebinin dikkate alınmamasını, savunma makamının idare karşısında usulen çaresiz bırakılması olarak nitelendirmiştir. İdare tarafından tutulan bir tutanağın aksi ispat edilemez kesin bir belge gibi kabul edilmesi ve başvurucuya bu tutanağın hatalı olduğunu kanıtlama fırsatının, yani yargılamayı dengeleyen telafi edici güvencelerin sunulmaması, davanın adil olma vasfını yitirmesine neden olmuştur.

Sulh ceza hâkimliğinin kararına gerekçe gösterdiği olguların varlığı yönünden sadece idarenin kolluk tutanağını dikkate alması, buna karşılık başvurucunun aksini ispat için açıkça gösterdiği kritik tanıkları gerekçesiz bir şekilde dinlememesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal edecek derecede ciddi bir eksikliktir. Bu durum, bireyi yaptırım uygulayan devlet gücü karşısında önemli ölçüde dezavantajlı bir konuma sürüklemiş ve yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkarmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: