Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2020/5085 E. 2021/5484 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2020/5085 |
| Karar No | 2021/5484 |
| Karar Tarihi | 09.11.2021 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Süresinde harç yatırılması istinaf iradesini gösterir.
- Dilekçenin sisteme geç yüklenmesi hakkı düşürmez.
- Elektronik tebligat kuralları hak kayıplarını önlemelidir.
- Mobbing iddiası somut delillerle ispat edilmelidir.
Bu karar, idari yargılama usulünde kanun yollarına başvuru hakkının korunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. İstinaf başvuru süresi içerisinde gerekli harç ve masrafların yatırılmış olması, başvuru iradesinin süresinde ortaya konulduğunun temel bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. İstinaf dilekçesinin bilişim sistemlerine çeşitli nedenlerle geç yüklenmiş olması, süresinde harcını yatıran vatandaşın veya vekilinin mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldıramaz.
Kararda aynı zamanda, istifa iradesinin idare hukuku bağlamındaki geçerliliği de tartışılmıştır. Bir kamu görevlisinin kendi isteğiyle görevden ayrılması ve sonrasında iş sonu tazminatını talep edip alması, kural olarak istifa iradesinin netliğini gösterir. Sonradan ileri sürülen mobbing veya psikolojik baskı iddialarının ise kurum içi soruşturmalar veya somut delillerle desteklenmesi gerekliliği bir kez daha vurgulanmış olmaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, Danıştay bu kararıyla şekilciliğin adaletin tesisine engel olmaması gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturmaktadır. Sadece dilekçenin sisteme geç girmesi gerekçesiyle istinaf talebinin süre aşımından reddedilmesi, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkının aşırı şekilci bir yorumla ihlali anlamına gelecektir. Bu yaklaşım, avukatların ve vatandaşların usul işlemlerindeki olası sistemsel veya ikincil gecikmelerden dolayı hak kaybına uğramasını engellemektedir.
Uygulamadaki önemi bakımından, alt derece mahkemelerinin kanun yolu başvurularını incelerken sadece sisteme evrak yüklenme tarihine değil, harç makbuzlarındaki tarihlere de titizlikle bakması gerektiği ortaya konmuştur. Bu doğrultuda idari yargı mercileri, başvuru süresini hesaplarken ilgilinin devlete ödeme yaparak başvuru iradesini resmileştirdiği ilk anı dikkate almak zorundadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kars Bölge Müdürlüğü bünyesinde geçici personel statüsünde görev yapan davacı, görevinden istifa etmiş ve kurumdan iş sonu tazminatını alarak ayrılmıştır. Ancak kısa bir süre sonra kuruma tekrar başvurarak aslında kendi hür iradesiyle değil, amirlerinin uyguladığı mobbing, psikolojik baskı ve sürekli soruşturma tehdidi altında istifa etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Davacı, bu gerekçelerle görevine dönmek istemiş ve istifasının işleme konulmamasını talep etmiştir. Davalı idarece bu talebin reddedilmesi üzerine davacı, sözleşmesinin feshine dair işlemin iptali talebiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme davayı esastan reddetmiş, davacının istinaf başvurusu ise bölge idare mahkemesince harçlar zamanında yatırılmış olmasına rağmen dilekçenin sisteme geç yüklenmesi nedeniyle süre aşımından reddedilmiştir. Uyuşmazlık, istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı ve davanın esasına girilip girilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, öncelikle kamu görevlilerinin statü hukuku ile yargılama usulündeki süre ve tebligat kurallarının birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. İdare hukuku ilkelerine göre, kamu görevlilerinin kendi istekleriyle görevden çekilme iradeleri, kural olarak serbest ve hür iradeye dayanmalıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 4/C statüsünde geçici personel olarak çalışan kişilerin sözleşmelerinin feshinde ve istifa süreçlerinde de bu temel kurallar titizlikle uygulanır. İradenin mobbing (psikolojik taciz) ile sakatlandığı iddiaları ise her zaman somut, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Aksi takdirde, idari istikrar ilkesi gereği, usulüne uygun şekilde tekemmül etmiş işlemler geçerliliğini korur.
Davanın usul hukuku boyutunda ise en temel kurallardan biri adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkıdır. İstinaf başvurularının süresinde yapılıp yapılmadığının tespiti, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 45 ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 48 çerçevesinde değerlendirilmektedir. İdari yargıda dava açma ve kanun yollarına başvuru süreleri hak düşürücü nitelikte olup, bu sürelerin takibi son derece kesin şekil şartlarına tabidir.
Bununla birlikte, tebligatların ne zaman yapılmış sayılacağı ve kanun yolu sürelerinin ne zaman işlemeye başlayacağı hususunda Elektronik Tebligat Yönetmeliği m. 9 düzenlemesi de büyük önem taşımaktadır. İlgili yönetmelik kuralına göre, elektronik yolla yapılan tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine (UETS) ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır. Sürelerin adli tatile rastlaması durumunda da yasada öngörülen uzama kuralları devreye girmektedir.
Yargı içtihatlarına göre, hak arama hürriyetinin kullanımında hakkın özünü zedeleyecek aşırı şekilcilikten mutlak surette kaçınılması gerekmektedir. Bir kanun yolu başvurusunda, yasanın aradığı harç ve masrafların yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmış olması, kişinin başvuru iradesini ortaya koyduğunu kanıtlar. Dilekçenin sisteme çeşitli sebeplerle gecikmeli kaydedilmesi, süresinde yapılan harç tahsilatını geçersiz kılamaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyasına yansıyan olayda, davacının kendi el yazısıyla sunduğu istifa dilekçesinin ardından sözleşmesinin idarece feshedildiği ve akabinde davacının kendi talebi doğrultusunda yüklü miktarda iş sonu tazminatının tarafına ödendiği görülmektedir. Davacının olaydan yaklaşık bir ay sonra kuruma başvurarak mobbing ve baskı iddialarını dile getirdiği, idarece yapılan soruşturmada ise bu iddiaları doğrulayacak veya psikolojik baskı olarak nitelendirilebilecek herhangi bir haksız uygulamanın tespit edilemediği saptanmıştır. Bu bağlamda, davacının hür iradesiyle görevden ayrıldığına ilişkin yerel mahkemece yapılan tespitlerde maddi olay yönünden bir eksiklik görülmemiştir.
Ancak uyuşmazlığın kanun yolu (istinaf) aşamasında, Bölge İdare Mahkemesince verilen usule ilişkin ret kararı Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. İlk derece mahkemesi kararının davacı vekiline elektronik ortamda tebliğ edildiği tarih, adli tatil hükümleri ve elektronik tebligatın yasal öğrenilme süreleri dikkate alınarak hesaplandığında, istinaf başvuru süresinin son gününün belirlenmesi büyük önem arz etmiştir.
Dosya kapsamındaki veriler ve makbuz kayıtları incelendiğinde, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için zorunlu olan harç ve masrafların temyiz süresi içerisinde (23.08.2019 tarihinde) yatırıldığı tespit edilmiştir. İstinaf dilekçesinin sisteme daha geç bir tarih olan 02.10.2019 tarihinde yüklenmiş olması, başvuru iradesinin yasal süre içinde ortaya konmadığı anlamına gelmemektedir. Harç ve masrafların süresinde yatırılmış olması, davacının istinaf yoluna gitme iradesini açıkça göstermektedir. Bu nedenle, sadece dilekçenin sisteme geç kaydedilmesi gerekçe gösterilerek istinaf talebinin süre aşımından reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının aşırı şekilci bir yaklaşımla engellenmesi anlamını taşımaktadır.
Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, harçların süresinde yatırılmış olması nedeniyle istinaf başvurusunun süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminin süre aşımından reddine ilişkin kararı bozmuştur.